• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Duygudurum Bozuklukları İle Huy, Karakter ve Kişilik İlişkisi

Duygudurum Bozuklukları İle Huy, Karakter ve Kişilik İlişkisi
Bu çalışmada, duygudurum bozukluklarına getirilen sınıflandırmacı ve boyutsal yaklaşımlar incelenmiş, eşlik eden huy, karakter ve kişilik bozuklukları tartışılmıştır...

Araş Gör. Dr. Aslıhan SAYIN, Yrd. Doç. Dr. Selçuk ASLAN
Gazi Ü Tıp Fak., Psikiyatri AD.


Huy (temperament), karakter ve kişilik kavramları çoğu zaman yanlış olarak eş anlamda kullanılmakla birlikte farklı anlamlar taşımaktadır. Hipokrat’ın dört sıvı kuramından beri bazı huyların ve kişilik özelliklerinin psikiyatrik bozukluklara yatkınlık yarattığı düşünülmüştür. Kraepelin, Schneider ve Kretschmer belirgin psikiyatrik bozuklukların minör çeşitleri olarak tanımladıkları huy özelliklerinin bir yelpaze üzerinde yer aldığını söyleyen ilk yazarlardır. Akiskal’ın “silik ikiuçluluk” ve “duygulanımsal huylar” (affective temperaments) kavramları, tanımlayıcı psikiyatride önemli bir gelişmedir. Bunun yanı sıra, Cloninger’in huyun biyolojik ve genetik yönünü vurgulayarak geliştirdiği dört boyutu huy ve üç boyutu karakteri tanımlayan psikobiyolojik yaklaşımı, kişiliği huy ve karakterin bileşimi olarak tanımlamaktadır. Kişilik bozuklukları ve duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki üzerine farklı varsayımlar öne sürülmüştür ancak henüz hiç biri tek başına yeterli açıklamayı sağlayamamaktadır. DSMIII ile çok eksenli sınıflama getirilerek, kişilik bozuklukları, Eksen II bozukluklar altında incelenmiştir. Bu yazıda, duygudurum bozukluklarına getirilen sınıflandırmacı ve boyutsal yaklaşımlar incelenmekte, eşlik eden huy, karakter ve kişilik bozuklukları tartışılmaktadır. Bu amaçla aşağıdaki anahtar sözcükler kullanılarak, 19802004 yılları arasında yapılan yayınlar medline (Pub/med) ile taranmıştır. Ulaşılan kaynaklar ışığında huy, kişilik ve karakter özelliklerinin duygudurum bozukluklarıyla birlikteliğinin klinik önemi tartışılmaktadır.

Anahtar Sözcükler: Huy, karakter, kişilik, kişilik bozuklukları, duygudurum bozuklukları

Giriş

Huy (temperament), karakter (character) ve kişilik (personality) birbirinden farklı kavramlardır. Huy; kalıtımla geçen ve yaşam boyunca çok az oranda değişen yapısal özelliklerdir. Karakter ise; çevrenin ve yetiştirilmenin etkisi altında gelişmiş, öğrenilmiş tutumlardır, dolayısıyla zamanla değiştirilebilecek özellikleri içerir. Kişilik ise; genetik olarak gelen huyla, sonradan elde edilmiş karakterin birleşiminden oluşur (Akiskal ve ark. 1983).

Bu gözden geçirme yazısında; duygudurum bozuklukları ve kişilik yapısı arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaları ve görüşleri toplamak amacıyla; “huy, karakter, kişilik, kişilik bozuklukları, duygudurum bozuklukları” anahtar sözcükleri kullanılarak 19802004 yılları arasında yayımlanmış olan medline (Pubmed) ve Türkçe kaynaklar taranmıştır.

Yazıda öncelikle; huy, karakter ve kişilik özelliklerinin duygudurum bozukluklarıyla ilişkisi üzerine tarihsel görüşler özetlenmekte, bu konuya farklı boyutsal yaklaşımlar getirmeye çalışan günümüz kişilik kuramcılarından Costa ve McCrae, Eysenck ve Eysenck, Thomas ve Chess ve Rothbart’ın kuramlarına kısaca değinilmekte, Akiskal ve Cloninger’in görüşleri daha ayrıntılı olarak incelenmektedir. Ayrıca üzerinde çok tartışılan bir konu olan sınırda kişilik bozukluğu ve duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki ele alınmaktadır.

BULGULAR

Huy, karakter ve duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki

Eski çağlardan beri doğuştan gelen bazı huyların belirli psikiyatrik bozukluklara yol açtığı düşünülmektedir. Eski Yunanda Hipokrat’ın dört sıvı (kara safra, kan, sarı safra, lenf) kuramıyla kişilik ve huy tipleri açıklanmaya çalışılmıştır.

Akiskal ve arkadaşları (1983) ve von Zerssen ve Akiskal (1998) kişiliğin duygulanım bozukluklarıyla ilişkisi üzerine yazdığı derlemelerde konunun tarihsel gelişimini ayrıntılı olarak ele almışlardır. Kraepelin 1921’de depresif, manik, irritabl ve siklotimik kişiliklerin duygudurum bozukluklarına ‘kişisel yatkınlık’ (personal disposition) yaratan temel huylar olduğunu belirtmiştir. Çoğu manikdepresif hastada bu duygulanım huylarının bulunduğunu, hastaların akut nöbet yatıştıktan sonra da bu huylara geri döndüğünü, hasta olmayan aile bireylerinde de bu huylara rastlanabileceğini gözlemlemiştir. Schneider 1958 yılında Kraepelin’in gözlemlerini genişletmiş, depresif ve hipomanik huylar tanımlamıştır. Schneider, Kraepelin’in aksine bu iki duygulanım huyunun duygudurum bozukluklarıyla genetik olarak bağlantısı olmadığını savunmuştur (Akiskal ve ark. 1983, von Zerssen ve Akiskal 1998).

Kretschmer’e göre duygulanım huyları keskin sınırlarla ayrılmamıştır, psikopatolojiler normal huy tiplerinin patolojik olarak belirginleşmiş türevleridir (Şekil 1). Kretschmer sikloid (cycloid) ve siklotimik (cyclothymic) tipleri şöyle açıklamıştır: (1) sosyal, iyi kalpli, kibar, iyi huylu; (2) mutlu, neşeli, canlı, sıcak kanlı; (3) içe dönük, sessiz, sakin, ciddi. Tüm sikloidlerin ilk ölçütleri karşıladığını, hipomanik sikloidlerin ikinci, depresif sikloidlerin üçüncü ölçütleri karşıladığını söylemiştir. Sikloid kişiliğin manikdepresif psikozun, şizoid (schizoid) tipin şizofrenik psikozun öncü huyu olduğunu savunmuştur. Hastalık ve normallik arasındaki tüm geçişlerin ‘sağlıklı’ siklotimik huylulardan ‘hasta’ siklotimikler (sikloidler) ve ‘psikotik’ siklotimikler (manikdepresifler) arasındaki süreklilik boyunca gerçekleştiğini eklemiştir (Akiskal ve ark. 1983). Bunun yanında Kretschmer’e göre huy hormonal sistem ve beden yapısından etkilenir, iki uçlu bozukluğu olan hastalar piknik yapıda, şizofrenler leptosome yapısındadır (von Zerssen ve Akiskal 1998).

DSMIVTR’ye göre duygudurum bozuklukları başlığı altında yer alan distimik ve siklotimik bozukluğun birinci eksen mi yoksa ikinci eksen bir huy ya da kişilik özelliği olarak mı yer alması gerektiği tartışmaları günümüzde halen sürmektedir.

‘Silik ikiuçluluk’ yelpazesi, duygulanım huyları ve duygudurum bozuklukları

Duygudurum bozuklukları ile huylar arasındaki ilişkiyi bir yelpaze içinde tanımlayan önemli yazarlardan biri olan Akiskal’a göre “ikiuçlu yelpaze”nin tüm toplumdaki sıklığı % 46 arasındadır (Akiskal 1994).

Makalenin Devamı için tıklayınız

Not: Bağlantı kırıksa lütfen Bize Ulaşın formundan durumu bildiriniz.

Bu haber toplam 8315 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ahsen
2010-12-03 00:39:13
tebrik ediyorum
aktüel psikoloji'yi tebrik ediyorum. Gerçekten ilgi alanlarını çok iyi ayrıştırmışsınız. Hem ilgililere hemde uzmanlara yetecek çok şey var. Makaleler kısmındaki paylaşımlarınız için teşekür ederim.
Diğer Haberler
  • Delilik ve Veliliğin Yollarının Kesiştiği Kavşak: Manik Depresyon17 Ağustos 2016 Çarşamba 00:02
  • İnsan Neden Kötülere İtaat Eder?03 Ağustos 2016 Çarşamba 20:12
  • Travma Sürecinde Ebeveynlik28 Temmuz 2016 Perşembe 13:07
  • Çocuklarda Cinsel İstismar ve Etkileri09 Mayıs 2016 Pazartesi 19:08
  • John Dewey'in Eğitim Felsefesi09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:35
  • Depresyon ve Antidepresan Tedavi09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:19
  • Bilinç, Dikkat Ve Performans Kapasitesinin Sınırlılığı09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:01
  • Çevre Psikolojisinin Alanı Ve İlkeleri09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:49
  • PASTORAL PSİKOLOJİ09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:46
  • Travmaya Psikolojik Tepkiler ve Bunlara Yaklaşım09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:39
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim