• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -1 °C

Hukukun Şartsız Üstünlüğü

Maruf BEÇENE

Hukukun Şartsız Üstünlüğü ve Güvende Süreklilik


Türkiye tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Siyasetten yargıya, kurumlardan sermayeye ciddi bir tutarsızlık -tutarsızlık ifade edilirken- beraberinde pervasızlık durumu hakim. İnsanların çoğunda “hukukun üstünlüğü” anlayışı boş bir kandırmaca gibi algılanmakta ve toplumun önemli bir kesimi siyasal kıvırmaların patolojisine maruz bırakılmaktadır. “Önce insan anlayışı” yerini “toprağa”, "ahlak" anlayışı yerini "çıkara" terk etmiştir. İnsanların çoğunda, geleceğin ne olacağını tahmin edememenin tedirginliği hakim. Farklı tercihlere ve farklı aidiyetlere yönelik insani olmayan yaklaşım ve değerlendirmeler, öfke patlamalarına ve iç çatışmaları körükleyecek ayrılıkçı eylemlere sebep olabilir.
Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde kamuoyuna yansıyan siyasetin çirkef, engelleyici, yok edici, yok sayıcı yaklaşımları birçok insanda derin ümitsizliklerin oluşmasına sebep olmuştur. İnsanlar artık hukukun üstünlüğü anlayışını ya bir safsata, ya göstermelik bir yanılgı, yada gerek görüldüğünde üzeri çizilebilecek metinler yığını olarak görmektedir. Son dönemde; CHP tarafından başlatılan süreç, ordunun desteği, yargının! onayı ve cumhurbaşkanlığının vetolarıyla meşru bir siyasi harekete karşı kurumsal ve bütüncül bir tavır sergilenmiştir.
352 Milletvekiliyle güçlü bir siyasal varlığı olan AK Partiye yönelik masa altı oyunlar sergilenip, parti kurumsal bir diskalifiyeye maruz bırakılabiliyorsa, sıradan bir sivil toplum kuruluşu yada bireyi rahatlıkla oyunun dışına hukuki kurumların onayıyla atılabilir. Son dönem olayları kişilerde ve kurumlarda geleceğe dönük ciddi ümitsizliklere ve güven bunalımına sebep olmuştur. Bunun kişi ve toplum nezdinde doğurabileceği en riskli sonuçlardan biri, bağımsız kurumların hukuk anlayışına karşı güvensizlik ve kişilerin kendi adaletini arama konusundaki olası girişimleridir. Bu girişimlerin yaygınlaşması ise kitlesel anarşizmin temellerini atar. Feodaliteye kapı aralar. Çünkü keyfiliğin ve derebey hegemonyasının yıkılmasını sağlayan temel faktör, kişilerde kurumsal adalete dönük güven duygusunu oluşturan hukukun ve hakkaniyetin üstünlüğüdür. Bu anlayış zarar gördüğünde bireyde güven sorunu ortaya çıkar.
Güvensiz birey tehlikelidir. Kendini güvende hissetmez dolayısıyla korunma amacıyla saldırganlaşabilir.
Hukuk tarafsızlığını yitirdiğinde vereceği kararlar mağdur psikolojisi yaşayan kişilerde adalet doyumu sağlamayacağı için intikam duygularının oluşmasına sebep olur.

Sürekliliği ve sürdürülebilirliği olan bir adalet anlayışı inşa etmenin yolu, tarafsız ve şüphesiz bir hukuk üstünlüğü anlayışı geliştirmekten geçer.

Bu yazı toplam 1017 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim