• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Çocukları eğitmek

Prof. Dr. Bengi SEMERCİ

Bu hafta sizlerden gelen sorular arasında en sık sorulanlara kısaca bakalım istedim. Konu başlıkları farklı olsa da en sık sorun olarak görülen şeylerin temelinde benzerlikler var. Aileler şu sorunun yanıtı veremiyorlar: "Çocuğum istediğinde mi? Zamanı geldiğinde mi?" Daha fazlasını kitaplarımdan ya da eylülde tekrar başlayacak eğitimlerden öğrenebilirsiniz.

TUVALET EĞİTİMİ
Tuvalet eğitimi annelerin adeta kâbusudur. Ne zaman başlaması gerektiği, nasıl davranılması gerektiği konusunda kargaşa yaşanır. Oysa her konuda aileye bağlı olan bebeğin kendi kontrolünde olan tek şey kaka ve çişini tutma-bırakma özgürlüğüdür. Bunun da elinden alınmaya çalışılması, inatlaşmaya yol açar. Tuvalet eğitimi için en uygun dönem iki yaş civarıdır. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun temiz kalmasını sağlamaya çalışmak, hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ilerde gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak, zamanı gelince kendi söyler diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur. Tuvalet eğitimi verirken, çocuğu bezlememek gerekir. Bezlenen çocuk, tuvalet eğitimi almakta zorlanacaktır. Genellikle anneler üşüyeceğini düşünerek, kış aylarında bez çıkarmaktan endişe duyar. Ama çocuğun doğduğu zamana göre, yazın gelmesini beklemek gecikmeye neden olabilir. Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine, belli aralıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygun olacaktır. Kakası için, her yemek öğününden sonra tuvalete oturtmak eğitimi kolaylaştırır. Ancak oturma süreleri uzun olursa, çocukla inatlaşma artar ve eğitim gecikir. Kararlı olarak, idrarı için iki saatte bir, kakası için yemeklerden sonra tuvalete üç-beş dakika oturtmak, tuvalete yapması için onunla inatlaşmamak ve ona yalvarmamak, bunu önemli bir olay gibi değil de, doğal bir süreç olarak ele almak sizi rahatlatacaktır. Gece altını ıslatma daha uzun sürer ve beş yaşına kadar devam edebilir. Zamanı geçirip, nasılsa kendi öğrenir dersek alıştırmak daha zor olacaktır.

KREŞE GİTMEK
Üç yaş, çocuğun sosyalleşme yaşıdır. Üç yaşından sonra çocuğun, evden ve anne babadan ayrılmayı sağlıklı bir şekilde öğrenmesi gerekir. Bu nedenle üç-üç buçuk yaş arası kreşe başlama yaşıdır. Bazen babalar, çoğu kez de aile büyükleri, çalışmayan annelerin çocuklarını kreşe göndermelerine karşı çıkar. Çocuğun evinde daha mutlu ve sağlıklı olacağını iddia ederler. Oysa kreş, sadece annesi çalışan çocukların bakım için gitmek zorunda oldukları bir yer değil, çocuğun eğitiminin başlangıç noktasıdır. Bazı aileler ise, kreşe giden çocuğun hasta olacağı endişesiyle onları göndermez ya da ilk hastalanmadan sonra çocuğu kreşten alır. Oysa toplu olunan bir yere ilk kez giren çocuğun hastalanması, çocukluk hastalıklarını birbirlerine geçirmesi beklenen bir durumdur. Kreşte olmazsa, ilkokulda olacak ve eğitimi engellenecektir. Eğer uygun bakım ortamı ve bakım verecek kişi sağlanabiliyorsa, bu yaştan önce çocuklara evde bakım vermek daha doğru olur. Üç-üç buçuk yaş öncesi kreşe giden çocuklarda ruhsal sorun çıkma olasılığı vardır.

KARDEŞ KAVGASI
Aileler kardeşlerin birbirini kıskanmamasını, aralarında hiç sorun olmamasını, yenisi doğar doğmaz diğeri kaç yaşında olursa olsun hemen uyum sağlamasını istiyor. Oysa kardeş geldiğinde çocuk, ailenin onu yeterince sevmediğinden şüphelenerek huzursuzlanır. Anne babanın dikkatli tutumları; büyük kardeşe, büyük muamelesi yapmaması sorunu azaltır. Kardeş kavgalarından ve onların sonuçlarından yakınmak aileler için adeta alışılmıştır. Genellikle sonlandıramamaktan ve her ikisine de yaranamamaktan yakınırlar. Çünkü kardeş kavgasını yatıştırmak için aralarına girip, haklı haksız ayırmaya çalışılır, haksıza ceza verilir. Oysa genellikle kardeş kavgalarında haklı haksız olmaz.

Yazının Devamı

Bu yazı toplam 5625 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim