• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C

İsrail’in Bilinçaltı “Adleryen bir analiz”

Uzm. Psk. Esan Gül

Gazze’ye insani yardım amacıyla yola çıkan gemilere yapılan saldırının ve sonrasında İsrail ile yaşananların sağlıklı bir şekilde anlaşılabilmesi için olayın birçok yönüyle analiz edilmesi gerekir. Özellikle İsrail halkının ve devlet yapısının bilinmesi ve olaylar karşısında İsraillilerin göstermiş oldukları tutumların doğru bir şekilde anlaşılması son derece önemlidir. Yaşananların sadece dini ya da siyasi bir perspektifle analiz edilmesi olayı bir yönüyle ele almak olur ki bu eksik bir yaklaşımdır. Olayın birçok yönüyle birlikte bir de psikolojik yönünün analiz edilmesi son derece önem arz etmektedir.

Psikolojik analizlerde yapılması gereken ilk şey, her tutum ve davranışın bir amaca doğru yönelmiş olduğunun bilincinde olmaktır. Nasıl ki her insanın tutum ve davranışlarında bir amaç söz konusuysa, devletlerin toplumsal ve siyasi hayatı da bir amaca göre şekillenmiştir. Bir devletin amacını bilmek, aynı zamanda dış dünya ile ilgili bir takım bilgiler edinmek, o devletin hareket ve davranışlarının ne anlama geldiğini ve bütün bunların o devletin amacına ulaşmak için yapmış olduğu hazırlıklar olarak ne gibi bir değer taşıdığını anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu bağlamda İsrail’in genel amacının Nil’den Fırat’ta kadar ‘Büyük İsrail Devleti’ni kurmak olduğunu bilmek bilinçaltının anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Psikolojik analizlerde ikinci bir yöntem olarak bir insanın ne şekilde düşündüğünü bilmek için o insanın başka insanlarla olan ilişkilerini incelememiz gerekir. Bu cümleden olarak sürekli dışlanmış ve aşağılanmış insanların, evrensel değerlerin değişmez yasalarını iyice kavramamalarını anlamak güç değildir.

Bu insanların genel özelliklerine baktığımız zaman karşılarına çıkan fırsatlara güvensizlik ve kuşku ile yaklaştıklarını; toplumdan ayrılmak, yalnız başlarına yaşamak ve sorumluluklarından kaçma eğilimi gösterdiklerine şahit oluruz. Hayatın düşmanlığını olağanüstü keskin bir biçimde hissettikleri için farkında olmadan bu duygularını abartırlar. Hayatın parlak ve olumlu yanlarından çok, acı ve olumsuz yanlarını görürler. Çoğu zaman da bu bakış açısından dolayı hayatları boyunca kavgacı bir tutum takınırlar. Kendilerine olağanüstü bir dikkat gösterilsin isterler ve başkalarından çok kendilerini düşünürler. Hayatın gerekli yükümlülüklerini bir uyarım olarak görecek yerde, güçlük ve sıkıntı olarak görürler. Çok geçmeden kendileri ile çevreleri arasında başkalarına karşı duydukları düşmanlık yüzünden hiç durmadan genişleyen bir uçurum oluştururlar. Bunun için her yaşantıyı aşırı bir endişeyle (ihtiyatla) karşılarlar, gerçekten ve her türlü ilişki kurma imkânından gitgide el çekerler, kendilerine hiç durmadan yepyeni güçlükler çıkarmaktan başka bir şey de yapmazlar.

Bu insanlar her türlü sevginin engellendiği ve baskı altına alındığı bir psikolojiye sahip oldukları için kendisini kuşatan çevreden çekinir ve ruhunun gelişmesi için son derece önemli olan insani ilişkileri yavaş yavaş sona erdirirler. Bundan dolayı da dünyada bir seveni kalmaz. Ayrıca sevgi duygusunun gelişmediği bir ortamı yaşadıkları için başka insanlara sevgi göstermelerini beklemek mümkün değildir. Çünkü bu insanların genel tavrı her türlü sevgiden kaçma ve uzaklaşma olarak kendini gösterir. Tabii bir sevgiyi kendilerini küçülten ve köle haline getiren bir şey olarak gördükleri için ona karşı uzak durur, hatta savaş açarlar.

Kendilerine sürekli kötü davranıldığını düşündükleri için bu durum onlarda bir karakter katılığına, haset ve kin duygularının yüreklerinde filizlenmesine yol açmıştır. Onun için neredeyse hepsi başkalarını mutlu görmeye katlanamayan kişilere dönüşmüştür. Kendi hatalı davranışlarına bir çözüm yolu bulmadıkları müddetçe bu insanların mutlu olma imkânları söz konusu değildir.

Bu kişilerin başka insan ve topluluklarla yeterince sağlıklı ilişki kurma imkânı bulamadıkları için onlara karşı düşmanca tutum ve davranışlar içinde olduklarını düşünüyorum. Kekremsi bir özellik gösteren bu kişilerin insani ilişkilerde cesaretlendirilmesi ve kendilerine güler yüz ve tatlı dil ile yaklaşılması gerekir. Çünkü insan ruhunun gelişmesinde güler yüz ve konuşmanın çok büyük bir önemi vardır.

Hep kendileriyle ilgilendikleri için başkalarını düşünmeye fırsat bulamayan bu kişiler, diğer insanların çıkarlarını hiçe sayarak saygınlığa ulaşmaya her zaman hazır ve kararlı görünürler. Bu düşünce onlarda ayrıca korkaklığın oluşmasına da neden olmaktadır. Çünkü saygınlıklarını yitirmek ve aşağılanmak bilinçaltlarında kadim bir semptom olarak yerini muhafaza etmektedir. Biz biliyoruz ki korkaklık bireysel ve kavgacı bir tutumu da beraberinde getirir. Böyle bir tutum toplumsallık duygusunu silip atar ama başkalarının görüş ve düşüncesi karşısında duyulan korkuyu yok etmekten de fersah fersah uzaktır.

Korkak kimse başkalarının kendisiyle alay etmesinden, başkalarının kendisini görmezden gelmesinden ya da başkaları tarafından değersiz bir gözle bakılmaktan sürekli çekinir. Bunun sonucu olarak da her zaman başkalarının düşünce ve görüşlerine bağımlı yaşar, ilgili görüş ve düşüncelerin eline kayıtsız şartsız teslim eder kendini. Düşman bir ülkede yaşar gibidir tıpkı; kendisinde kuşku, kıskançlık ve bencillik gibi karakter özelliklerini geliştirir. Onun için sürekli şikâyet eden, kendisini haklı çıkarmaya çalışan, başkalarını övmeyi kendilerine yediremeyen, başkaları övüldüğü zaman içleri öfkeyle dolup taşan kişilere dönüşürler. Kazanacağı başarılardan çok karşısındaki kişileri alçaltıp küçümseyerek onları aşmaya çalışırlar. Oysa bu tutum onları daha fazla yalnızlaştırmakta ve yalnızlaştıkça da gittikçe tüm insanlardan daha fazla korkan bir konuma sürüklemektedir. Bu durum genellikle yıllar boyun mağdur edilmiş ve dışlanmış devletlerin hepsinde yaşanır.

Bu yazı toplam 2313 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
deniz er
2011-06-08 03:28:37
güldüm
tuna kamhı
2010-06-25 00:39:59
adleryen bır analız
başka????????
cansu keleş
2010-06-24 10:55:31
ilginç
çok aydınlatıcı bir yazı olmuş, elinize sağlık. olayın bu yönünü hiç düşünmemiştim ben. ek olarak, ayrıca tevratı okuyup, bu kitabın insanlara nasıl bir psikolojik altyapı kazandırdığını da görmemiz gerek. sonuçta yahudilerin yaşadığı travmaların çouğ kabbala-torah vs. yani dini kaynaklı,.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim