• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

ÇOCUK ÜZERİNDEN CEZALANDIRMA

Psk. Mustafa Çetinkaya

"Çocuklarınız, sizin çocuklarınız değildir. Onlar, Hayat'ın kendine olan özleminin oğulları ve kızlarıdır. Sizin aracılığınızla oldular, sizle olsalar da, size ait değiller...”(H. Cibran)

Aile; sadece çocukların varoluşunun kaynağı değil, aidiyet duygusunun geliştiği, kişiliğinin şekillendiği ve ruhsal örgütlenmelerinin yapılandığı kısaca onu hayata hazırlayan bir yapıdır. Çocukluk tecrübeleri, yetişkinlik hayatını belirleyen en önemli faktördür. Diğer bir ifadeyle, çocuk, kişiliğini ve kimliğini bu dönemde edindiği gibi birçok ruhsal problemin kaynağı da çocukluk dönemi tecrübeleri ile ilintilidir.  Bu bağlamda ayrılık/boşanma durumunda ve işlevsiz ailede yapısı içerisinde ebeveynler arasında kalma, çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Ebeveyn ayrılığı çocuk üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır fakat ayrılık ve sonrasındaki ebeveynlerin birbirleri ve çocukları ile olan ilişkileri, boşanmanın çocuk üzerinde ki etkisinin boyutunu belirlemektedir. Sağlıksız ve işlevsiz bir ailede büyümektense, birbiri ile ilişkisini bitirmiş fakat birbirini yıpratmayan, saygılı ve özenli ebeveynlerin çocuğu olmak daha sağlıklı bir durumdur. O nedenle çocuk açısından, ayrılık değil, onun ne şekilde gerçekleştiği ve sonrasında gelişen ilişkilerin yapısı daha önemlidir.

Ayrılıklar sonrası bir ebeveynin çocuğu kaçırması, diğer ebeveyne göstermemesi ve gösterse bile kendi olumsuz duyguları ve düşüncelerini çocuğa aktarması gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Ayrılığın ve özellikle ayrılığa götüren süreçte yaşanan olumsuzlukların yarattığı duygular ile baş edemeyen, duygularını ve düşüncelerini doğru ifade edemeyen ebeveynler,  çocuğunu ilişkinin bir geçiş nesnesi haline getirebilmektedir. Çocuk üzerinden diğer ebeveyni cezalandırmakta ve öfkelerini ifade etmektedirler. Eski eş için çocuklara olumsuz duygular yüklemek, çocuğun ebeveyn (baba-anne) imgesini altüst etmektedirler. Fakat bu çocuk için oldukça travmatik bir süreçtir.

Ayrılmış çiftlerin yanı sıra, bir arada yaşayan işlevsiz ailelerde fiili ayrılık gerçekleşmeden duygusal ilişkilerde kopuş, aile içinde ittifaklar ve karşı ittifaklar gelişebilmektedir. Ayrılmanın sorumluluğunu alamayan ebeveyn, ayrılık kararı alamayışından dolayı çocukların kendilerini suçlu ve sorumlu hissetmelerini sağlayabilmektedir. Örneğin, bağımlı aile dinamiğinde aktif kullanımı olan bağımlı, eşi tarafından tüm sıkıntıların sorumlusu olarak gösterilmekte ve eş çocuklar ile ittifak oluşturup ailedeki tüm sorunları maddesel bağımlılığı olan ebeveynin üzerine yıkabilmektedir. Ayrılmamak için çocukların küçük olmasından ekonomik sorunlara kadar birçok bahane üretmekte ve çocuklar ‘fedakâr’ ebeveynlerinin dramından kendilerini sorumlu tutmaktadırlar. Aslında, birçoğunun gerekçeleri gerçekçi değildir, unutmayalım sağlıksız bir insan ile bir ilişki sürdüren, onu eş olarak seçenin görünür olmasa da eşi kadar ruhsal sorunu vardır.

Aile içi ittifak ve karşı ittifaklar ile çocuk taraf olmak durumunda kalmakta ve diğer ebeveyni ile ilişkileri en azından duygusal düzlemde kopmaktadır. Bu bir tür cezalandırmadır ve aslında çocuk üzerinden cezalandıran ebeveyn, kendi seçimleri ve hayatının sorumluluğunu alabilecek kadar olgunlaşmadığı, kendi öfke ve kızgınlık duygularını doğru kanalize edemediği için çocuk üzerinden cezalandırmaya başvurmakta, çocuğu sağlıksız ilişkinin aracısı haline getirmektedir.

Çocuğun ebeveynleriyle sağlıklı ilişki kurması gereklidir ve çocuk için bu yemek içmek kadar hayati bir ihtiyaçtır. Örneğin, çocuğun babasına ilişkin tutumu ve onla olan ilişkilerinde annenin babaya bakış açısı çok önemlidir. Anne babaya olumlu anlam yüklüyor ise çocukta olumlu anlam yükleyecektir. Çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi, diğer ebeveynin kötülenmesi, çocuğun deneyimlemediği yaşanmışlıkların abartılı bir şekilde çocuğa yüklenmesi, çocuğun diğer ebeveyn ile ilişkilerini derinden yaralamaktadır. Çocuğun, kendilik algılaması, var oluş ve aidiyet duygusu, ilişkilere ve aileye bakış açısı hasar almaktadır. Yetişkinlik hayatında bu olumsuz tecrübeler ruhsal sorunlar ile ya da sağlıksız ilişkiler kurma yoluyla çocuğun hayatını işlevsizleştirebilmektedir.

Örneğin, 14 yaşında ergen annesi ile yaşamakta ve babası ile neredeyse hiç görüşmemektedir. Anne, baba ve babanın akrabaları ile çocuğun ilişkisini zedelemiş, çocuk üzerinden babayı cezalandırmıştır. Çocuk, yeme bağımlılığı geliştirmiş, özgüven sorunu yaşamakta ve dürtülerini kontrol de zorlanmaktadır. Son iki yıldır ailede ebeveynlerine karşı fiziksel şiddet uygulamaya başlamıştır ve aile bu duruma sınır koyamamaktadır.  Gerçekte sağlıksız olan çocuk mu yoksa aile midir? Çocuğun değişmesi, dönüşmesi sorunun ortadan kalkmasını sağlamayacaktır, temelde ailenin işlevsiz yönleri değiştirilmelidir.

Diğer bir örnekte ise 30 yaşında genç bir kadının anne ile çatışma ve rekabet halindedir.  Hayatına baba gibi bir figür almış, sağlıksız bir evlilik gerçekleştirmiştir. Görülmektedir ki aslında anne-babasının hayatını tekrarlamaktadır, annesinin onu terk ettiği söylevleri ile büyümüş olmanın ve anneye karşı öfkesini aşamamanın etkisi ile aynı ilişki sistemini tekrarlamıştır. Sen başarısız oldun fakat ben babam gibi bir adamı değiştirir ve ondan doğuracağın çocukları da onunla beraber büyütebilirim dercesine bir ilişki yaşamaktadır. Aslında tamamlayamadığı anne baba çocuk ilişkisi ve kopuşunu bu yolla gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Birçok örnekte görüldüğü gibi çocuk üzerinden cezalandırma gerçekte çocuğun cezalandırılmasından başka bir şey değildir.  Çocuk ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı gelişememekte ve bu sağlıksızlık onun yetişkinlik hayatını belirlemektedir. Çocuğun yaşadığı sorunlar tüm aileyi etkilemekte ve aslında tüm aile bu sağlıksızlığın bedelini ödemektedir.

           

Gerçekte çocukların bizden olsalar bile bize ait olmadıklarının farkında mıyız? Onlar üzerinden yürüttüğümüz gölge savaşları‘nın mağduru gerçekte diğer ebeveyn midir yoksa çocuk mudur? Asıl sorun daha birey olmadan, kendi zaafları ve kusurlarının farkındalığına ulaşmadan, anne baba olmaktan kaynaklanmaktadır. Kendi hataları ile yüzleşemeyenler, duygularını tanımayan ve onlarla baş etmesini bilmeyenler kendi yaptıkları ya da yapamadıklarının bedelini başkalarına ve ne yazık ki en masum ve korunmasız olana ödetirler. Sorun boşanmanın kendisi değil ayrılan çiftlerin bu durumu nasıl yaşadıkları ve yaşattıkları ile ilgilidir. Ayrılma gücünü bulamadan yaşanan ilişkiler içinde de benzer sorunlar yaşanabilmektedir.

Çocuklar sizler aracılığı ile var olmuşlardır fakat sizlerin malı değildirler, duyguları ve ruhları vardır. Onlara sevginizi verdiğiniz kadar sağlıksızlıklarınızı da verebilir, onların kaderleri üzerinde belirleyici olabilirsiniz. Çocuk üzerinden cezalandırma, çocuğun cezalandırılması; çocuğun kaderinin olumsuz örüntüler ile şekillenmesi sonucunu doğuracaktır. Fark ettiğinizde ise geri dönülmesi güç sapa bir yola girilmiş olabilir. Çocuk sahibi olmak çok kolay anne-baba olmak ise zor ve öğrenilen bir süreçtir. İyi anne baba ise çocuğuna her türlü imkânı sunan değil çocuğuna zarar vermekten kaçınan, az zarar verendir.

Sevgiyle kalın,

Bu yazı toplam 2860 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim