• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -3 °C

Çocuklarda Öğrenilmiş Çaresizlik Duygusu

Çocuklarda Öğrenilmiş Çaresizlik Duygusu
Çocuklarımız da defalarca deneyip başarısız oldukları konularda belli bir zaman sonra öğrenilmiş çaresizlik gelişebiliyor...

Pirenin birini bilim adamları alıp beş santim yüksekliği olan cam bir kabın için koymuşlar. Pire normalde çok daha fazla sıçrayabilecekken her sıçrayışın beşinci santimetresinde camın üst kısmına çarpıp tekrar yere düşmüş.

Bunu defalarca denemiş ve her seferinde 5. santimetrede çarpıp düşmüş. En sonunda başı belaya girmeden, sağa sola çarpmadan ilerlemek için beş santimetreden fazla sıçramaması gerektiğini öğrenmiş. Pireyi camın dışarısına çıkarmışlar ama pire bir daha beş santimetreden fazla sıçramaz olmuş. Yani bilimsel tabiri ile "öğrenilmiş çaresizlik" geliştirmiş.

Çocuklarımız da defalarca deneyip başarısız oldukları konularda belli bir zaman sonra öğrenilmiş çaresizlik geliştiriyor ve deneyip başarısız olmayı göze almaktansa hiç denememeyi tercih eder duruma geliyorlar. Çocuklarımızın öğrenilmiş çaresizlik duygusunu geliştirmemeleri için anne-babaya ve öğretmenlere büyük görev düşüyor. Öğretmenler sınıf içindeki dengeleri iyi ayarlamalı, sınıf içinde herkese bildiği düzeyde cevaplayabileceği sorular sormalıdır. Öğretmen öğrencisine hiçbir zaman onu köşeye sıkıştırmak için soru sormamalı. En kötü öğrenciye bile onun bileceği sorular sorduğunuzda çocuğu derse kazandırmış olursunuz.

Anne-baba, çocuğuna "Ne kadar beceriksizsin!" derken bir daha düşünmeli, ona boyunu aşan başaramayacağı baştan belli olan görevler verirken bunu aklının süzgecinden bir kez daha geçirmelidir. Başarabileceği küçük adımlarla hareket edilirse sonundaki büyük işi de başaracaktır. Ancak çocuğa direkt olarak boyundan büyük hedefi gösterirseniz, başaramamaları sonucunda öğrenilmiş çaresizlik geliştirecektir.

Her çocuğun zekâsının farklı yönleri daha güçlü olabilir. Bizim toplumumuzda genellikle sayısal zekâsı önde olan çocuklar zeki kabul edilirler. Sözel zekâsı ön planda olan ise kendini gösterme şansı bulamaz. Karnede ilk bakılan notların başında matematik gelir. Baba, matematiğe bakar ve kızına dönüp der ki; "Bu ne böyle... Matematiğin 3, fen ve teknoloji 2 gelmiş." Çocuk mahcup bir ifade ile: "Ama baba baksana Türkçe, sosyal bilgiler vs. hepsi beş."

Baba, "Bak bi de cevap veriyor." diyerek çocuğu azarlar. Çocuğu anlamayan baba, babalık vazifesini yaptığını düşünür. Belki o çocuk büyük bir yazar olacaktı, belki o çocuk sosyolog veya psikolog olacaktı ama babası sırf sayısal alanla ilgilendiği için çocuğunun bu yöndeki yeteneğini göremedi ve belki de çocuğun hayat bulacak yeteneklerinin körelmesine neden oldu.

Dersleri zayıf olan çocuklarımızın notlarından çok çalışıp çalışmadığı ile ilgilenin. Onun umudunu, "Zaten senin bir şey olacağın yok." gibi sözlerle kırmayın. Çalıştığı zamanlar onu destekleyici ve cesaretlendirici sözler söyleyin. Gelecekten ve onu neden okutmak istediğiniz konusunda onunla konuşun. Bu konuşmalar tek taraflı vaaz verme şeklinde olmasın. Karşılıklı diyalog olursa o zaman bir yerlere varabilirsiniz.

HAKAN METAN* / ZAMAN
*Fatih Koleji Psikolojik Danışmanı 

Bu haber toplam 2647 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
muharrem kaş
2009-10-30 10:55:28
bağımlılıktan kurtulmasını istemediğimiz çocuklarımız
Her aile ortamı farklıdır ve her aile kendi davranış örüntülerini çocuklarına eleştiriye tabi tutulmadan dönemsel değişikliklere maruz bırakılmaksızın zorunluluk haline dönüştürür. Ortamlar değişir oysaki roller değişmez ve sosyal ortamlardan kaçınmaya giden bir çizgi oluşabilmektedir. Erkek dediğin; ........ Kadın Dediğin ...... Çocuk dediğin..... gibi bir çok bilişsel hatalar yaşamımızı kısırlaştırır. Değişmek zor gelmektedir benlik algısı çevreye göre şekillenmiştir. Değişmek ekonomik değildir. Alışkanlıklardan ritüellerden vazgeçmek zor gelmektedir. Rol karmaşası yaşanmaktadır. Özel eğitime gereksinimi olan bir çocuğun aile görüşmesinde aileye yönelttiğim çocuğunuz giyinmesini yapabilir mi ; velinin cevabı iyi yapamadığı için biz yapıyoruz demişti. Veliye iyi yapamamasını sorduğumda ters giyiyor, kaşıkla yemeği yerken üstüne döküyor gibi cevaplar. Ve çocuğun zaman içinde ters dahi giyemeyeceğini üstünü giymeye çalıştığında eline verilen itici bir uyaran davranışın sönmesine neden olacaktır. Oysaki bizim amacımız çocuğun ilk olarak giyinebilmesi kaşık-çatal kulklanabilmesi çocuklar farklıdır farklılıkları ile eğitimi şekilendirmeliyiz. Düşünün ki tek başına yaşamda kalmaya mecbur olunduğunda o bireyin kazağı ters giyip önemli olan giyinmenin o kişiyi soğuktan koruması mı yoksa giyinmenin ileri aşamasına geçmediği için ön koşulu olan ters giyinmesi kabul görmeyip söndürülerek soğuktan donması mı evet kalıp düşünceleri zaman, kişi, bireysel özellikler, psikolojik durum, fizyolojik durumu da işin içine katmak mı seçim sizin saygılar....
muharrem kaş
2009-10-30 10:29:26
denetim odağı
Dış denetim odaklı olmamız geleneksel eğitimin içerisinde baş rol oynayagelmiştir. Sürekli din eğitimi içerisinde kader anlayışı bunun oluşmasında önemli bir faktördür. Seçimlerimiz önemli değildir zorunluluklarımız -meli -malı düşüncelerimiz çocukluğumuzda yerleştirilegelmiştir. yaşamımızın belki de en büyük oyunu olmuştur bu eğitim ve sonuçta başlamışız Niçin Yapmıyorsun ---- Evet; ama ile başlayan mazeretler. Çünkü biz yapamayız bizden önce herşeye karar verilmiştir. Kaderimiz çizilmiştir, Bağımlı kişilikler yönetim açısından olmazsa olmaz kişilik şeklidir, çocukların sorgulaması istenmemiş, susmak, itaat göstermek iyi çocuk olmanın temel şartı olmuştur.
Diğer Haberler
  • Çocuklarda Ergenlik Dönemine Dikkat!02 Aralık 2016 Cuma 18:44
  • Yalnızlık Kaygısı Evliliğe Zorluyor!02 Aralık 2016 Cuma 17:53
  • İndirimli Alışveriş ve Mutluluk İlişkisi01 Aralık 2016 Perşembe 07:44
  • Öğretmen-Öğrenci İlişkisi Nasıl Olmalı?25 Kasım 2016 Cuma 18:24
  • 7 Adımda Kış Depresyonunu Yenin!24 Kasım 2016 Perşembe 18:21
  • Kış Havası Depresyona Sokuyor!24 Kasım 2016 Perşembe 17:56
  • Sınav Kaygısı Uyarısı (TEOG)21 Kasım 2016 Pazartesi 19:22
  • Psikolojik Travma ve Sonrası21 Kasım 2016 Pazartesi 18:12
  • En Sık Görülen Psikolojik Sorun!19 Kasım 2016 Cumartesi 13:02
  • Depresyonu Tedavi Etmenin En Basit Yolu!18 Kasım 2016 Cuma 19:26
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim