• BIST 106.932
  • Altın 141,898
  • Dolar 3,5303
  • Euro 4,1123
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

Diyet çılgınlığı

Prof. Dr. Bengi SEMERCİ

Bu yazıyı ve başlığı ilk kez yazmıyorum. Ama maalesef hiçbir değişim olmadığı, sadece kötü olaylar olduğunda geçici tedbirler ve söylenmeler sonrası unutulduğu için bir kez daha yazıyorum. Hâlâ umudum var; ölümler olmadan basından başlayarak herkes diyet çılgınlığından kurtulacak ve sorumluluklarının farkına varacak. Bir yandan değişen ve gittikçe zayıflığa bağlanan güzellik imajı, diğer yandan birbiriyle çelişkili olsa da sağlıklı olmanın koşullarının beslenmeye bağlanması, bir çılgınlık başlattı, denilebilir. Bu çılgınlığın başlamasıyla basın bir yarışa girdi. Her gazete de listeler yayımlamaya başladı. Hatta, çoğu kez bir liste yetmiyor, aynı anda birkaç liste ve mücizevi formül öneriliyor. Mucizevi zayıflama ve sağlık yarattıklarını söyleyen kişilerle merkezlerin reklamı yapılıyor. Gerçekten diyet sağlık mı demek? Yoksa diyetin kendisi bir sağlık sorunu olabilir mi? Ve tüm bunların sorumluluğunu birbirini suçlamadan kimler üstlenebilecek?

BESLENME Mİ, ZAYIFLAMA MI?

Tartışmalar, doğru beslenme boyutundan çıkıp, sadece zayıflamaya odaklanmış durumda... Yani zaten herkes şişman ya da şişmanlayacak ve hemen diyet yapmaları gerekiyor. Bu diyet sonrasında da zayıf, sağlıklı ve mutlu olacaklar. Diyet listelerine baktığınız zaman bu konuda aklınız karışabilir. Çünkü bir kısmında önerilen şeyleri yediğinizde, gerekli olan besinlerin büyük kısmını alamamış, tek tip ve sağlıksız beslenmiş olacaksınız. Ama iddiaya göre bunu uygulayıp, zayıfladığınızda sağlıklı olacaksınız. Bir kısım liste ise sizi aç bırakmadan, zayıflama garantisi veriyor. İçinde yazılanları anlayabilir ve bulabilirseniz tabii... Bazılarında yazanları ise asla bir arada yememişsinizdir ve buna rağmen şişmanlamışsınızdır. Oysa şimdi daha fazla yiyerek, zayıflayacağınız söylenmektedir.

İSTENMEYEN SONUÇLAR

Diyetlerin belki en masum olan istenmeyen sonuçları, diyetle başlayıp, devam ettiremediğinizde duyacağınız suçluluk duygusudur. Masum olmakla birlikte, tekrarlayan başarısızlıklar sonrasındaki suçluluk duyguları artabilir ve yaşamınızın tek amacı, tek sorunu haline gelebilir. Bu ise depresyona kadar uzanan bir mutsuzluğun ilk adımı demektir. Gerçekten kiloluysanız ve çevrenizdeki herkes yine diyet yapıp yapmadığınızı sorguluyorsa, mutsuzluğunuz artar.

Gençler: Diyetlerin yol açtığı önemli sorunlardan biri, özellikle gençleri tehdit eden yeme bozukluklarıdır. Güzelliğin zayıflık olduğunu, sadece zayıf olanların güzel olduğu o denli vurgulanıyor ki bir sürü genç, güzel olma adına diyet uygulamaya başlıyor. 15- 25 yaş arasındaki gençler bu diyetler sonucu, kendilerini açlığa mahkum ediyor. Bu geçlerin bir kısmı, başladıkları diyeti bir türlü durduramaz. Artık zayıflamış olsalar da diyet çılgınlığına devam ederler. Artık diyette değil, ölüme kadar gidebilen yeme bozukluğunun pençesindedirler. Adına ister anoreksia, ister bulimia densin, hepsi bir diyet öyküsüyle başlar. Şişman olmaktan aşırı korkan, çoğunlukla okullarında başarılı ve hırslı olan bu gençler, kendi beden görüntülerini doğru değerlendiremeyip, daha zayıf olmak için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz yapma, yediklerini isteyerek çıkarma gibi davranışlar göstermeye başlar. Zamanında anlaşılmazsa da beslenme bozuklukları ya da intiharlar nedeniyle ölümlere rastlanır. Bazı gençler, devamlı diyet yapamaz ve aralarda tıkınırcasına yeme nöbetleri olur. Her yeme krizini pişmanlık ve yediklerini geri çıkarma çabası izler. Böylece zayıf kalmaya çalışırlar. Kusma nöbetleri beslenme bozukluğuna, boğaz ve sindirim sisteminde önemli tahribatlara, sağlığın bozulmasına neden olur.

Daha büyükler: Olumlu bir gelişme yok değil. Yazıla, anlatıla insanların kilosunun sadece güzellikle ilgili olmadığı, sağlıklı olabilmek için de kilonun kontrol edilmesi gerektiği anlaşıldı gibi görünüyor. Bir de yanında spor yapılmasının gerektiği... Ama sanki bu anlama ve yönlendirmede bir yanlışlık var. Çünkü sağlıklı olmak için spor yapan, diyet uygulayanların bir kısmı sağlıklarını, hatta yaşamlarını kaybediyorlar. Her yaşta olunması gereken bir kilo ve yapılabilecek sporlar olduğu bilinir. Bu bilgiyi, konunun uzmanlarından almak mümkündür. Galiba karmaşanın nedeni, basında yer alan uzmanların birbirinden aykırı fikirleri ve kime ait olduğu bilinmeyen ya da bu konuda uzman olduğu kendi tarafından iddia edilip, basın tarafından da desteklenen kişilerin önerilerinden kaynaklanıyor. Bir bakıyorsunuz, her türlü, hatta en zor sporları herkesin yapması gerektiği, bazen abartılarak bunun sağlıklı ve genç olmanın bir sonucu olduğu bildiriliyor. Sonra bilinmeyen bir hastalığı olan ya da hastalığına rağmen bunları yapması gerektiğini yayınlardan öğrenen kişiler yaşamlarını kaybediyor. Benzer şekilde kontrolsüz yapılan diyetler, hastalıkların ortaya çıkması veya olan hastalıkların belirginleşmesi sonucunu doğuruyor.

MANTIKLI DÜŞÜNMEK ŞART

Şişmanlık mutluluk değildir. Hareketsizlik birçok sorunu yaratan nedenlerdendir. Ama aşırı zayıf olmak ve sürekli, kontrolsüz spor yapmak da sağlık ve mutluluk getirmez. Ölümden bahsetmiyorum bile... Araştırmak, okumak, öğrenmek önemlidir. Bunu yaparken duyduklarınızı mantık süzgecinden geçirmek, kendi durumunuzu iyi değerlendirmek gerekir. Unutmayın, aynı sorunu olan kimselere, her zaman aynı reçete yararlı olmaz.

Bu yazı toplam 3671 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim