• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C

Issız Adam niçin ağlatıyor?

Prof. Dr. Bengi SEMERCİ

Tüm arkadaşlarınız, gazeteler aynı filmden bahsedince ve buna bir de danışanların soruları, yorumları eklenince kısa sürede o filmi görmek gerekiyor.

Ben de öyle yaptım ve Issız Adam filmini izlemeye gittim. Önce sinema seyircisi olarak düşüncelerimi paylaşmalıyım.

Çok duru, abartısız, sıkmayan, büyük beklentilere sokmadan sinema izleme duygusunu doyuran bir film. Çağan Irmak, tıpkı Babam ve Oğlum filminde olduğu gibi hemen herkese "Ben bu öyküyü biliyorum, ama bu kadar güzel anlatamazdım," diye hissettirmeyi başarmış.

YAŞAMI ANLATMAK

Filmle ilgili hep aşk öyküsü ve bağlanma korkusu anlatıldı. Oysa film, bambaşka bir öyküyle başlıyor.
İstanbul'da bazı yozlaşmış ilişkiler ve onların verdiği tükenmişlik duygusu.

Birbirini tanımadan, anlamadan kurulan cinsel ilişkiler...

İnternetten tanışılan evli çiftlerle, geçerken uğranan birileriyle kurulan cinsellikler... Duygu olmadan, insani hiçbir ilişki kurulmadan sadece cinsellikle yaşanan birliktelikler... Bu tür yaşamları anlamaya çalışmak gerek. Tüm bunları ne bağlanmaktan kaçınmakla açıklamak mümkün ne de modern dünyanın düzeniyle... Biraz daha derine, yaşayanların kendilerine, ailelerine, öğretilerine, sorunlarına, beklentilerine ya da beklentisizliklerine gitmek gerekiyor. Mutluluk arama adına daha mutsuz olmaya giden bu yolu tanımaya çalışmak, çözümleri de beraberinde getirebilir.

NİÇİN AĞLANIYOR?

Kimler ağladı filmde? Bu sorunun somut yanıtları var. Çoğunluğu kadın olmakla birlikte, filmde ağladığını söyleyen erkekler de var.

Ortak nokta, ağlamanın ayrılıktan sonra başladığı ve ayrılıkla yaşananlarla arttığı.

Onların ağlamalarına eşlik etmenin yanı sıra çoğunluk yaşadığı bir aşkı anımsadı galiba.

Hele sonu ayrılıkla bitmiş bir aşk öyküsü olanlar, kahramanların gözyaşlarında kendilerinin eski gözyaşlarını ve acılarını buluyorlar. Benim asıl merak ettiğim kaç kişi, kahramanların durumuna ağladı? Çözebilecekleri bir sorunu çözmek yerine vazgeçmelerine... Yıllar sonra karşılaştıklarında "Biz ne yaptık?" pişmanlığı yerine, "Hâlâ seviyorum ama çaresizim," şeklindeki yanlış düşünce ile kendilerine acımalarına kaç kişinin ağladığını merak ediyorum.

Filmdeki anne niçin ağlıyordu? Eğer oğlu kendisine ait olsa, ona bağımlı olsa bir başka kadına bu kadar kolay verir miydi? Yoksa oğlunun yakın olduğu kadını sahiplenerek, onun üstünden oğluna mı ulaşmaya çalışıyordu? Ya da kadın kahramanın evlendiği ve çocuk sahibi olduğu adama ağlayan oldu mu? Filmden ağlayarak çıkan kadınların birçoğu "Ben de terk edilmiştim, ama biliyordum, beni sevdiği halde bağlanma korkusundan gitmişti," diye düşünüyordu. Bu düşünce kızgınlığınızı, "Demek hâlâ acı çekiyor, oh olsun," duygusu dile getirebilir. Çoğu terk edip giden, aslında bu duyguyu yaşamasa, hatta sizi çoktan unutmuş olsa da böyle düşünmek sizi rahatlatıyorsa, bir zararı yok. Sadece her zaman olmayacağını bilin yeter.
Ama bu duygu ile filmden çıkıp, sizden ayrılan eski sevgilinizi aramayın.

Alacağınız yanıt, çok acıtıcı olabilir. Ayrılma aşamasında yapılacakları yaptıysanız, karşınızdakiyle ilgili değil, kendinizle ilgili yanlışları bulmaya ve çözmeye çalıştıysanız, buna rağmen gittiyse bitmiş demektir. Bir sonraki ilişkide benzer sorunları yaşamamak için neler yapılması gerektiğini düşünme zamanıdır. Bu arada filmin sonunda her iki tarafın aşkının devam etmesine karşın, kadının evlenip, çocuk sahibi olması, kadınların sorunları daha çabuk ve iyi çözdüklerinin bir göstergesi olarak mı verilmişti, yoksa 'Kimi severlerse sevsinler, belli yaşa gelmeden evlenip, çocuk sahibi olmak isterler,' şeklinde bir eleştiri miydi, anlamadım! Yanlarında kadın arkadaşlarıyla gelmiş ve çıkışta onun ağlamasına biraz gülerek bakarak, kendi yaşlarını saklamaya çalışan erkeklere de bir hatırlatma: Tüm insanlar yanlış yaptıklarında, canları yandığında ağlayabilir. Buna erkekler de dahildir. Ve "Bak, ben o adamlardan değilim, yanındayım," bakışıyla bakan erkekler düşünmeli ki yanlarında durmak isteyen biri olmadığı zaman, kimsenin yanında olamazlar.

Sevin, âşık olun ve sağlıklı sevgiler yaşayın.

Yanlış ilişkiler yaşıyorsanız, bağlanamıyorsanız, "Bunun sorumlusu çağımız," diyerek geçmeyin.

Kendinizi çözmeye çalışın. En azından bir sonraki sefer doğru sevgiyi bulma ve yaşatma şansınız olur. Ve Issız Adam'ı izlemeye gidin.

Ağlamaya gitmeyin, canınız ağlamak istiyorsa ağlayacak çok şey bulunabilir.

Bu yazı toplam 6325 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
renk buğu
2010-02-03 23:13:14
ağlamadım
merhabalar bengi hanım.. yazılarınıza yapılan yorumları okuduğunuzu varsayarak yazmaya karar verdim.. çağan ırmak bana göre oldukça değerli bir yönetmen.. tüm filmlerini seyrettim.. her filminde ona duyduğum saygı biraz daha arttı... ancak ıssız adam filmi buna istisna oldu.. mustafa hakkında herşey adlı filminde bence sayın ırmak, aslında aşkın arka planını oldukça çarpıcı bir tarzda sunmuştu.. bunun üstüne yapacağı bir aşk filminde çok daha girift bir hikayeye girişmesi gerekiyordu.. :) tabi bu benim beklentimdi.. ağlamam gerekiyor muyudu bilmiyorum, ama ben ağlamadım.. hatta filmden fazla tat aldığımı da söyleyemem.. evet bahsettiğiniz gibi şehir yaşamının yol açtığı yabancılaşma, bağlanma korkuları, anne oğul ilişkisindeki çıkmazların sevilen kadınla olan ilişkiye yansımaları, sessizce vurgulanmıştı.. ve başka bir yönetmenin eseri olsaydı oldukça başarılı sayılabilirdi.. ancak ne yazık ki bunların tümünün sayın ırmak'ın daha önce sergilediği becerilerinin çok altında kalan vurgular olduğunu düşünüyorum.. bize öğüt olarak sunduğunuz, asıl kendimizle yüzleşmemiz gerektiği düşünceniz için teşekkür ederim.. bence de ... asıl kendimizle yüzleşmemiz gerekiyor.. yani en zor olanı yapmamız.. çünkü yazınızda kimin adına ağlamamız gerektiği ile ilgili en zor soruyu sormamız gerektiğini düşünüyorum.. ayrıldığı sevgilisini düşünürken evlendiği adamdan olan çocuk... sevilmeyen adamla yapılan çocuk... en zor durumda olan bence... yazınızın ilham kaynağı olmasından duyduğum şükran duygusuyla, teşekkür ederim.. saygılarımla..
oğuzhan kürşat oktay
2009-01-14 12:22:46
keşke
keşke evet keşke değer verdiğim görüşleri daha doğrusu görüşlerini açıklayış tarzı her zaman hoşuma giden beni yakalayan bengi hanım biraz daha detaylı irdeleseydi bu filmi. Daha detaylı açılımlar getirseydi keşke. Issız adam olma durmunun bu filmle birlikte çok çarpıtılmış bir şekilde nitelendirildiğinin ve yaşandığının farkındayım. Öyle ki insanlar film tam da beni anlatıyor şeklinde böbürlenmek sureti ile hava atma yarışındalar birbirlerine karşı. Filmle ilgili aynı hisleri ben de yaşadım. Hatta şok olma derecesinde yaşadım. Ama çok kısa süren bu şok ve şaşkınlık devresi akabinde hemen bunun ciddi bir problem olarak karşımda durduğu düşüncesine dönüştü. Bu filmin izini bu ortamlarda sürersem kendimle ilgili ipuçları yakalayabileceğimi düşündüm. Bengi Hanım'ın bu nokjtada bana daha yardımcı olmasını dilerdim
ömür coşkun
2008-11-25 18:20:05
güzel
güzel bir bayan bence manken olmalıydıı
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim