• BIST 106.239
  • Altın 160,357
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 8 °C

Evdeki hesap çarşıya uygun mu?

Psk. Ayla Kahraman

Alışveriş yaptıktan sonra kendinizi nasıl hissedersiniz?
   Bu sorunun cevabını, geliştirdiğiniz alışveriş tutumunuz verecektir. Paranızla ilgili doğru bir harcama politikanız varsa ve hesaplar uyuşmadıysa, tek suçlu her zamanki gibi “pahalılık” olacaktır. Ne yazık ki, bu tarihi neden günümüz için pek o kadar geçerli değil. Evdeki hesabın çarşıyla uyuşmamasının temelinde, ihtiyaç duymadıklarımızı, düşünmediklerimizi alma dürtümüz yatıyor.
   Alışverişe çıkmak, heyecanlı, haz verici bir eğlence haline geldi. Daha çok şeye sahip olmak, sanki mutlu olmanın tek yolu gibi oldu. İhtiyaçlarımızın ötesinde bir şeyler satın alırken; ekonomik gücümüzün üstüne çıkıyoruz. Geçici bir bağımsızlık ve özgürlük duygusunu, alış verişle “satın” alıyoruz. Sanki satın alırken hiçbir sorunumuz kalmamış gibi bir gönül rahatlığı ve huzur, sükûnet içerisinde oluyoruz. Kredi kartları ve faturalarla olan gerilimimizi susturmak için de daha çok kazanmanın yollarını arıyoruz. Giderek artan bu tutkunun bize verdiği ödül ne? Dolaplar dolusu kullanışsız kıyafet mi? İşlevi devam etse de modası geçmiş elektronik çöpler mi? Sahip olma amacıyla satın almanın verdiği ödül; geçici bir bağımsızlık, kendini iyi hissetmeye yönelik yapay bir güvenden ibaret gibi görünüyor.
Kendimizi birazcık daha iyi hissetmek adına bir şeyler satın alma isteğimiz; kumar, sigara gibi bağımlılıklarda olduğu gibi durdurulması zor dürtüler arasına giriyor. İşin kötüsü, bu davranışımızı örnek alan ve alışverişin sihirli dünyasıyla reklâmlar aracılığıyla zaten tanışmış olan çocuklar da bu hastalığın pençesine düşmüş oluyorlar.
   Alışveriş bağımlılığı ile mücadele etmek çok zor. Henüz bakarken, dokunurken bile yaşanan tatmin ve iyilik hali o kadar çekicidir ki; bu tutkuyu daha yoğun yaşama arzusuyla, kasaya gitmekten başka bir şans kalmaz kişinin elinde. Kısır bir döngü; tüketene, bitirene kadar devam eder. Doyurulmak istenen, sevilme, kabul görme kendini değerli hissetme gibi duygusal açlıklardır. Bunların yokluğunun yarattığı boşluk ve kaygı; insanın yalnızlığı ve tükenmişliği ile ilgili bir yenilgidir. Alarak, tüketerek doymaya çalışmak; belki de bu yoksunluktan dolayı, kitleler tarafından bu kadar çabuk kabul görebilmiştir. Bununla beraber; çoğunluğun tüketim çılgınlığına kapılması; bu yanlışı doğru yapmaz. Sonuçta; devam eden mutsuzluk, yalnızlık, can sıkıntısı gibi kaçınılan öcüler; pek çabuk geri dönerler. Yanlarında alın terinin boşa harcanmışlığının kanıtlarıyla: limiti aşmış kredi kartı borçları, suçluluk duyguları ve aslında hiç “ben” olmamış bir hayali benlikle.
   Paraya ve getirebileceklerine yüklenilen anlamın; karakter ve benlikte oluşturduğu yaralarla yaşamak bir kader değildir. İlk adım doğal olarak duygusal dengeyi tekrar oluşturmak ve benlikteki boşluğu doldurma yöntemlerini değiştirmektir. Akılcı ve planlı bir harcama politikası oluşturabilme ve sonuçtan alınacak duygusal hazzı yaşama başarısı; tüketme eylemi ile kurduğumuz sağlıksız ilişkiden uzaklaşmamızda önemli diğer adım olacaktır.

Bu yazı toplam 1212 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim