• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C

Çocukları cinsel istismardan korumak

Prof. Dr. Bengi SEMERCİ

Bu yazı iki yıl önce yine yayınlanmıştı. Ama galiba anımsamak için uykularımızı kaçıran olaylar olması gerekiyor. Cinsel istismar, büyüklerin çocukları kendi cinsel doyumları için kullanmasıdır. 'Cinsel istismar' denilebilmesi için, istismarı yapanla kurban arasında en az beş yaş fark olması öngörülür. Cinsel istismar dendiğinde, sözel istismardan, tecavüze uzanan bir kavram anlaşılmalıdır. Telefon, internet ya da yüz yüze cinsel konuşmalar, teşhircilik, dokunma, ilişki kurma, ilişki izlettirme, pornografi için kullanma ve izlettirme, fuhuşa sürükleme cinsel istismardır. Cinsel istismar utanma, suçluluk, çevrenin tepkileri gibi nedenlerden çoğunlukla gizlenmektedir. İstismarı yapanlar genellikle aileden ya da çocuğun tanıdığı kişilerdir. Çoğunlukla erkekler tarafından yapılmaktadır. Ergenlik öncesi ve ergenlik döneminde cinsel istismar daha sık görülmektedir. Eğer çocuğunuz size cinsel istismara uğradığını söylüyorsa ona inanmanız gerekir. Zaten korkmuş, kendi hatası olup olmadığına ilişkin endişeleri olan çocuk, yalan söylediğinin düşünülmesine dayanamaz. Daha kötüsü, istismarın aile içinde olmasıdır. Çocukla kan bağı olan ya da çocuğa bakmakla yükümlü kişilerle çocuk arasındaki her türlü cinsel eylem, ailede cinsel istismardır. Aile içi cinsel istismara 'ensest' denir ve yabancıların yaptıklarından daha fazla ve çocuk için daha örseleyici olur. Ayrıca aile içi cinsel istismar, erkek çocuklara yönelik de gözlenebilir.

NASIL UYARACAKSINIZ?

Her yaşta çocuk, cinsel istismara uğrayabilir. Bu nedenle küçük yaştan başlayarak, korkutmadan ama gelişim dönemine uygun olarak ona açıklamalar yapmanız gerekir. Çocuğunuz, başka kişilere dokunduğu zaman o kişiyle arasındaki ilişkinin özel olduğunu hisseder. Ancak eğer birinin ona dokunmasını istemiyorsa, bunu açıkça söylemeli ve dokunulmaktan hoşlanmayan birine saygı duymayı öğrenmelidir. Çocuğunuza birinin ona sarılmasını istediğinde, bunu söyleyebilmeyi de öğretmelisiniz. Ancak iyi dokunuşla kötü dokunuşu ayırt etmeyi ve eğer kötü bir dokunuş karşısında, karşısındakini durdurmakta güçlük yaşıyorsa mutlaka bir büyüğüne söylemesi gerektiğini bilmelidir. Çocuğu korkutmadan bilgi vermek gerekir. Yaşları büyüdükçe ve gelişen teknoloji nedeniyle istismarcıların internet yoluyla çocuğunuza ulaşabileceklerini unutmamakta yarar vardır.

ONLARI DİNLEYİN

Eğer bir çocuk cinsel istismara uğradığını söylüyorsa, onu mutlaka dinlemek gerekir. Yanlış bildirim, çok azdır. Bunu söylemenin çocuk için çok zor olduğunu ve inanılmayacağı korkusuyla genellikle bu duruma katlanmaya devam edeceğini unutmayınız. İnanılsa bile ortaya çıktığında, aile içinde olabilecekler onu endişelendirir. Saldırgana sevgi ve nefretle karışık duyguları olur. Ebeveynini kaybetmekten, ailesinin dağılmasından korkar. Çocukken dile gelmese bile, yaşadıkları erişkin dönemde ciddi ruhsal hastalıklar olarak ortaya çıkar. Ergenin kesinlikle ruhsal tedavi ve destek alması gerekir. Çocuğunuz cinsel istismara uğradıysa çok fazla kızacak ve çok üzüleceksiniz. Duygularınızı, sizi anlayabilecek arkadaşlarınızla ve size destek verecek profesyonellerle konuşun. Çocuğunuzun sizin çok üzgün olduğunuzu bilmesi, onun kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir. Çocuğunuzun neye ihtiyaç duyduğuna odaklanmaya çalışın. En önemlisi de çocuğun cinsel istismarın asla tekrarlanmayacağını ve kimin ne dediğinin hiç önemli olmadığını, bunun kendi hatası olmadığını bilmesidir.

Sabah Cumartesi

Bu yazı toplam 3338 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
akıncı zülfikar
2011-02-28 08:08:52
adem ve adam olmak.. beşer doğup insan olmak..
Hukuk ve Ahlak ayrılmaz ikilidir. Birilerine göre hukuk kabuk ahlak ise onun özüdür, bir manada doğru yani. Ve fakat hukuk her zaman gereken bir kabuk, ve onu içselleştirilmesine de ahlak deriz. Yani hukuk, -benim kastettiğim tek hukuk vardır dosdoğru olan o da İslam Şeriatı tabi ki- ahlak ayrımı da gereksiz ve batıl olur bu açıdan. Vahdetivücutçu batıni nazariyelerin küfür ve fıtrat dışı yaklaşımlarına göre şeriat-hakikat ayrıdır ve çelişir, yani şeriat kabuk hakikat özdür, oysa şeriat kimileri için sadece bir kabuk, kimileri içinse içselleştirilip iman edilmiş bir özdür de aynı zamanda.. şeriat hakikatten ve ahlakdan ayrı değildir.. Biz ne sadece "içim temiz" diyen seküleristler yani "şekilsiz" laikçiler gibi düşünürüz; ne de her şeyi şekle indirgeyen ama ruhsuz olan "şekilci" skolastikler gibi düşünürüz. İç de mamur olmalı dış da.. İkisi birden bir anda olan "olmuş" insandır. "Kamil" insandır.. Gerisi hikaye.. "Tam fonksiyonda bulunan insan", "kendini gerçekleştirmiş insan", "aşkın insan" vs ile ifade edilmeye çalışılan aslında "Mümin" veya "İnsanı Kamil"dir.. "Veliyullah" kullardır.. Veya öyle olmalıdır.. İç olmadan dışı mamur olan münafık ve murai; dışta bir şey görülmyen sözde içi temizler de yalancı kafirlerdir.. Bunun hükmü tanımı tarifi tasnifi, İslam açısından böyledir.. Şimdi. Dememiz o ki; bakınız, her ülkede her devlette kolluk kuvvetleri ve batıl da olsa hukuk var yargı var ceza var. Kiminde idam da var hatta işkence bile yasal.. Suçlara mani olunuyor mu? Minimuma indirgenebiliyor mu? Az da olsa faydası olabiliyor mu? Hayır.. Her semtte karakollar her ilçede ilde kışlalar ve mahkemeler var, ama suçlar tam gaz devam etmekte, hususan tc resmi sınırları içindeki bölgeden bahsedersek; durum böyle. Kartopu gibi büyüyen bir durum arzetmekte hemen her türlü suç, nüfus ve teknoloji artışına gelişimine orantısız olarak devasa boyutlarda büyümekte hızla artmaktadır.. Laikliğin meyveleridir bunlar.. "İnsanın içinde olacak" yani.. Fakat İçine biz koyamayız ki ir şeyleri! "İçinden gelsin, kendisi olsun, içselleştirsin" diyerek veya "baskı yapmam, ceza vermem, dayatmam, kendisi keşfetsin(?)" diyerek cocugunu "saldım çayıra" yapan veliler bilirim laikçi, her zaman da derim "daha çok beklersiniz".. zira boş bekleme ye endeksli, tohumu toprakta tutar ve sularsanız ağaç olur yoksa çürür çirkefleşir... Çocugunuzun elektiriğin tehlikesini kendisi keşfetsin yani çarpılıp ölsün diye seyretmezsiniz ama.. Evet, boş bir bekleyiştir sözde ahlak kazanımında hukusuz ve sadece ödül esaslı yani cezasız bir tutum, Evet; içinden gelmesi veya dışında da güzel doğru biri olması, içi dışı bir ve güzel olması nasıl tesis edilebilir? Bunun formülü nedir?.. Bu esrarlı bir muamma mı yoksa çok basit mi cevap... Sadece bilgilendirmelerle, ezberletmekle, öğretmekle içselleştirileceğini sanıyorsak iyi şeyleri, sözgelimi, kamil insanlardan değil de hazreti google den (?) alınan bir öğretim eğitim değil sadece kısır öğretimdir, evet google den veya netten daha alim yoktur günümüzde(?) ama kimseyi irşad edemediği hatta bol bilgi bombardımanına ragmen aksine sadece ifsad ettiği aşikardır.. İş bilgi ile bilgilendirmekle olsaydı seri katiller ve nice sapıklar var ki bir çoğu kendi mesleğinde bilgi küpü ama bırakın bilge erdemli aşkın demeyi böylesi katli vaciplere insan bile denemez değil mi? Peki, iş sözde içini -aklını- ezberle doldurtmak ile çözülmüyor demek ki.. Demiş ya hani meşhur bir kefere; "hak oldugunu biliyordum, ama iman etmiyordum".. Peki dıştan bir takım denetimlerle mi temin edilecek insanların çirkinliklerden arndırılması korunması? Bakınız, her mahalleye bir kışla karakol kurulsa yine durum değişmeyecektir. Hatta her sokaga bir kolluk kuvveti iskan edilse? Değişir mi? Hayır. Hatta her eve, hatta her kişi başına bir güvenlikçi verilse ve hemen her anında takip etse, yine değişmeyecektir bu durum. Sadece her an patlamaya hazır daha da büyük bir suç potansiyelini besleyecektir bu içselleştirtmeden uzak dış baskılar.. Yani fırsatı buldugunda "çiçek gibi açılacaktır" böyleleri.. ve bu açılım için sürekli "fırsat kollayacaktır"... Ama her kalbe bir karakol kurulsa.. Biz buna iman diyoruz. Dikkat edelim, bilgi değil iman! sezgi de değil iman! Ritler seramoniler de değil, iman! Sözler tılsımlar da değil İman! İnsanda iman denen ve bir cihetiyle de adeta otokontrol sistemi olmasa ne yapılsa yapılsın yine suçlar çirkeflikler diz boyu olmaya devam edecektir.. İman nedir o halde? Bir bilgi ezber değil, sadece bir his sezgi duygu da değil, kelamcıların klasik mürcieci tarifi de doğru değil, yani dille ikrar kalple tasdik de değil; iman kalp ile akılla tasdik, dille ikrar ve azalarla ameldir.. Ve artar ve eksilir değişebilir.. Evet, insan kalp-akıl duygu-düşünce batınıyla, ve dil-beden yani söz-davranış zahiriyle bir "bütün"dür.. İşte ben bu bütünlüğe atıf yaparak diyorum ki; insanların imanına vesile olmazsak suçlar pislikler zulümler yeryüzünde hüküm sürmeye devam edecektir.. Hakikati paçalayan deccal gibi tek gözlü tek taraflı dengesiz, birbirine gebe, birbirini doğurtan, biribirini iten ve birbirinden beslenen "uçlar", ifrat ve tefrit "zıtlar" olan kul uydurması batıl din ve ideolojiler asla bir beşeri, "hazreti insan" yapamazlar! Filozof yapar, Akademisyen yapar, Siyasetçi yapar, ama "adam" yapamaz.. Lakik tagutlar oldugu sürece pedofili, zoofili, sadistlik işkence seri katillik vs akla gelebilecek her tür pislik artarak devam edecektir..
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim