1. YAZARLAR

  2. Psk. Mustafa Çetinkaya

  3. Hayatta Başarıya ve Mutluluğa Giden Yol Tek Sınavlar (ÖSYS- SBS) Değildi
Psk. Mustafa Çetinkaya

Psk. Mustafa Çetinkaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Hayatta Başarıya ve Mutluluğa Giden Yol Tek Sınavlar (ÖSYS- SBS) Değildi

A+A-

Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavına (ÖSYS) az bir zaman kaldı. Sınav öncesinde her kafadan bir ses çıkacak ve çok sayıda yazı yazılacak,  şampiyonluk maçına çıkan boksöre son taktikleri verircesine öneriler sıralanacaktır. Yıllar önce bizlerin üzerine çöken kâbus gencecik öğrenciler üzerine karabulut gibi çökecek. Bu işkencenin mantığını anlayacak kadar ‘zeki’ değilim, fakat hayatları sınava endekslenmiş gençlerin çektiği sıkıntıları görmemek için insanlığımızı yitirmiş olmamız gerekir.

Aile, eğitim kurumları, çevre kısaca sistemin tüm parçaları üniversite eğitimini ölüm kalım meselesi gibi sunmakta ve adaylar, gençliklerini unuturcasına sınavlara odaklanmaya çalışmaktadır. Sınavlar, varoluş kaynağı ve yaşamın anlamı belirleyen durumlar olarak görülmeye başlanmıştır. Toplum akademik ve mesleki ‘başarı’yı kutsamakta, etiketler ise kimliklerimiz üzerinde belirleyici olarak algılanmaktadır. “Kendinizi tanıtır mısınız?” sorusu karşısında -genç, yaşlı ayırt edilmeksizin- birçok kişi öncelikle mesleklerini, eğitimlerini kısaca etiketlerini ifade eder olmuştur. Çocuk ve ergenlerin birçoğu “Daha iyi olabilirdin.” cümleleri ile sıklıkla karşılaşmaktadır. Fakat çocukların duygu durumu ve iç dünyalarına ilişkin soru sorduğunda ise birçok veli yanıt verememektedir. Her insan daha iyi olabilir, fakat her insan daha da fazla mutlu olabilir. Meslekler, eğitimler yaşamın amacı ve varoluş kaynağı değil aracı olarak görülmelidir.

Ailelerin endişelerini; çocuklarının müreffeh bir yaşam yaşamasını arzulamalarını, ekonomik sıkıntı çekmelerini istememelerini, anlıyor olmakla birlikte çocuklarını ‘başarı’ odaklı yetiştirmelerini doğru bulmuyorum. Haklı olarak birçok aile yoksulluk nedeniyle ve okutulmamış olmaları nedeniyle çocuklarının okuması ve kendilerinin yaşadığı sıkıntıları yaşamamalarını istiyor. Fakat bu ebeveynlerin kendi yaşayamadıkları şeyleri ve özlemlerini belki de korku ve kaygılarını çocuklarına yükleme durumuna kayabilmektedir. Bu durum özellikle de aşırı mükemmeliyetçi, hayatta sadece para ve statü ile değer kazanılabileceğine inanan ebeveynler; hayal kırıklığı ile baş edemeyen ve bu nedenle kendine zarar verebilen çocuklar yaratabilmektedir. Çocuklarımızın varoluşu, değeri ve sevilebilir olmaları başarılarına mı bağlıdır yoksa başarılar, varolduğu için değerli ve önemli olan çocukların daha mutlu olabilmeleri için araçlar mıdır? Sistem ve ailelerin yanlış tutumları çocukların birinci yaklaşımı içselleştirmeleri ve bundan dolayı acı çekmelerine neden olabilmektedir.

 Üniversiteye girmek ise işkenceyi bitirmemektedir. Birçok genç sistemin kişilikleri ilgi alanlarını yok sayan tek tipleştirici yapısı nedeniyle istedikleri ve daha üretken olabilecekleri alanlarda okuyamamaktadır. Yüksek puan alanların bir kısmı da o üne kadar ne istiyorum sorusunu kendisine sormadığı için ya başkaları adına karar vermeyi rehberlik sanan şuursuz eğitimciler, ya da çocukları adına en iyiyi bildiğini iddia eden aileler tarafından yönlendirilmekte ve gerçekte ne istediğini bilmeden bir bölüme yerleşmektedir. Daha üniversitelerimizin ne denli nitelikli olduğu, kendi istekleri doğrultusunda seçim yapmış ve istediği bölüm ve üniversitede öğrenim görme imkânı kazanmış olanlara ne ölçüde nitelikli bir öğrenim imkânı sunduğunu tartışmıyorum. Mezun olunduğunda ise yeni sınavlar (ALES, ÜDS, KPSS, KPDS vb.)  sırada beklemektedir.  Çocuk yaşlarda başlanan yarış bir türlü sonlanmamakta adeta sınavlara dayalı hayatlar yaşanılmaktadır. Eğitimli işsizlik oranının giderek tırmandığı, çalışanların yoksullaştığı bir dönemde yaşadığımız ise unutulmamalıdır. Bu denli vahşi bir sistemde gençlerin duygularına dokunmaları, gençliklerinin heyecanlarını yaşamaları imkânsızlaşmaktadır. 

            Sınavı kazanamama ya da bir iki yıl zaman kaybetmeyi çok önemli görmeyin.  Hayatta başarıya ve mutluluğa giden yol tek değildir. Kendi isteklerini, duygularını tanıyan, onları ifade edebilen, özgüven sorunu yaşamayan ve başarıları ile başarısızlıkları üzerinden varoluşunu sağlamaya çalışmayan insanlar er geç başarıya ulaşacaklardır. 180 tane soru adayları ölçmeye muktedir değildir. Soruların hepsini yapan diğerlerinden daha değerli ve özel değildir. Sadece sınava daha hazırlıklıdır. Akademik hayatta iniş çıkışlar olabilir. Başarısızlıklar değersizleştirmediği gibi başarılar da daha değerli kılmamaktadır. Gençler! Kişilikleriniz ve yeteneklerinize güvenin.  Aileler! Her zaman, çocuklarınıza sarılın ve ne denli değerli ve önemli olduklarını onlara hissettirin. Başarısızlık korkusuna kapılmayın, kendine güvenen, mutlu insanlar bir nehir gibi hayatta yollarını bulacaklar, yollar tıkandığında engelleri aşacaklardır.

Sevgiyle kalın

Bu yazı toplam 2090 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.