• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

Hayalet mi, hayalt mı?

Dücane CÜNDİOĞLU

"Bir zamanlar insanlar güzellik denen bir şeye ya da onları güzel kılan bazı özelliklerin varlığına inanıyorlardı. Bu insanlar "günbatımı güzeldir" derken bir şeye gönderme yapmaya çalışmaktaydılar. Ancak duygularını dile getirmekten başka bir şey ellerinden gelmiyordu. Bir kez hata yapıldığında artık bunu sürdürmek pek akıllıca bir davranış gibi görünmüyor.

Eskiden insanlar hayaletlere inanır, bunlara gönderme yaparlardı. Ama hayalet diye bir şey yok ve bu insanlar da aslında bazı durumlar karşısında korkularını dışavuruyorlardu. Hayalet inancı ortadan kalkınca, inanır göründüğümüz kurmacalar dışında artık onlardan söz etmeyiz."

Daha ilk adımında güzellik kavramının içiboşluğunu güya hayalet sözcüğünün içiboşluğuyla karşılaştıran "Estetiğe Giriş" başlıklı bir kitapta yer alan bu talihsiz yargıların neresini düzeltmek gerekir, doğrusu bilemiyorum.

Hayalet denen varlığa bile yazık edilmiş sanki. Hayaletin bir gerçekliği yok mu? Hayaletin varlığının? Zihnimizde, hayalimizde, muhayyilemizde hayalet adı taşıyan bir varlığın?

Sathîliğin değişmez yasasına göre, sadece zihinde olan, kurmaca olandır. Yoktur yani. Öcü gibi. Hayalet gibi.

Peki Şeytan?

Şeytan da kimi duyguların/duygulanımların adından mı ibaret?

Ya Tanrı?

Tanrı da sadece zihinde mi var? Bir kurmaca mı? Büyüyünce, ilerleyince başka adlarla değiştirebileceğimiz türden bir gerçekliğin adı mı?

Sathilîk böyle buyuruyor. En ve boy. Genişlik yani. Genişlik derinliği tanımıyor, tanımak istemiyor. Ona yok muamelesi yapıyor.

Hayaletin bile, Hakkın insana verdiği en muhteşem yeteneğin, hayalin bir eseri olduğunu bilmiyor.

* * *

Öcü üzerine, hayalet üzerine dilediğiniz gibi konuşabilirsiniz; öcülerin, hayaletlerin var olup olmadıklarını istediğiniz düzeyde tartışabilirsiniz. Yoktur dersiniz, onlar da yok olurlar.

Siz büyümüşsünüz ya, herkes de sizinle büyümüş olmalıdır. Muhakkak büyümelidir.

— "Hayalet inancı ortadan kalkınca inanır göründüğümüz kurmacalar dışında artık onlardan söz etmeyiz."

İşte size sağduyu!

Ah sağduyu!

Nihayet o da bir duyu. Estetiğin konusu yani.

Hayalin.

* * *

Güzellik de böyleymiş. Bir zamanlar bir şeyi 'güzel' olmakla niteleyenlerin ellerinden duygularını dile getirmekten başka bir şey gelmiyormuş.

Hayalet bir ad, bir kavrammış ve dış-dünyada bir gerçekliği, bir karşılığı (karşılık geldiği bir nesne) yokmuş. En nihayet bir korkunun adıymış. Tam da bu yüzden içi boşmuş. Anka Kuşu gibi. Adı varmış, kendisi yokmuş.

Teşbihte hata olmaz. Olmamalı. Hata yapılmamalı.

Yazar, güzellik ile hayaleti aynı kefeye koyuyor. Güzelliği bir güzel benzetiyor. Hayalete dönüştürüyor.

Bilimin ve tekniğin elinde muhayyilesi, mütehayyilesi küçülmüş, büzüşmüş insan ne yazık ki artık güzelliği takdir edemez bir hâlde. Güzelliği aramaktan vazgeçtiği için güzeli de, güzelleri de göremez hâlde. Sadece hayalette değil, hayalâttaki hayali de göremez hâlde.

* * *

Hukuk ve Ahlâk alanında artık 'İyi'ye yer yok. 'İyi' boş bir ad hâlini aldı. Sadece 'İyi' mi, 'İyilik' de üzerine konuşulamaz bir boşluğun imgesi artık.

"Tanrı yoksa her şey mübahtır!" der Dostoyevski. Tanrı yoksa, yani İyilik yoksa.

İyilik yoksa, iyi de yok demektir. Güzellik yoksa, hiçbir akıl güzel'in varlığından söz edemez. Çünkü güzel'in teminatı güzellik'tir. Güzellik olduğu için güzel üzerine konuşabiliyoruz. Güzellik olmasaydı, güzeli görürdük sadece, üzerine konuşamazdık. Aslâ.

Güzellik güzelde, tek tek bütün güzellerde tecelli edenin adı. Bu yüzden şey değil. Bu sebeple ele geçirilemez, kuşatılamaz. Güzellik güzel'in özü. Güzelin güzelliğinden sözedebilmemizi mümkün kılan.

* * *

İnsanoğlu çokluk yabancısı olduğu ve/veya kendilerine yabancılaştığı şeylerin kusurunu görür. Bir bakışta hem de. İlk bakışta.

Peki sevdiği ve arzuladığı varlıkların?

Aslâ!

Muhabbet kusuru örter. Merhametse muhabbetin mahsulüdür. Sevmeyen acıyamaz. Muhabbet duymayan merhamet edemez. Lâkin güzellik olmasaydı, muhabbet de olmazdı. Olmayacaktı. Meyl edemeyecektik, temayül gösteremeyecek, arzu dahi duyamayacaktık.

Mirasçısı olduğumuz irfan geleneğinin ustaları, güzelliğin olmadığı yerde aşk'tan söz etmeyi yasaklarlar. Aşk güzelliğin peşinden koşar çünkü.

Kusurları görmek ise acımasızlıktır. Uyumsuzluğu. Merhamet ve mehabbet yoksunluğudur.

Dış duyular mehabbeti de, merhameti de tanımaz, tanımlayamaz. Pek tabii ki güzelliği de.

Güzelliği gönülde ara ey talib, ette değil. Maddede değil, surette. Dışarıda değil, içeride. Gözde değil, gözün içinde. Yani kendinde.

Bak daire nasıl da tamamlandı?!

Demek ki güzelliği özünde arayacaksın ey tâlib! Güzelliği bulursan aşkı da bulacaksın! Muhabbet nedir, merhamet nedir, işte o zaman bileceksin!

Ararsan, bulursan, bilirsen, artık hakkın demektir, hayalât içinde yaşayacaksın!

Bu yazı toplam 2262 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Oğuzhan Özdemir
2008-12-23 12:46:32
gladio1986@hotmail.com
Her sey Hak'tan taşar, tecelli eder. Her iş, her fiil ve sıfat O'nun tecellisidir. Allah İbn Arabi'nin dediği gibi Hakkın varlığa yüzünü çevirmesi,yaratılış ile birlikte aldığı isimdir. Hak vardır her şeyden önce. Allah her kulunun yaptığından memnundur ve bu memnunluk o kulun sahip olduğunun ortaya koyması açısındandır, iyi manada anlaşılmamalıdır memnuniyet ,takdir manasında anlaşılır. Biz dünyaya insan olalım diye geldik, Allah insanı halifem olsun diye yarattım derken buna işaret eder. Biz bizde tecelli edebilecek sıfatların dengesi ve çokluğu ile Allah'a yaklaşır ve O'ndan gelen ruhumuzu açığa çıkarır, gönlümüze Allah'ı sığdırırız. İsrail, ABD ve diğerleri insanları katlederken sadece Allah'ın Celal ,Cabbar gibi öfke ve zorluk sıfatları tecelli eder sadece onlarda...Ve Allah bunu böyle takdir etmekte, Allah bunca zulme ve kana rağmen sabretmektedir. Ve " ben kendisini düzeltmeyen bir topluluğu düzeltmem" diyerek bize bu zulüm ve adalaletsizliğin sebebi olduğumuzu hatırlatmaktadır, Allah'ın sen sevgilisi Muhammed(s.a.v) ile ne alakamız vardır ,bir kere en temel nitelik, madde ve para üzerinde bir zihniyet ve özünü yitirmiş şekle sıkışmış bir din anlayışına sahip olmamak iken bu böyledir müslümanlarda bugün epeydir,hatta Hz.Ali'den Kufe valiliği isteyen Talha ve Zübeyr'den itibaren. Peygamber Allah'ın tüm sıfatlarının en güzel şekilde kendisinde toplandığı ve diğer peygamberlere parça parça verilen Allah'ın hikmetinin tamamının kendisine ihsan edildiği bir insandır. (Bkz: Fususul Hikem,Muhyiddin İbn Arabi ve Sadrüddin Konevi'nin eserleri) Kutsi bir hadiste, "Biz gizli bir hazineydik, bilinmeyi istedik-sevdik..." der Allah peygamberi vasıtası ile. Bilinmeyi isteyen ,seven "Allah vardı ve hiçbir şey yoktu,hâlâ da öyledir..." diyen Hz.Ali durumumuzu ve vahdet-i vücudu işaret eder. Güzellik , iyilik Allah'tandır. Güzel, iyi,doğru şeklinde epistemik(bilgi açısından), estetik ve değer-ahlâk (etik) anlamda bir birlik hikmet demektir,bunlardan birisinin bir şeyde,konumda,durumda,olayda, sistemde,işleyişte, toplumda ve insanda olmayışı hikmeti zedeler ve yok eder. Bugünkü hâlimiz budur. Hikmetsiz kişi ve toplum, eşeklerden farksızdır,hayvandan aşağılıktır. Bugün kadınlarına,çocuklarına,ırz ve imânlarına ,yaşama haklarına,insan olmaklıktan gelen doğal haklarına gasp edilen Irak halkından gazeteci çıkıp ayakkabı atınca,bizim islâm ve peygamber,hikmet ile alakasız islâmcılarımızdan birisi olan başbakan "hoş bulmuyorum" der elbet. Gazeteci Hasan Tahsin İzmir'de Yunan'a kurşun sıkarken bu Mevlana'dan,Edebali'den bahseden başbakan ve AKP gibi adiliğin ve terörist,müşrik ABD,İsrail köpekliğinin ürünü bir anlayış ile değil, gerçekten Mevlana,Edebali şuuru ile şekillenen bir medeniyet ve toplumsal akıl ile hareket etmiştir. Zaman gazatesi, ve diğer İslâmcılar elbette ABD,İsrai,Vatikan ile kardeş kardeş geçinen Hocaefendiyi, kapitalist İslâmcılığı eleştirmeyecektir, gazeteden aldıkları milyarları gözardı edeceklerdir. Elif Şafak gibi ahmak,hikmetsizlerin o gazetede yazmalarını kabul edecektir. milyon fakiri olan ülkede elbette AKP,Saadet,Cemaatler,müslümanlar halkın malını,parasını makam arabalarında, köşklerde,lojmanlarda,ordu komutanlarının ailelerini gezdirmesinde,vali ve kaymakamlara, belediyelere peşkeşte harcayacaktır. Hikmet,Kurân ve peygamber tamamen tersi olsa da,halk tamamen bunlardan alakasız ve bu adileri destekleyici olsa da,sadece bir kısım insan hakkı batıla karıştırmak istemese de.! Güzellikten eser yok, haktan eser yok, sadece kitlesel niceliksel ürünler...
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim