• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 9 °C

Engellilerin sesini duyan var mı?

Hidayet TUKSAL

Nedense bu yıl Engelliler Haftası sönük geçiyor. Belki sizler de hiç hatırlamadınız bile! İzleyebildiğim kadarıyla medyada yer alan bir kaç haber var. Bunlardan belki de sadece birini duydunuz: Beşiktaş Fenerbahçe kupa finaline alınmayan engelli sporseverlerin haberini!

Haber ‘Büyük Ayıp’ spotuyla verilmiş ki, bence de öyle, büyük ayıp olmuş.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, fırsatlar ile şanssızlıklar iç içe. Haberleşmenin bunca kolaylaştığı dünyamızda, haksızlığa uğrayan, sıkıntıda olan insanların mağduriyet haberlerini daha kısa zamanda, çok büyük kitlelere ulaştırabiliyoruz.

Ancak, insanların bu haberleri alması ile iş bitmiyor. İnisiyatif almak, bir şeyler yapmak gerekiyor.

Böyle zamanlarda, etkili çevreler, tanınmış kişiler, önemli kurumlar devreye girerse, iş kampanyalara vs. dönüşürse, biz sıradan vatandaşlar, konu ile birkaç gün daha ilgilenebiliyoruz. İşte, bu aşama işin fırsat yönü.

Bu aşamada toplumda kısa süreliğine de olsa bir duyarlılık ve bilinç oluşturma imkánı doğmuş oluyor. Mesela engellilerle ilgili olarak belki de pek çoğumuz, ülkemizde yaşanan engellilik sorunlarına ilişkin bilgileri, böylesi kısa bir zaman aralığında öğrenmiş oluyoruz.

Ancak bu yıl, kimse yeni bir şeyler öğrenemedi galiba. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği mülakattan haberim var, izleyenler mutlaka yararlanmıştır ama daha fazlasına ihtiyaç var.

Özürlüler İdaresi Başkanlığı böyle bir haftada ne ile meşgul, merak ediyorum doğrusu. Ben şahsen her televizyon kanalında ilgili başkanlıktan bir yetkiliyi görmek isterdim. Yapılan icraatları, projeleri, kazanımları ve halen devam eden sorunları dinlemek isterdim. Ama değil televizyon programları düzenlemek, Başkanlığın internet sitesi bile oldukça ihmal edilmiş durumda.

Oysa bir hafta boyunca televizyon kanallarında çarpıcı mesajlar içeren kısa spot filmleri izleyebilirdik. Engelli bireylerin haklarını savunan pek çok sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerinden haberdar olabilirdik.

Engelli vatandaşlarımız sadece askere gidemiyoruz diye üzülmüyorlar, oy veremedikleri için de, okula gidemedikleri için de, kaldırıma çıkamadıkları için de üzülüyorlar. Bütün bu başlıklara ilişkin şikáyetleri engelli sitelerinde görebilirsiniz.

Bence Engelliler Haftası hiç de öyle bir iki faaliyetle geçirilebilecek bir hafta değil. Çünkü ülkemizde rakam kesin olmasa da 8.5 - 12 milyon arasında engelli bireyin yaşadığını tahmin ediyoruz. Bunların önemli bir kısmı eğitim çağındaki çocuklardan oluşuyor. Engelli çocukların eğitimi şu sıralar, bütçeye getirdiği ek mali yükler sebebiyle mercek altında.

MEB’in ilgili genel müdürlükleri, Maliye bürokratlarının da baskısıyla bu çocukların ihtiyaç duyduğu özel eğitimi, kaynaştırma sınıfları bünyesinde normal ilköğretim okullarında vermeye hazırlanıyor. Ancak pek çok okulda, normal çocuklar için bile ideal şartlar oluşturulamamışken, yürüyemeyen, konuşamayan, tuvaletini kendi başına halledemeyen, aynı anda birkaç engele ve tıbbi rahatsızlığa sahip bu çocuklar için ideal şartların hazırlanması oldukça zor görünüyor.

Hazır bu işin başına iki yeni bakan gelmişken, bu sorunların ilgili tüm tarafların ve aktörlerin katılımı ile etraflıca tartışılması gerekiyor. Çünkü alandaki en büyük sorunlardan biri de bana göre, engellilere siyasi irade ile tanınan hakların bazı Maliye bürokratları tarafından rasyonel bulunmaması. Tabi ki böyle bir görüş açıktan ifade edilemiyor ama Sayın Başbakanın çıkıp, ‘Engellilere şöyle şöyle haklar sağladık!’ diye anlattığı kazanımlara kaç engelli ulaşabiliyor, hangi zorluklarla ulaşabiliyor, bunda ilgili bürokratların sorumluluğu ya da sorumsuzluğu nedir diye bir bakmak gerekiyor kanısındayım.

Yazıma başlarken fırsatlar ile şanssızlıkların içi içe olduğundan bahsetmiştim. Yazı boyunca dile getirdiğim hususların tamamı, değerlendirilemeyen fırsatların dökümü gibi oldu. Hem engelli olmak hem de ayrıca engellenmekten daha büyük bir şanssızlık yok gibi. Ne olur bu fırsatları heba etmesek?

‘Şimdi rağbet güzel ile zengine’ diyen atalarımız da, daha güzel bir laf etselermiş iyi olacakmış.

Bu yazı toplam 1233 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim