• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C

Elif Şafak – İskender (Türk Toplumunda Kadının Yeri)

Psk. Gökhan Ergür

Türk edebiyatının son dönemlerde yetiştirmiş olduğu en kıymetli yazarlardan biridir Elif Şafak. Yazar olma ile kadın olmanın sürekli farklı kefelerde tutulduğu bir dünya düzeninde ( ki bu son derece yanlış bir tutumdur) Elif Şafak kuvvetini herkese göstermiş, yazdıklarıyla rüştünü ispatlamıştır. İlk romanı Pinhan’la 1998 Mevlana Büyük Ödülü’nü aldı. Bu ödül geleceğin habercisiydi aslında. Birbiri ardına alınan ödüller ve Türk yayıncılık dünyasında kırılması zor bir rekora imza atan ‘Aşk’  en kısa sürede en çok satan Türk romanı oldu. Kitap okuma alışkanlığı olmayanlara bile ‘Aşk’ kitap okuma sevgisi kazandırdı ve birçoğunun tanıyıp yürekten bağlandığı ilk yazar oldu.

Korkmayın amacım Eli Şafak’ın kronolojisini sizlere aktarmak değil. Sadece eserleri otuz dile çevrilen ve dünya çapında milyonlarca hayranı olan bir Türk romancısının yaptıklarını hatırlatmak istedim. Türkiye’den uzakta bir buçuk senedir son romanı üzerinde çalışıyordu Elif Şafak. Konusunun ne olduğu bilinmiyordu pek, ta ki 22 Temmuz gününe kadar. Aslında biz kitapların konusunu çok kısa sürede anlayan bir milletiz, diyar diyar dolaşıp insanları gözlemlemedim lakin bizim kitap incelememiz gerçekten hoştur. Kitaba önce uzaktan bakarız derin bir merakla, elimize alıp üç beş saniye üzerindeki fotoğrafa akabinde kitabın arkasını başlarız okumaya. Sıkıcı ve uzun değilse ne ala okuruz hepsini. Eğer sıkıcıysa çözümü kolay sondan başlayıp şöyle bir sayfalarını hızlıca geçeriz sihirbazlara nazire yaparcasına bir edayla. O gizemli hareketi yapıp hiçbir kitabın içeriğini anlayamadım bugüne kadar. Alışkanlık olmuş işte, koşullanmış güvercin misali.

Kitabı elime aldığımda arka kapağa aldanıp bir aşk romanı okuyacağımı sandım (herkes gibi). Fakat yanıldığımı kitabın ortalarında anladım. Bu yayınevinin bir politikası olabilir, çünkü milletim aşkı çok sever, ilgi gösterir. Aşka dair ne varsa ( televizyon dizileri, şarkılar, sinema filmleri) hemen tüketmek ister, duygusalız nihayetinde. Ve bir o kadar da ataerkil! Damdan düşer gibi nereden çıktı şimdi bu demeyin. Konumuz asıl burada başlıyor aslında.

Kadınların sessiz çığlıkları. Duyuyor musunuz? Birçoğunuz duyamıyor belki. Çünkü o çığlık çok uzak bizlere. Bizden uzak olsun da, vicdanımız rahat olsun da, sevdiklerimiz acı çekmesin de gerisi mühim değil. Düşünsenize siz bu yazıyı okurken Mardin’de, Aydın’da, Giresun’da, İstanbul’da hatta Nişantaşı’nda, şu sıcak günlerde sabahtan akşama kadar çalışmış bir kadın dayak yiyor. Kendisinden fiziksel olarak üstün bir insan!  Hiç acımadan onun gözünü, kolunu, bacağını morartıyor. Bunlar rüya ya da masal değil. 2009 yılının istatistiklerine göre Türkiye’de her dört kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Korkunç bir rakam. Ayrıca ülkemizde şiddet yüzünden ölen kadınlar kanserden ölenlerden daha fazla. Her ne kadar medya, sivil toplum kuruluşları ya da televizyon kanalları kadına şiddetin önüne geçmek için kampanyalar düzenlese de sonuç istenen seviye de olmuyor. Ayşe Paşalı ve binlercesi  ‘namus’ adı altında şiddete maruz kalıyor ve öldürülüyor. Gereken tedbirler alınmaz ise öldürülmeye devam edecekler.

İskender tam bu noktaya parmak basıyor işte. Türk toplumunda kadının yeri. Kitap incelemelerimde konuyu sakız kıvamında uzun uzun anlatmayı sevmem çünkü yazarı ben değilim bu romanın. Lakin kısaca değinecek olursak; Fırat kenarında bir köyden Londra’ya göç eden bir ailenin dramı anlatılıyor. Pembe Hanım İskender’in, Yunus’un ve Esma’nın annesi. Oğlu İskender’i el üstünde büyütmüş ona sürekli ‘paşam, sultanım’ şeklinde hitap ediyor. Çünkü erkek kıymetlidir Ortadoğu’da, önemlidir. Çünkü Pembe’nin annesinin tam sekiz deneme sonucunda hiç erkek çocuğu olmamıştır ve İskender bu yüzden sultandır. Aile reisleri olan Adem bir Bulgar kızının peşine takılıp evi terk ediyor. Artık evin reisi İskender’dir ve İskender’in çabuk büyümesi gerekmektedir. Öylede oluyor İskender daha çocukluğunu yaşayamadan koca bir adam oluyor. Annesi koca sert bir adam yetiştiriyor. İşte buradaki fikir yeni bir pencereden bakmamı sağladı kadın-erkek ilişkilerine. Bir televizyon programında şöyle demişti Elif Şafak ‘Bugünün kadınlarını erkekler inşa ediyor’ diye. Haklıydı, erkek çocukları hep daha özenli büyütülüyordu, etin, pastanın, oyuncağın fazlası hep onun önüne koyuluyordu. Ve erkek çocuğu ilerde daha kıymetli daha değerli olduğu hissine kapılıp insanlara hükmetme hakkına sahip olduğunu düşünüyor.  Bu konuların hepsi ince ince işlenmiş İskender’de. Yeni bir doğruyu gösteriyor bize Elif Şafak, değiştirilmesi gereken yeni bir dogmayı işaret ediyor. Romanın konusunu daha fazla anlatmama gerek yok, kitabı okuyunca hislerinize yön vermek istemem.

Siz Aktüel Psikoloji okurları için İskender romanının anlattıklarını sıcağı sıcağına kaleme aldım. Sizlerden ricam okuyun, kadınlar için okuyun ve sevin, elleri cennet kokan anneleri-geleceğin annelerine kıymet verin, kusur etmeyin.

Bol kitaplı günler dilerim.

Kitabı Satın Almak İçin TIKLAYINIZ


Bu yazı toplam 14727 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Özlem
2011-10-07 15:48:11
Okunması gerekli.
Ben de çıktığı gün alıp heyecanla okuyup bitirdim ve blogumda yazdım. Beklerim http://birdilimkitap.blogspot.com/2011/08/iskender-elif-safak.html
şerife cengiz
2011-08-12 16:12:55
kitap elimde,dün başlamıştım bugün bitiririm..sürükleyici güzel bir roman..tavsiye ederim.
Aysen keskin
2011-08-04 22:39:53
Yazinizi okuduktan sonra kitaba basladim iyiki okumusum yazinizi harika kitapti
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim