• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Erken Anne Babalık Bunalımının Etkileri

Erken Anne Babalık Bunalımının Etkileri
Doğum öncesi ve doğum sonrası dönem de ebeveynlerde gözlemlenen depresyonlar doğum sonrası yaşama yansımaları açısından ilgi çekmektedir. Özlem BUGUR "Erken Anne Babalık Bunalımının Etkileri"ini Aktüel Psikoloji ziyaretçileri için çevirdi.

Çeviren: Özlem BUGUR* / Aktüel Psikoloji



By Karen Dineen Wagner, MD, PhD | 27 Haziran 2011 Pazartesi
Dr Wagner, Marie B. Gale Centennial Profesor; Texas Üniversitesi, Galveston tıp şubesi psikiyatri ve davranış bilimleri bölümünde başkan yardımcısı, aynı zamanda çocuk ve ergen psikiyatrisi yöneticisi. 



Doğum öncesi ve doğum sonrası dönem de annelik depresyonunun olumsuz etkileri oldukça fazla ilgi çekmektedir.

Annelik depresyonu, rahme düşen bebeğin yaşayabileceği birçok problemle ilişkilendirilebilir; çocuklukta yaşanabilecek ve belki de ergenliğe kadar uzanabilecek bu problemler sosyal, duygusal, mizaci ve bilişsel işlevselliği etkileyici nitelikte olabilir. Yapılan son çalışmalar da, annelik depresyonu hususunda odaklanılan kritik dönemlerin yanısıra babalarda da doğum öncesi ve doğum sonrası depresyon konusunda incelemeler yapılmıştır.
 
Annelik Depresyonunun Zamanlaması
 
Bagner ve arkadaşları, annelik bunalımının çocuğun davranışları üzerinde ki etkisinin, en olumsuz olduğu dönemi saptamak için bir çalışma yürütmüşlerdir. Araştırmacılar olası olumsuz etkilerin, çocuğun hayatının ilk yılı için kritik boyutta olup olmadığı konusunda değerlendirmeler yapmışlardır.( yani, doğumdan 1. yaş gününe kadar ki dönem için) . Aynı zamanda,  annelik depresyonunun zamanlamasının ve çocukta ki davranış sorunlarının, cinsiyet farklılığına istinaden nasıl değişiklik gösterdiği konusu üzerinde de saptamalar yapmışlardır.
 
Bu çalışma, depresif bozukluk için yaşam boyu  koşulunu sağlayan 175 anne ile gerçekleştirilmiştir. Birçok kadının, gebelik öncesi ve doğum sonrası ilk yılda en az 1 majör depresif dönem geçirdiği gözlemlenmiştir. Çalışmaya katılmış olan anneler ilk çocukları için, çocuklarının hayatlarının ilk 12 yılı süresince belirli zamanlarda katılmalarını gerektiren; içselleştirmeyi ve çocukta ki davranış problemlerini değerlendirmek amacıyla hazırlanmış olan Çocuk Davranış Kontrol Listesi'ni (CBCL) doldurmuşlardır.
 
Çocuğun yaşamının ilk yılında yaşanan, doğum sonrası anne depresyonuna, içselleştirme davranışı bozukluklarının sebep olabileceği öngörülmüştür. Eğer anne depresyonu, gebelik öncesi veya doğum öncesi dönem de vuku bulduysa; aynı ilişkinin varlığından söz edemeyiz. Çocuğun cinsiyeti, akıbeti etkileyici nitelikte değildir. Araştırmacılar ellerinde ki verilere dayanarak,  çocuğun hayatının ilk yılında meydana gelen annede -doğum sonrası- depresyonun; çocuğun yaşayabileceği olumsuz sonuçları arttırıcı hassas bir durum olduğu sonucuna varmışlardır.
 
Babalık Bunalımı
 
Literatür ekseriyetle annede ki, doğum öncesi ve doğum sonrası depresyona odaklanmıştır ve babada ki doğum öncesi ve doğum sonrası depresyonun görülme sıklığı için oldukça az ihtimam gösterilmiştir. Davé  ve arkadaşları birinci basamak sağlık hizmeti  uygulamalarında annelik depresyonu ve babalık depresyonunun insidansını gözden geçirmişlerdir. Araştırmacılar bu çalışma için, anne baba ve çocuk üçlüsünün oluşturduğu 86.957 kişilik bir veritabanı kullanmışlardır. Araştırma gösteriyor ki, doğumdan sonra ki ilk yılda görülen depresyon oranı hem anneler hem de babalar için oldukça yüksek. Depresyon insidansının (100 kişi yılı başına) babalar için 3.6 ve  anneler için 13.9 olduğu belirtilmiştir. Genç ebeveynlerin (15-24 yaş arası), depresyon öyküsü bulunan anne babaların ve  mahrumiyet bölgelerinden olan çiftlerin,  depresyon pastasında ki en büyük dilimlere sahip oldukları görülmüştür.
 
Bu çalışmanın sonucunda, hem annelerde hemde babalarda depresyonun,  çocuklarının doğumuna müteakip yaşanan periyodda gerçekleştiği  belirtilmiştir. Araştırmacılar, annelerin yanı sıra babalarında depresyon konusunda taramaya tabi tutulmaları gerektiğini önermektedir. 
 
Babalarda ki doğum öncesi ve doğum sonrası depresyon oranları Paulson and Bazemore tarafından da değerlendirildi. Araştırmacılar, doğum sonrası ilk üç ay ve ilk bir yıl arasında, babalarda görülen depresyon oranlarını tespit etmek için, 43 çalışmadan oluşan bir meta-analiz yönetmişlerdir. Doğum sonrası ilk üç ay ve ilk bir yılda görülen baba depresyonu genel oranının 10.4% olduğu saptanmıştır. En yüksek depresyon oranının (25.6%) doğumdan sonra ki ilk 3-6 ay arasında vuku bulduğunun belirtilmesi oldukça önemli bir bilgidir. Anne ve baba depresyonu arasında orta dereceli, pozitif bir korelasyon bulunmuştur (r = 0.308). Elde edilen bulgularda, baba depresyonunun doğum öncesi dönemde ve çocuğun doğumunu takip eden 1 yıllık dönemde ki yüksek insidansı ile dikkat çekmektedir.
 
Buna ilaveten, doğum sonrası dönemde duygu-durum bozuklukları nedeniyle babalar arasında intihar riskinin arttığı gözlemlenmiştir . Quevedo ve arkadaşları, doğum öncesi ve doğum sonrası 30-60 günlük bir süreçte, intihar riskini araştırmak üzere 650 erkeği değerlendirdikleri bir çalışma yürütmüşlerdir. Babaların, doğum sonrası periyotta ki intihar riski prevalansının % 4.8 olduğu açıklanmıştır. Duygu-durum bozukluğu olmayan babalarla kıyaslandığında, doğum sonrası depresyonlu ve karmaşık evrelere sahip babalar göreceli olarak intihara eğilimde 20 ve 46 kat daha risk altındalar. Araştırmacılar doğum sonrası dönemde karışık vakalara sahip olan erkeklerin özellikle intihar riski için değerlendirilmeleri gerektiğini öneriyor.
 
Davis ve arkadaşları, çocuk kliniklerinde 1 yaşında çocuğu olan 1746 baba ile kendi anne-babalık davranışları konusunda görüşmeler yaptılar: bu babaların %7'si önceki yıl majör depresyon atağı geçirdiğini söyledi. Depresif babalar, depresif olmayan babalarla karşılaştırıldıklarında; depresif olanların çocuklarına dayak atma olasılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. ( Oranlar sırasıyla% 41 - % 13'tür.) Araştırmacılar, babalarda ki doğum sonrası bunalımın, olumsuz ebeveyn davranışlarına yol açabileceğini belirtmişlerdir.
 
Klinik Yansımalar
 
Bu son çalışmalar, anne-babalar için doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde depresyon tespitinin önemini vurgulamaktadır. Klinisyenler açısından, çocuğun doğumunda sonra anne ve babanın depresyon değerlendirmelerinin kontrol altında tutulması oldukça önemlidir. Erken ebeveyn depresyonun tanımlanması ve tedavisi, çocuklar açısından yaşanabilecek olumsuz sonuçları önleyebilir.


*Doğuş Üniversitesi Psikoloji öğrencisi

Not: Bu makaleyi kaynak göstermeden yayımlamak telif yasasına aykırıdır. Aktif bağlantı vermek suretiyle içeriğin bir kısmı yada tümü kullanılabilir.

Bu haber toplam 5081 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim