• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 2 °C

Çocuğunuza 'hayır' demeyi öğretin

Çocuğunuza hayır demeyi öğretin
Ebeveynlerin en büyük korkusu. Çocuklarının, istismar edilmesi ya da tecavüze uğraması. Peki bu korkunç durumdan kurtulmak için ne yapmaları gerekiyor. İşte cevapları.

HABERCOCUK.COM - Ebeveynlerin en büyük korkusu. Çocuklarının, istismar edilmesi ya da tecavüze uğraması. Peki bu korkunç durumdan kurtulmak için ne yapmaları gerekiyor. İşte cevapları.

Doç. Dr. Neylan Ziyalar, 18 yıldır çocuk istismarı konusunda akla gelen isimlerden biri. Çocukları ve aileleri bu konuda bilgilendirmek için çok sayıda okul ve kongrelere katıldı. Önemli araştırmaları bulunuyor.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de pedofili (çocuklara cinsel istek duyanlar)olduğunu ve internetin bu suçun işlenmesini kolaylaştırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Neylan Ziyalar, 'Çocuk pornosu gerçeğiyle yüzleşmemizin bir faydası da oldu. Ebeveynler artık daha dikkatli ve çocuklarının istismar edilmemesi için ne yapacaklarını soruyorlar." dedi. İşte Doç. Dr. Ziyalar  ile yaptığımız tartışma yaratacak söyleşimiz:

Ülkemizde, iddia edildiği gibi çocuk pornosu sektörü var mı?

Geçen yıl Aralık ayının sonunda çocuk pornosu kavramıyla tanıştık. Ardı ardına operasyonlar ve yüreklerimizi kabartan haberler yapıldı. Birkaç ay sonra da sanki ülkemizde bu işin kökü kazılmış gibi davranıldı. Daha sonra çocuk pornosu kavramı bir daha gündeme gelmedi. Ne oldu anlayamadım. Bence çoğumuz da anlayamadı. Pedofili sayısı mı azaldı, artık bu işi yapan mı yok? Birileri neler olduğunu  bana anlatsın lütfen. Bu olanlar bana tesadüfler zinciri gibi gelmiyor çünkü.

Ülkemizde pedofili yok mu demek istiyorsunuz?

 Bunu demiyorum. Yıllardır bu tür dosyalarda bilirkişilik de yaptım. Bu bizim gerçeğimiz. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de var. Ancak sanki pedofili daha önce yokmuş ve yeni varmış gibi gösterilmeye çalışıldı. İnternetin hayatımıza girmesi de  bu tip vakaların işini kolaylaştırdı. Dolayısıyla bir artış olduğunu kabul ediyorum. Beni bu kavramı duyduğumuz zamanı ve kamuoyuna geliş şeklini de  sorgulamak gerektiğine inanıyorum

Çocuk istismarı konulu bir haberi abartmadan nasıl verebiliriz?

 Bazı haberler görüyorum. Mağdur olan çocuk 18 yaşında, adı ve soyadı kısaltılarak yazılıyor, fotoğrafı da bantlanıyor. Hemen yanında bulunan ağabey ya da annesinin fotoğrafı açık, adı ve soyadı ise yazılıyor. Şimdi bu haberi okuyan bir yakını bu çocuğun kim olduğunu çok kolay öğrenecek. Daha özenli davranmalıyız. İstismar edilen bir çocuğun başına gelenleri duyan bazı yakınları ikincil mağduriyetine neden olabilir. Başkası ona zarar vermişse ben de verebilirim diye kendinde hak oluştuğunu düşünür.

İzmir'de yaşayan bebek ile ilgili haberler yanlış mı verildi?

 Çok abartılarak verildi. Onun nerede yaşadığı, adı, soyadı biliniyor. Bu anlamda deşifre oldu. Ancak devlet duyarlılık gösterdi ve hayatının geri kalan kısmını başka bir aileyle devam etmesi için evlatlık verdi. Ancak evlatlık verildiği, kime verildiği ile ilgili haberler de hatalı. Onu bir daha hatırlatacak haberler yapmamalıyız. Onu tanıyan kötü niyetli bir yakını her fırsatta onu istismar edebilir. Bu nedenle bu bebekle ilgili artık  haber yapılmamalı.

Aynı kriter çocuğa zarar veren biri ya da pedofili içinde geçerli mi?

 Çocuk istismarcı da olsa onun da deşifre edilmeme gibi bir hakkı var.

ABD'de çocukları istismar edenlerin deşifre edilmesini sağlayacak daha sert yasalar var…

 ABD bu anlamda iyi bir örnek değil. Çünkü ABD henüz Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni imzalamamış bir ülke. Onlar pedofiliyi şehrin ortasındaki panolarda adını ve soyadını, yaşadığı şehri hatta kapı numarasına yazarak deşifre edilmesini doğru buluyorlar. Bu onların yasalarıyla ilgili bir tedbir. Bence doğru değil. Deşifre etmeyelim, ancak nerede yaşadığına ilişkin bilgileri de takip edelim. Rehabilite edilmesini sağlayalım, ilaçla tedavi edelim. Bu şekilde ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşmaları da çocuklarımızın güvenliği için tehlike oluşturabilir.

Çocuklarımızı tehlikeden korumak isteyen anne ve babalar ne yapmalı?

 Şunu yapsın bunu yapsın demek yerine çocuğa hayır demeyi öğretmek gerekir. Bu, 'sana biri istemediğin bir şeyi yapmak isterse hayır' diyerek olmaz. Günlük hayatının içinde kullandığı hayır kelimesinin değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Örneğin, 'hayır pırasa yemek istemiyorum' dediği zaman hayır kelimesine saygı gösterip 'o zaman köfte yiyelim' demeliyiz. Çocuk ‘hayır’ dediğinde istemediği bir şeyin kendisine zorla yaptırılamayacağını, günlük hayatında yaşayarak öğrenmeli. Bunu öğrenen çocuk, okulunda, evinde ya da herhangi bir yerde kendisine istemediği bir şeyi yapan herkese hayır diyerek karşı koymayı öğrenecektir. Hayır kelimesini kullanma hakkı olduğuna inanmalı.

Çocuğa başka ne anlatmalıyız?

 Vücudundaki özel bölgelerini anlatmalıyız. Ve kimseye bu bölgelerini göstermemesi gerektiğini kavratmalıyız. Belli bir yaştan sonra poposunu tek başına yıkamayı, mümkünse kontrolünüzde ancak yalnız banyo yapmasını sağlamalıyız. Özel bölgelerinin kendisinden başka kimsenin görmemesi ve dokunmaması gerektiğini anlatmalıyız.

Tanımadığı kişilerle dışarıda ya da herhangi bir iletişim yöntemiyle görüşmemelerini, pahalı hediyeleri kabul etmemelerini örneklerle anlatmak gerekir.

İstismara uğradığında ne yapması gerektir?

Hayır dediği halde birilerinin ona dokunmaya devam etmesi durumunda  yüksek sesle bağırarak uzaklaşması gerektiği anlatılmalı. En güvendiği kişiye sığınarak nasıl yardım isteyeceği öğretilmeli.

Çocuk istismara uğradı. Ailesi ona nasıl davranmalı?

 Çocuğa çok özenli davranılması gerekir. Ona 'korkma artık güvendesin'. 'sana inanıyorum'. 'sana yardım edeceğim'. 'Bu senin suçun değil' gibi ifadelerle yaklaşılmalı. Üzüldüm ancak bana anlatmana sevindim. gibi ifadeleri kullanmalı. Aksi durumda çocuk yaşadığı olaydan kendisini sorumlu görebilir. Anne ve babanın çocuğuna güvendiğini ve inandığını hissettirmesi çok önemli.

Ciddi bir travma yaşadığı düşünülüyorsa en yakın hastaneye götürülmeli ve psikolojik yardım alması sağlanmalıdır.

Bu haber toplam 1260 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim