• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 23 °C

Etnik Yapılanma: Sosyo-psikolojik Perspektif

Engin IŞIK

Romanların kökenleri üzerine çok çeşitli görüşler ileri sürülmektedir.

Kökenleri ile ilgili somut ipuçları dilleri üzerine yapılan araştırmalarda elde edilmiştir. İlk olarak August Friedrich Pott 1844 yılında yayınladığı “Avrupa’daki ve Asya’daki Çingeneler” adlı eserinde kullanılan dilin bir Hint dili olduğu öne sürülerek Hindistan kökenli bir kavım olduklarını öne sürmüştür.
Romanların nereden geldikleri konusunda onların Hindistan kökenli bir grup oldukları tezi en çök kabul gören tezdir. Bu görüşü destekleyen tezlerin çoğunluğu tarihsel belgelerden çok dilbilimin ortaya koymaya çalıştığı verilerden hareket ederek ortaya konulmuştur.

Zira ne 9.yy olarak tahmin edilen göçleriyle ilgili ne de sosyo-kültürel özellikleriyle ilgili o dönemlere ait kesin bir bilgi yoktur. İşte bu yüzdendir ki romanların tarihinden söz etmek bu anlamda pek mümkün olmamaktadır.

Romanların 10.yy’dan itibaren 19.yy’a kadar İran taraflarından ve Kafkasya’dan gelerek, Anadolu içlerine yerleştikleri, daha sonra da Mısır ve Kuzey Afrika’ya geçtikleri, buradan da İspanya ve Avrupa içlerine dağıldıkları; Anadolu’da kalan grupların bir kısmının Marmara ve Trakya’yı geçerek Balkanlara yerleştikleri, bugün konu ile ilgili çalışmalarda bulunan tüm araştırmacıların paylaştıkları bir görüştür. Romanlar hakkında ileri sürülen ve çeşitli disiplinlerin katkılarıyla doğrulanmaya çalışan bu görüşe rağmen Türkiye sınırları içerisinde yaşayan romanların kökenleri hakkında elde edilen bilgiler oldukça yetersizdir. Türkiye romanları farklı dil gruplarından olan ve farklı  sosyal fonksiyonlar üstlenmiş çeşitli toplulukların oluşturdukları karışık bir yapı sergilemektedirler. Bugün başta İstanbul ve Trakya romanları olmak kaydıyla Marmara ve Ege’nin pek çok yerindeki romanlar kendilerinin Selanik ve Batı Trakya’dan (bugünkü kuzey Yunanistan) gelerek buralara yerleştiklerini söylemektedirler. Daha çok 1923 ve 1933 yılları arasında yapılan ve Mübadele olarak adlandırılan göç hareketinden daha eskilere gidilememektedir. Mübadele ile yerleşme eylemi kısmen doğru ise de tamamıyla gerçek olduğu söylenemez.

Romanlar Trakya bölgesinde de ülkemizin bir çok bölgesinde olduğu gibi belirledikleri bölgelerde parçalanmadan belli bir mahallede yaşarlar. Örneğin Tekirdağ’da Aydoğdu mahallesi,  Edirne’de Karaağaç mahallesi, Lüleburgaz’da Gündoğdu mahallesi ve Çorlu’da da Kore mahallesinde yaşamaktadırlar.

Romanlar hakkında yazılan çeşitli kaynaklarda “günlük yaşarlar” söylevi Trakya romanları içinde söylenebilir bir niteliktir. Yaşadıkları birçok sıkıntıya rağmen çoğu zaman neşeli bir mahalle yaşamı sürmektedirler. Sosyal hayatlarının belirlenmesinde yaptıkları mesleklerin belirleyici rolü şüphesiz ki çok önemlidir. Müzisyenlerin sayısının çokluğu Trakya romanları için hem ayırt edici hem de dış dünyaya daha açık bir konumda olma özelliğini sağlar.

‘Ekonomik olarak oldukça düşük bir seviyede yasayan Trakya romanları genellikle tek katlı evlerde yaşamlarını sürdürmektedir.

Çok katlı bina sayısı pek fazla olmamakla beraber ortak bahçeyi kullanan evlerin sayısı bir hayli fazladır. Trakya’da yaşayan romanlar Müslüman Sünni’dirler. Babaerkil bir örgütlenme söz konusudur. Mahalle yaşamında belirli olan yaşam kalıpları dışında davranışlar sergileyenlere psikolojık bir yaptırım uygulanır.

Çoğunluğu eğitimsiz olan kız çocukları ise genelde evde ev işleriyle uğraşmaktadırlar. Romanların belirgin özelliklerinden biri olan erken yaşta evlenme Lüleburgaz romanlarında da geçerlidir. Kız çocukları 16 -17 yaslarına geldiğinde genelde aileleri tarafından evlendirilmektedir.

Romanların genelinde yaygın olan hammallık, ayakkabı boyacılığı, pazarcılık seyyar satıcılık ve müzisyenlik meslekleri Trakya romanlarında da yaygındır. Bunların dışında diğer meslek gruplarında da romanlara rastlamak mümkündür. Romanların eğitim seviyesi oldukça düşüktür. Aileler çocuklarının eğitim seviyelerinin her ne kadar yüksek olmasını isteseler de ekonomik koşulların yetersizliği, çevre koşullarının yeterince elverişli olmaması, eğitim araç -gereç ihtiyacını karşılayamama, anne-babanın eğitim seviyesinin düşüklüğü, çocukların evlerinde uygun ortam olmaması eğitim seviyesinin yetersiz kalmasında etkili rol oynamaktadır. Annelerin büyük bir çoğunluğu okula gitmemiş ya da ilkokulu bitirmeden ayrılmışlardır. Babalar ise genellikle ilkokul mezunudur. Yüksek tahsil yapmış insan sayısı çok fazla değildir. Birkaç yıl önce açılan Trakya’da ki Güzel Sanatlar Lisesi’nde müzik bölümünün varlığı özellikle roman müzisyenlerin ilgisini çekmiş ve çocuklarının eğitimli birer müzisyen olmaları için bu okulda eğitim almalarını istemişlerdir. Okulun bünyesinde müzik eğitimi alan roman çocukları bulunmaktadır. Romanların eğitim oranları kıyaslama yapıldığında eğitimsiz olanların eğitimli olanlara oranla sayıca oldukça fazla olduğu görülmektedir.

Bu yazı toplam 3502 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim