• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C

DEPREM KUŞAĞINDA İLİŞKİLER

Aile Terapisti Nazlı ÖZBURUN

Duruşu deprem kuşağında olan evliliklerde sarsıntı eksik olmaz. Her an her şey bir kavga nedeni haline gelebilir: ütülenmemiş bir gömlek, tuzu konmamış bir yemek, şarjı bitiği için açılmamış bir telefon, akrabaya yapılmış küçük bir yardım, çocuğun nezle olması, biraz kilo alma, koltukta uyuyakalma, geç ödenmiş bir fatura…
 
İçe atılan gerçek kızgınlıkların yerine çakma olanları geçmiş ve zaten dolu olan kızgınlıklar bir şekilde yolunu bulup kavgaya dönüşmüştür. Net olamamak, samimi konuşmamak, kusuru hep karşı tarafta görme alışkanlığı,  ilişkiyi her an çatışmalı bir yapıya dönüştürmüştür.
 
Mizaç uyumsuzlukları ve karşıdakinin mizaç özelliklerini kabullenmeyiş, bir başka sallanma nedenidir. İlk başta bizde olmayan özellikler olduğu için karşı tarafta görüp beğendiğimiz her şey, sonrasında kıyasıya eleştirdiğimiz ve kavga nedeni yaptığımız şeylere dönüşür.
 
“Çok saf ve temiz göründüğü için âşık olup evlenmiştim!” diyen bir adam sonrasında eşinin saf oluşunu eleştirmeye “Elinden hiçbir iş gelmiyor!” diye onu horlamaya başlar. “İnsan bu kadar da saf olur mu? Hiçbir işin üstesinden gelemiyor!” diye eşini küçümser.
 
Kendi büyüdüğü yerlerdeki erkeklerin kadınlarla kurduğu ilişkilerde hayır göremeyen bir kadın, kendisini “daha fazla sahiplensin” diye evlendiği adamın kıskanç olmasından bunalır sonrasında…
 
“Hanım hanımcık bir ev hanımı” özellikleri taşıdığı için evlendiği kadını, sonrasında “Kadınlık bulaşık yıkamak, yemek yapmak değildir. Onu para verirsen de yapıyorlar!” diyerek aşağılayıp kadınını başka kadınlarla kıyaslamaya başlar bir başka erkek.
 
Özgüvenine hayran olduğu için evlendiği adamın sonrasında kalabalıklaşan çevresinden yakınmaya başlar bir başka kadın.
Ne istediğini bilmeden, kendi gerçekliğinin farkında olmadan yapılan evliklerde,  altyapı sağlam olmadığı için sarsıntılara karşı dayanıksız ilişkiler kurulur.
 
Hayat bu, önünüze ne çıkaracağı belli olmaz. Karşınıza çıkan kişiyle/kişilerle ilişkiniz sarsıntı geçirmeye başlarsa yorulursunuz. Yapı yıprandığı için ömründen önce çöker. Sonrasında bir gün taraflardan birisi yorulup yeter artık diyebilir.
 
Eşlerin arasındaki boşluk, her sallantıyla her kavgayla biraz daha açıldığından, aradaki boşluğa bir başka kişi yerleşebilir. İlişkide boşluk yokken üçüncü kişinin (ne kadar istekli olursa olsun) araya giremeyeceği durumdayken;  boşluk oluşmuşsa kötü niyetli üçüncü kişiler araya kolaylıkla girebilir.
 
Didişerek yaşamaya alışmış bünyeler, anlaşarak yaşamayı öğrenmekte zorlanıyorlar. Yıpranan ilişkilerden etkilenen çocuklar, daha hayata başlarken didişerek yaşamayı öğreniyorlar.
 
Birleşik çatlak kaplar gibi sürekli sızıntı yapıyoruz. Anne-babalarımızdan öğrendiğimiz “her şey için kavga edilmelidir” anlayışını çocuklarımıza bulaştırıyoruz.
 
Hayatta her şeye kızmaya, her şeyi çatışma meselesi yapmaya ve sürekli karşı tarafı taşlamaya harcanacak kadar basit ve uzun değil. Hayat; seyretmek, anlamak ve yaşamak için, öğrenmek için çok sayıda fırsat sunarken, bizler sağlam olmayan yapılarımızdan dolayı sallana sallana serseme dönüyoruz.
Hiç gerek yok! Yapıyı sağlamlaştıralım ve ilişkiyi deprem kuşağında kurmak yerine daha sağlam bölgelerde kurmayı deneyelim.Eğer deprem kuşağında kurulmuş bir ilişkinin içindeysek de bu ilişkiyle nasıl baş edeceğimizi öğrenmeye çalışalım.Olmuyorsa da destek almak için geç kalmadan yapı çökmeden bir uzmana başvurmayı gereksiz görmeyelim en azından…

nazliozburun@gmail.com
 

Bu yazı toplam 3400 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
horoz kentli
2011-04-04 21:14:25
geç kalmamak
aslında deprem kuşağında olan evllikler için yapabileceğimiz çok bir şeyin olduğunu düşünmüyorum. onlar için ne yapmak istesek bizi yanlış anlayacak yada bizim yapacağımız yardımı görmezlikten gelecektir.bu yüzden deprem kuşağını oluşturmayacak evliliklerin temelini atmalıyız. yani bu konuda eğitici rehberlikten çok önleyici rehberliğin işe yarayacağını düşünüyorum.......
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim