• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 8 °C

Çocuk Ve Gençlerde Yeme Bozuklukları

Çocuk Ve Gençlerde Yeme Bozuklukları
Pika, Ruminasyon Bozukluğu, Yetersiz Beslenme ve Obesite'nin nedenleri ve çözüm önerileri...

Doç. Dr. Elvan İŞERİ KARACAN / Gazi Üniversitesi Tıp

Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı


Çocukluk Çağı Yeme Bozuklukları

Pika

Pika, çocuğun yenilebilir olmayan maddeleri 4-9 hatta 10. aylar arasındaki dönem dışında yeme çabası şeklinde tanımlanabilir. Bebek, belirtilen dönemler arasında dünyayı tanımak için her şeyi ağzına götürebilir. Bu yüzden bu dönemde görülen durum, bir bozukluk olarak yorumlanmamalıdır. Pikada çocuk; çivi, bozuk para, küçük oyuncaklar, sigara külü, kağıt, oyun hamuru, çim, toprak, kum, boya, sıva vb. değişik maddeleri ağzına alır, sıklıkla da her şeyi yiyebilir.

Bu davranış, ya ağır bir duygusal yoksunlukta ya da terkedilmiş çocuklarda ortaya çıkar, ayrıca beslenme ve sindirim bozukluklarının eşlik ettiği psikotik çocuklarda da görülebilir. Bazı uzmanlar, bu çocuklarda yaygın olarak hipokrom anemi yani kansızlık görülmesi nedeni ile bu yeme davranışını "demir" arama şeklinde yorumlamışlardır. Tanımlanmış belirli bir tedavisi olmayıp, tedavide temel olarak çocuğun psikososyal, çevresel davranışları incelenir, aile danışmanlığı yapılır ve aile-uzman işbirliğine gidilir.

Ruminasyon Bozukluğu

Kısmen hazmedilmiş yiyeceğin; belirgin bir bulantı, tiksinme, öğürme ya da ilişkili sindirim sistemi bozukluğu olmadan ağıza getirilmesi ve yeniden çiğnenmesidir. Çocuk, çiğnenen yiyeceği yeniden yutar ya da tükürür. Yineleyici bir biçimdedir, başlangıcı genellikle üç aylıktan sonradır. Daha ileri yaşlarda ve ergenlerde ise sıklığı azalır.

Ruminasyon, çocuklarda nadiren görülür, cinsiyet farklılığı yoktur, daha çok 3 ila 12. aylar arasında ve zeka geriliği olan çocuklarda ortaya çıkar. Bu çocuklarda basit bir kendini uyarma davranışı olarak, diğer çocuklarda ise anne çocuk ilişkisindeki çeşitli bozukluklardan kaynaklandığı düşünülmektedir. İmmatür adı verilen, evlilik sorunları yaşayan ve çocuğa yeterli bakımı sağlayamayan bir anne tipi vardır. Çocuk ruminasyon ile yeme sürecini yeniden başlatmakta, böylece annenin sağlayamadığı doyumu elde etmeye çalışmaktadır. Ayrıca aşırı gerginliğin de nedenler arasında olduğu vurgulanır.

Tedavi sonuçları olgu sunumları ile sınırlıdır ve çocuğun psikososyal çevresinin düzenlenmesi, bakım verenin şefkatli ilgisi, annenin tek ya da baba ile birlikte psikoterapiye alınmasını içerir. Ruminasyon oluştuğunda, çocuğun ağzına hafif elektrik akımı verilmesi ya da limon gibi tadı hoş olmayan maddelerin sıkılması gibi davranışçı teknikler de etkili olabilmektedir.

Yetersiz Beslenme

Bebeklerin ya da küçük çocukların beslenme bozukluğu tanımı, kilo alamama ya da kilo kaybı ile gerçekleşen yetersiz beslenmeyi belirtmek için kullanılır. Bu bozukluk genellikle hayatın ilk yılında ortaya çıkar, bazen de 2-3 yaşlarında başlar. Pediatri kliniklerine yatırılan çocukların %1-5'i yeterli kilo alamayan çocuklardır. Bu hastaların yaklaşık yarısı herhangi bir genel tıbbi duruma bağlı olmayan ve bu grupta ele alınan beslenme bozukluklarıdır. Bakım veren kişi değiştiğinde, beslenmede iyileşme ya da kilo alımı tanıyı destekleyen önemli bir ipucudur. Tanı koyabilmek için bozukluğun altı yaşından önce başlaması koşulu vardır.

Obesite

Çocuklarda yeme ile ilgili olarak ortaya çıkan, ancak anoreksinin arkasında kalmış bir sorundur. Özellikle de erişkinlerdeki obesite ile ilgili çalışmalar sonrası ortaya çıkmıştır. Klinik anlamda obesite, kişinin ağırlığının boyuna göre beklenen kilodan %20 daha fazla olması şeklinde tanımlanır. %60 ya da daha fazla olması ise ağır risk etkeni olarak değerlendirilir. Okul çağındaki çocuklarda sıklığı %5 oranındadır.

Obesitenin yerleşmesi için iki dönem vardır:

- Bebeklik döneminde başlayan,

- 2-12 yaşlarında başlayan.

Dolayısıyla, birincil ve ikincil olmak üzere iki tür obesiteden söz edilebilir. Yağ hücrelerinin yapı ve sayısı bakımından çocuk hekimleri üç tip şişmanlık tanımlamışlardır:

Hiperplazik tipte yağ hücrelerinin sayısı artmıştır. Obesite hayatın ilk yıllarından itibaren başlar.

Hipertrofik tipte yağ hücrelerinin hacimleri artmıştır.

Karışık tipte ise beslenme bakımından obesite, tıkınırcasına ya da aşırı yemenin olduğu bir dönemden sonra başlayabilir. Ancak sıklıkla, aile ortamındaki aşırı yemek yemenin bir sonucudur. Bu aşırı yeme bütün alanlara yayılabileceği gibi, şekerli gıdaları yeme şeklinde sınırlı da olabilir (okul dönüşü şekerli gıdaların fazla alınması gibi). Hormonal bir nedene bağlı obesiteler çok nadirdir (%1'in altında) ve genellikle bir gelişme geriliği ile birlikte görülür. Psikolojik anlamda bir kez obesite yerleştikten sonra tepkisel ya da nedensel bozuklukların ayırdedilmesi zordur.

Obesiteye eşlik eden psikolojik sıkıntılar diğer belirtilerle ortaya çıkar. Bunlar, okul başarısızlığı ve gece altını ıslatma (ikincil obezlerde en sık rastlanır) gibi göstergelerdir.

Zeka geriliğinde de obesiteye sık rastlanır. Çocuk sembolik anlamlar bulamadığı için doyum arar. Aile ise eğitici olması gerekirken çocuğun beslenmesine yönelmiştir. Sıklıkla, ailenin duygusal bakımında eksiklikler söz konusudur. Obesitenin gelişmesi ve çocuğun muayeneye getirildiği yaş arasında uzun süreler vardır. Kural dışı olarak ergenlik dönemi verilebilir. Aileler 11-13 yaşlan arasında, daha çok da kızlar için endişe ederler. Obezlerin %15-25'i zayıflarken, diğerlerinde obesite, yetişkinlik dönemlerinde de devam eder.

Dikkatin obesite belirtilerine yöneltilmesi, tedavide başarısızlıkla sonuçlanır. Çünkü aile, çocuğun diyet yapmasını ister, çocuğun ise böyle bir isteği yoktur. Diyet süresince çocuk zayıflatılabilirse de diyetin bitmesiyle kilolarını hızla alacaktır. Kalori kısıtlaması gereklidir, fakat şişmanlığın psikosomatik değerlendirilmesi gerekir. Tedavi, çocuğun uyumu olmaksızın bir işe yaramaz. Duygusal destek, davranış düzenlenmesi, aşırı yeme ve perhiz ile ilişkili kaygı ya da depresyona yardım önerilir. İlaç ile tedavi hiçbir zaman önerilmez. İştah kesiciler (amfetamin) ya da cerrahi yöntemlerin yararı ise sınırlıdır.

Bu haber toplam 5532 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim