• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

EVLİLİKLERİ BİTİREN EFSANELER

Psk. Nur GEZEK

Boşanma oranlarının hızla arttığı, aile kurumunun tehlikede olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bu durumun psiko- sosyal ve ekonomik bir çok nedeni olduğu kesindir ancak bir de mutlu evliliğin altın kurallarının olduğu yanılsaması çiftlerin ilişkilerini sorgulayıp bitirmesine giden bir süreci tetiklemektedir. Mutlu evliliklerle ilgili gerçekdışı inançlar ve mitler, evliliğe bakış açısını etkilemekte, ilişki kalitesini bozmakta sorun yaşanmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu efsanelerin bir kısmı şöyledir.

Kişilik sorunları ya da nevrozlar evlilikleri bitirir: Sorunlu insanların evliliği yürütemeyeceği fikri yaygındır. Hepimizin toplumsal açıdan aykırı bulunan garip yanları vardır. Bu kişilik problemlerinin mutsuz evliliklerle doğrudan değil dolaylı bağlantısı olduğu bulunmuştur. Mutlu evliliğin sırrı “normal” bir kişiliğe sahip olmak değil, uyuşacağınız birini bulmaktır. Örneğin, otoriteyle sorunu olan bir insanın sürekli kendisine emir veren ve kendisini yönetmeye çalışan biriyle evlenmesi evliliğin felaketle sonuçlanması , kendisine her kararda eşit hak tanıyan birisiyle evlenmesi ise evliliğin uzun soluklu ve sağlıklı olması sonucunu doğurur. Dikkat edilmesi gereken nokta, nevrozların evliliği mutlaka yıkmadığıdır. Önemli olan onlarla nasıl baş ettiğinizdir.

Ortak ilgi alanları çiftleri bir arada tutar : Ortak ilgi alanlarından çok, o ilgi alanlarını paylaşırken çiftlerin nasıl etkileştiği önemlidir. Ortak ilgi alanlarını paylaşırken rekabet içine giren çiftlerin ortak ilgi alanları, sanıldığı gibi çifti yaklaştırmaktan ziyade birbirlerinden uzaklaştırabilir.

Al gülüm ver gülüm: Bazı araştırmalara göre düzgün evliliklerle sorunlu evlilikleri birbirinden ayıran, düzgün evliliklerde karşıdan gelen olumlu davranış ve tutumlara aynı yönde karşılık vermeleridir. Bir başka anlatımla, gülümsemeye gülümsemeyle, öpücüğe öpücükle, iltifata iltifatla karşılık vermek ilişkinin başarılı olması anlamına gelir. Eşler temelde, her nazik sözcüğün ya da eylemin karşılığını vermek konusunda yazılı olmayan bir anlaşmaya göre hareket eder. Kötü evliliklerde bu anlaşma bozulduğu için havayı öfke ve kırgınlık kaplar. Ancak, bu aynı şekilde karşılık verme durumu aslında, her iki tarafında kime ne yaptığının çetelesini tutma gereğini duyduğu mutsuz evliliklerde yaşanır. Mutlu bir karı- koca pişirdiği yemeğin karşılığı olarak eşinin bulaşığı yıkayıp yıkamadığının hesabını tutmaz. Yalnızca eşi ve ilişkileri hakkında olumlu hislere sahip olduğu için o işi yapar. Eşlerin aralarındaki her hangi bir meselede çetele tutması, o konunun evliliklerinde bir gerginlik alanı olduğunu gösterir.

Çatışmadan kaçınmak evliliği çökertir : Açıksözlülük, her şeyi olduğu gibi söylemek son yıllarda çok yaygın bir davranış biçimi haline gelmiştir, ancak her evlilikte en iyi sonucu vermez. Ömür boyu devam eden pek çok ilişki karı-koca genelde bazı şeyleri görmemezlikten geldiği halde mutlu bir biçimde sürer gider. Çiftlerin çatışma tarzı farklıdır, kimisi ne pahasına olursa olsun kavgadan kaçınır, kimi bol bol kavga eder, kimisi de sesini bile yükseltmeden farklılıklarını dillendirebilir. Her iki tarafında işine geldiği sürece hiçbir tarz diğerinden daha iyi değildir. Bir taraf bağırıp çağırıp çatışmayı dile getirmek isterken diğer taraf sadece maç izlemeyi sürdürmeyi seçiyorsa, o evlilikte ciddi bir sıkıntı var demektir.

Kaçamak ilişkiler boşanmanın temel sebebidir : Kaçamak ilişkiler evliliğin bitmesinin sebebi değil sonucudur.Evlilik sorunları çiftlerden birinin yada her ikisini de evlilik dışında ilişki aramaya itebilir. Yapılan araştırmalara göre bu arayışın amacının genellikle cinsellik değil, sevgi, destek, dostluk, saygı, şefkat, anlayış gibi evlilikte olması gereken şeylere ihtiyaç duyulması olduğu bulunmuştur. Yapılan anketlerde boşanmış erkeklerle kadınların % 80 i, birbirlerinden yavaş yavaş ayrı düşüp yakınlık duygusunu yitirdikleri, yada sevildiklerini ve takdir edildiklerini hissetmedikleri için evliliklerinin bozulduğunu söylemiştir.

Erkekler biyolojik olarak evliliğe uygun değildir: Erkeklerin biyolojik olarak tek eşli olmadıkları ve dolayısıyla doğaları gereği kadın peşinde koştukları sonucu, boşanmaya kaçamak ilişkilerin neden olduğu önermesinin bir sonucudur. Bu sözde bir doğa kanunudur. Erkek olabildiğince çok yavru yapıp türün devamını sağlayacak, bu yavrulara bakmak gibi büyük bir sorumluluğu yüklenen dişi de, kendisini ve çocuklarını iyi besleyecek tek bir eşe bağlı kalacaktır. Ancak öteki türler hangi doğa yasalarına uyarsa uysun, insanlar arasında evlilik dışı ilişkilerin sıklığı cinsiyetten çok fırsata bağlıdır, pek çok kadının ev dışında çalıştığı günümüz koşullarında, kadınların yaşadığı evlilik dışı ilişkilerin oranı hızla artmıştır.

Erkekler ve kadınlar farklı gezegenlerden gelir: Erkekler “Marstan” kadınlar “ Venüs” ten geldikleri için geçinememektedirler, ne var ki ayrı dünyalardan olanların da başarılı bir evliliği olabilir, cinsiyet farklılıkları evlilik sorunlarına katkıda bulunabilir ama neden teşkil etmez. Kadınların evliliklerindeki cinsellik, aşk ve tutkuyla tatmin olup olmamalarında belirleyici etken, %70 oranında karı koca arasındaki dostluğun niteliğinden etkilenir. Erkekler için de belirleyici etken % 70 oranında dostluğun niteliğidir, öyleyse erkeklerde kadınlarda sonuçta aynı gezegendendir.

Evlilikle ilgili bu efsaneler ve mutlu evlilikle ilgili bunların verdiği yanlış bilgi, evliliğini umarsızca yürütmeye çalışan çiftlerin cesaretini kırmakta ve bu efsaneler evliliklerin bitmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu efsanelerin ima ettiği tek şey, evliliğin çoğumuzun yeterince uygun olmadığı, son derece dayatmacı ve karmaşık bir kurum olduğudur. Evlilik elbette ki kolay değildir, uzun süreli bir ilişki cesaret, sebat ve kararlılık gerektirir. Ancak evliliği gerçekten yürüten şeyin ne olduğunu bir kez anladığınızda , kendi evliliğinizi kurtarmak yada korumak daha basit hale gelecektir.

Psk.Nur GEZEK

Randevu No: (0224) 2245110 (Bursa)

Bu yazı toplam 6858 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim