• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

İntiharın göze alınamaz akıbeti üzerine...

Ahmed Şahin

Bu fevkalade önemli konuya şöyle bir misalle de bakabiliriz. Bilindiği üzere insan oturduğu kendi evinde istediği tasarrufta bulunabilir, hatta duvarlarını yıkar, camlarını dahi kırabilir.

Çünkü mülk kendisinindir. Başkası karışamaz. Ancak kiracısı olduğu evde aynı şekilde sorumsuz tasarrufta bulunamaz. Çünkü mülk kendisinin değildir. Mal sahibi böyle bir yıkım yetkisi de vermemiştir kendisine.

İşte insanın içinde ruhuyla yaşadığı bedeni de böyle kiracısı olduğu hane gibidir.

Ruhunu misafir eden cesedi, kendi mülkü değildir. Hiçbir organını kendisi yapmamıştır. Ne elini, ne gözünü, kulağını, kalbini, midesini kendisi yaratmamıştır. Öyle ise insanın cesedi insana emanet olarak verilmiştir. Emanetin hiçbir yerine zarar verme hakkına sahip değildir. Bu sebeple intihar ederek cesedini yok etme yetkisi yoktur elinde. Bir bombayı bedenine bağlayarak patlatıp parçalamayı düşünemez. Şakağına tabancayı dayayıp başını parçalamaya cür'et edemez. Kendini bir yerden atıp hayatına son vermeyi aklına getiremez. Öldürücü haplar yutup kendini zehirleyerek, aç susuz bırakıp bedenini mefluç  hale getiremez. Çünkü imha etmek istediği beden kendisinin değildir. Kiralık evi tahrip eden, nasıl emanete ihanet eden hain durumuna düşerse, herhangi bir gerekçe ile intihara yönelen kimse de emanete ihanet eden durumuna düşmekten kurtulamaz.

İşte bu kesin gerçekten dolayı intihar eden insanın cenaze namazı kılınır mı, kılınmaz mı konusu tartışılır olmuştur. İmanı varsa kılınır görüşü ağırlık kazanmıştır. Çünkü Allah'ın mülkünü tahrip eden Müslüman, bu büyük günahı mülk sahibini inkar ettiğinden değil, maruz kaldığı olayın baskısına dayanamadığından dolayı işlemiştir. İnançsız kimse muamelesine maruz bırakılamaz, imanını kaybetmeyen insan, denmiştir.

Ancak tartışılmayan kesin hüküm odur ki intihara hiçbir şekilde izin vermeyen İslam, ölmeyi değil yaşamayı emretmiştir. Çünkü ölen insan hiçbir hayrın, iyiliğin ve ibadetin sahibi olamaz. Her şey bitmiş olur ölümle. Ama sıkıntı içinde de olsa yaşayan insan bir gün tövbe istiğfar edip istikametini düzeltir, iyi günlere erişir, kaybettiklerini kazanabilir.

Bu konuda Kütüb-ü Sitte'deki şu ibretli olay ölmeye değil zorluk içinde de olsa yaşamaya çağırmaktadır insanları.

Saadet asrında iki kardeş vardı. Biri savaş meydanında aldığı yaralardan şehit olarak ölmüştü. Öteki ise bir sene daha ömür sürüp yaşamış, şehitten bir sene sonra ölmüştü. İkisini de rüyada cennetin kapısında beklerken gören bir komşusu, şehit olarak ölenin cennete önce çağrılacağını beklerken, sonra ölen kardeşi önce çağrılmış cennete…

Bu rüyasını Peygamberimiz'e anlatan sahabi, cennete önce şehidin çağrılması gerekirdi, ama öyle olmadı, sonra ölen kardeşi önce çağrıldı cennete. Bu rüya Rahmani değildir herhalde, diye sormuş:

"Rüyan Rahmani'dir, yanlışlık yoktur!" buyuran Efendimiz, (sas) şöyle yorumlamış sonra ölenin cennete önce davet edilme sebebini:

- Cennete önce çağrılan kardeş, bir sene fazla yaşadı. Daha fazla iyilikleri ibadetleri oldu. Onu cennete önce davet ettiren, işte bu bir senelik fazla ibadet ve iyilikleri olmuştur!..

Efendimiz burada önemli bir ikazda bulunarak buyurur ki:

-Sakın bir senelik fazla iyilik ve ibadetin ne farkı olabilir  demeyin?. Bir sene fazla yaşayanın ibadeti ile bir sene önce ölenin arasındaki ibadet farkı, yerle gök arasındaki fark kadar farklıdır!..

Demek ki, esas mesele ölmek değil yaşamaktır! Zorluk ve sıkıntı içinde de olsa ibadet ve itaat içinde yaşamaya devam etmektir. Ölende tüm hayırlar biter, ama yaşayanda tüm hayır ihtimalleri devam eder. Hele intihar yoluyla kendini öldürmek ise Allah korusun, asla göze alınabilecek bir akıbet değildir. Doğrudan Allah'ın yaratıp kendisine emanet olarak verdiği bedene ihanet eden katil durumunda kalmak söz konusudur.

a.sahin@zaman.com.tr 

 

Bu yazı toplam 3898 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim