• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C

Dini İnanç, Düşünce ve Motivasyon

Dini İnanç, Düşünce ve Motivasyon
Bazen insan, ‘dini tecrübe’ ifadesinin her türlü dini kanaatin içine tıkıldığı bir bavul-kelime görevi yaptığı izlenimine kapılıyor. Ya da her şeyi açıklamaya yarayan sihirli bir anahtar...

Saliha Uysal

Dini Tutum ve Motivasyon Psikolojisi Dersi Seminer Ödevinden alıntıdır.


1.Motivasyon Kelimesi

Motivasyon; sözlük anlamıyla, ‘Fertleri belli gayeye yönelik şekilde hareket etmeye sevk eden saik’dir.[1] Dini motivasyon kavramı ise bu bağlamda, bireyi dinsel gayeye yönelik şekilde hareket etmeye yönelten saik olarak tasavvur edilebilir. Dini motivasyon konusunu irdelemeden önce bu konuyla sürekli mukayese edilen dini tecrübeyi kısaca ele almakta fayda vardır.

2.Dini Tecrübe

Bazen insan, ‘dini tecrübe’ ifadesinin her türlü dini kanaatin içine tıkıldığı bir bavul-kelime görevi yaptığı izlenimine kapılıyor. Ya da her şeyi açıklamaya yarayan sihirli bir anahtar.[2]

Oysa ‘gerçekle doğrudan doğruya kurulan ilişki sonucu elde edilen bilgi ve idrakler insanda ‘tecrübe’ denilen iç yaşantılara varlık verirler. Tecrübe dünyayı ve hayatı duygusal ve sezgisel bir kavrama tarzını ifade eder. Dini yaşayış ve davranışın ayırıcı özelliği, tabiatüstü ile Allah’la olan ilişkidir. Bu ilişkiyi yaşayanlar açısından dini tecrübe, inancı doğrulayan kesin bir değere sahiptir. Dini tecrübe bir bakıma insanı kendi varoluş sınırlarının ötesine taşıyarak bir ‘Başka’ varlığın huzuruna getirir. Böylece Allah’ın varlığının tecrübesini yapmaya başladıktan itibaren, O’nun kesin bir gerçeklik olduğuna inanılır. Allah da kendi varlığını, bir iç huzur veya insana yüce bir dünya açarak varoluşu alabildiğine yükselten ani bir parıltı ya da mucizevi bir yardım olarak hissedilen bir olay anında, karşı konulmaz bir şekilde kabul ettirir. Bu karşılıklı alışveriş içerisinde bir kişinin dini gelişme ve olgunlaşma imkanlarını gittikçe artırır.’İnsan dini bir kabiliyete sahip olarak dünyaya gelir. Dolayısıyla insan hayatında dini gelişim, doğuştan gelen dini eğilim ile çevre özelliklerinin etkileşiminin etkisi altındadır. Ve dini tecrübe de bu etki altında gelişir.

‘‘Çağdaş Psikologlar ‘dini tecrübe’yi, ‘Allah’ın alamet, işaret, tezahür ve delillerini sezgisel algılama, vasitasız doğrudan doğruya kavrama , kutsal ve ilahi kudretle sezgisel ve duygusal ilişki kurma’’ olarak tanım ve tasvir ederler. Böylece dini tecrübe terimi altında, şuur olayları olarak insanın dini eğilimleri, dini duygu ve sezgileri tasvir edilmekte, dinin tecrübeye iç yaşantısına dayalı duygusal yönü değerlendirilmektedir. Hatta bazılarınca dinin bütünü, dindarlığın asıl kökü ve temeli olarak kabul edilen bu duygusal boyutun, çok karmaşık ve çok yönlü olan dini yaşayışın bütününü ifade etmekte yeterli olamayacağı açık bir husustur.’’Allah’la ilişki içerisindeki kulun yaşadığı dini tecrübeleri yapı ve muhteva yönünden doğrulayıcı tecrübe, ilahi cevap tecrübesi, vecd tecrübesi, vahy tecrübesi gibi türlere ayırmak mümkündür.Ezcümle ‘Dini tecrübe tabiatı itibariyle duygusal bir özelliğe sahiptir. Dini tecrübe içerisinde hissedilen şeyler, dini kutupluluk taşıyan bir takım duygular ve algılardır. Din duygusu dini tecrübe anında hissedilen duygu ve algılaırn genel adıdır.

Dini tecrübeyi oluşturan duyguların temel bir biçiminin olup olmadığı meselesi din psikologlarını oldukça uğraştıran bir konu olmuştur.

Son durumda, kendi başına sınırları belli, ayrı ve ayırdedici tek bir dini heyecanın varlığına rastlanmadığı için, genel olarak din konularının uyandırabilecekleri ortak heyecanlara ‘din duygusu’ denilmektedir. Yani dini tecrübe değişmez bir öze sahip değildir; değişik yaşantılar dini konulara yöneltilebilir, hislerin geniş çeşitleri dini niyet içine girebilir. Dünyanın birçok dinlerinde bütün duygu ve heyecanların kendilerine mahsus şartlarda kuşatılmış ve uygulanmış oldukları müşahede edilmektedir. Buna göre, dini korku, sevgi, hayranlık, bağlılık, dayanma, güvenme, sığınma, teslim olma, ümit, sabır, şükür, minnettarlık, saygı, hürmet, tazim, hüzün, rıza, haya...gibi duuygular, dini tecrübe içerisinde yer alan öenmli duygulardır.[3]

3.Dini İnanç, Duygu, Düşünce ve Motivasyon

Dini inanca duygu, düşünce ve motivasyonla ilişkileri açısından baktığımızda, bu inancın veya inançların iç dünyamızın temellerini teşkil ettiğini görürüz. Duyguların, düşüncelerin ve motivasyonun bu inançlara göre şekilllenmesi veya o istikamette organize olarak inançlarla uyumlu hale gelmesi sözkonusudur. Motivasyon, duygulara dayalı ancak inanç, bilgi ve kanaatlerin ışığında düşüncenin yol göstermesiyle oluşan karar; davranışa iten güç ve davranışı idare eden iradedir. Duygular hemen davranışa sebep olamazlar. İç dünyamızda hafif hafif başlayan ve zaman içinde birikerek şiddetlenen veya gerginliğe sebep olan duygular kişiyi rahatsız eder veya tatmin olmak ister. Ve biriken şiddetlenen duygular kişiyi bir davranışa hazırlar.

Kişi bu duyguları tatmin etmek için şartların elverişli olup olmadığına bakar ve şartlar elverişli ise motivasyon ve davranış gerçekleşir. Bir anlamda davranışlarda, ‘duygu-değerlendirme ve karar-davranış’ formülü geçerlidir. Yani duygudan davranışa giden yolda motivasyon bir köprü  oluşturmaktadır. Bu köprüden geçebilmek için yapılan değerlendirmelerde ‘geç veya geçme, dur’ kararı verilirken işin içine inanç, kanaat ve içinde bulunduğumuz şartlarla ilgili bilgiler girmekte, kararın şu veya bu yönde verilmesinde bunların da rolü olmaktadır. İnanç ve kanaatler bu konuda duygu, düşünce, motivasyon ve davranışları bir düzene sokmak gayretiyle şahsiyetin temel taşları mesabesindedirler. Bir takım duyguların ve arzuların tatmininde, bu tatminlerin şu veya bu yolla gerçekleşmesi kişinin değerler dünyasına göre bir şekil alır.  Tabiki bu arada inancın gerekleri ile duyguların veya ihtirasların çatışması sonucunda kişi, duygularına, ihtiraslarına mağlup olabilir. Bu noktada inancın gücü ve iradenin önemi ortaya çıkmaktadır. Kısacası, davranışlar, iç dünyamızın dışa yansıyan uzantıları olduğuna göre genel olarak inançların ve özel olarak da dini inançların davranışlara yön vermesi, onları etkilemesi kaçınılmaz olarak kendini gösterecektir. [4]

Din insan yaşamında, tüm insanlar arasında her zaman güçlü bir etki unsuru olmuştur. Birçok kimse için dini motivasyon, onların eğitiminde temel bir öğedir. Bu temel öğe üzerine yazılmış bir makalede ‘Is Religion What We Want? Motivation and the Cultural Transmission of Religious Representations’ / ‘Din İstediğimiz Şey midir? Motivasyon ve Dinsel Tasvirlerin Kültürel İletisi’ adlı makalede, Shaun Nichols, Freud’ün Bir Yanılsamanın Geleceği adlı eserini ele alarak dini inancın motivasyondan geldiğini gösteren bir kanıt olmadığı fikrini işler. Tabii dini inancın motivasyonda tarihi bir orjininin bulunmadığını ifade etse de, motivasyonun dini inancın gelişimde mühim bir yere sahip olduğunu da kabullenir.[5]

4.Dindar Olmanın Motivasyonu

Derin bir bağlılıkla dindar olan insanlara neden dindar oldukları sorusu çoğu kez amaçsız gelir. Hatta anlamsız olduğunu düşündükleri de olur. Tabii her insan bu kanaati taşımaz. Aslında insanların dine yaklaşımlarının bir çok nedeni vardır.Ohio Devlet Üniversitesi Psikoloji ve Psikiyatri Profesörü, Steven Reiss, bu soru üzerinde çalıştı ve ilginç sonuçlara ulaştı. Varılan sonuç şu ki; dinin yönleri insanların bağımsızlık arzusundan geçiyor. Daha az dindar olmaları muhtemel görünen kişiler özgüvene ve bağımsızlığa en fazla önem verenler. Bunun ötesinde kilise; katılımcılarını dini tecrübe bağlamında memnun etmek çabasıyla yüzyüze geldi ve bu göründüğü kadar da kolay değil. Çünkü farklı insan tipleri farklı dinsel ihtiyaçları taşımaktadır. Profesör Steeve şöyle der: Düzen konusunda zayıf olan insanlar kendiliğinden gelen yani doğal olan inancı tercih ederken; düzeni sevenler, düzen gereksinimi duyan insanlar ritüellerden oluşan dini tecrübeden daha çok memnuniyet duyarlar. ‘‘Yeni Oluşum Kilisesi’’ ve ‘‘Geleneksel Kilise’’ savunucuları arasında ‘‘din pazarlaması’’ mevzuu hep gerginleştiren konulardan biri olarak tartışmaya yol açmıştır. Profesör Steeve’in Hristiyan merkezli bu çalışmasının aynı formla Budizm İslam gibi dinlerin mukayeseinde uuygulanması çok ilginç olurdu.[6]

KAYNAKLAR

DOĞAN  Mehmed , Büyük Türkçe Sözlük, İz Yayıncılık, 1996, motivasyon maddesi.

HÖKELEKLİ, Hayati, Din Psikolojisi, Ankara: TDV Yayınları, 1993.

ŞENTÜRK, Habil, Din Psikolojisi, Konya : Esra Yayınları, 1997.

VERGOTE, Antoine, Din İnanç ve İnançsızlık, çev. Doç. Dr. Veysel Uysal, İstanbul: İFAV Yayınları, 1999.

www.thegreenman.net.au/mt/archives, Par 1-6 (10 Mart 2005).

www.cofc.edu/~nichols/motivationandreligionFinalc.htm (21 Mart 2005).

[1] Dr. Mehmed Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, İz Yayıncılık, 1996, s. 782, motivasyon maddesi.

[2] Antoine Vergote, Din İnanç ve İnançsızlık, çev. Doç. Dr. Veysel Uysal, İstanbul: İFAV Yayınları, 1999, s. 106.

[3] Hayati Hökelekli, Din Psikolojisi, Ankara: TDV Yayınları, 1993, s. 123-138.

[4] Habil Şentürk, Din Psikolojisi, Konya : Esra Yayınları, 1997, s. 193-199.

5 http://www.cofc.edu/~nichols/motivationandreligionFinalc.htm, (21 Mart 2005), Shaun Nichols, ‘Is Religion What We Want? Motivation and the Cultural Transmission of Religious Representations’

6 www.thegreenman.net.au/mt/archives, Par 1-6 (10 Mart 2005).

Bu haber toplam 13269 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim