• BIST 109.058
  • Altın 151,093
  • Dolar 3,6599
  • Euro 4,3238
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 21 °C

Çocuğumu Nasıl Eğitmeliyim?

Fatih Kılıçarslan

Çocuklarımızın tatil nedeniyle öğrenime ara verdiği günlerde eğitim ömür boyu sürmesi gereken aktif bir süreçtir. Öğrenime ara verilse bile eğitim devam eder. Öğrenim yoluyla elde edilen bilginin eğitimle davranışa dönüştürme, sosyal etkileşim içersinde uygulama becerisi geliştirilir. Böylece çocuk, hayata hazırlanır. Aile ve toplum eğitim sorumluluğunu üstlenerek çocuğun ortaya çıkan sorunlar karşısında bilgiyi kullanabilme, davranışa dönüştürme ve sorun çözme becerisini geliştirmelidir.

Hayatı bilgisiz yöneterek sorunları çözümlemek mümkün değildir. Bilgili, tecrübeli, eğitimli ve yeterince donanımlı olamazsak hayat bizi yönetir, sorunlar bizi yönetir, bunun sonucu faturası çok ağır olabilir. Hayat içinde kendimizi desteklememiz, donanımımızı geliştirmemiz gerekiyor.

Eğitim kurumlarında öğrenilen bilgiyle hayata atıldığımızda olaylar karşısında bilgimiz yeterli olmayabilir. Sürekli gelişmeye açık, değişen bilgiyi takip ederek ilişkilerimizin kalitesini arttırmalıyız.

Örneğin anne baba olduk, eğitimin ihtiyacını hissederek çocuklarımıza kaliteli ebeveyn rol ve sorumluluğu yerine getirmenin gereği olarak aile içi eğitim yazılarını takip edebilmeli, aile seminerlerine katılabilmeliyiz.

Eğitimin temel amacı ve fonksiyonu sadece bilgili değil, “arif” insan yetiştirmektir. İnsanları hayata hazırlamak,”adam” yetiştirmektir. Atalarımızın söylediği gibi ”oğlum kaymakam olmuşsun ama “adam” olamamışsın”. İnsanların yaşamlarında üstlendikleri roller yeterli değildir. Hayatta sağlıklı, sağlam duruşlar dürüst, güvenilir ve ilkeli olabilmek daha çok önemlidir. Eğitim yolculuğu “bilgiden bilinçliliğe, bilinçlilikten bilgeliğe” doğrudur.

Ülkemizde ailelerin çocuklarının eğitime harcadığı ücret gelişmiş toplumlar düzeyinde, sürekli eğitim seviyesi yükselmesine rağmen sosyal sorunlar artış eğilimindedir. İlişki ve iletişimin kalitesinin düştüğü günümüzde eğitimli ama önce iyi insan olma sorumluluğu önem kazanıyor. “Adam” olabilmek bu açıdan önemlidir. Meslek, kariyer sahibi olmak ama nasıl? Dürüst, güvenli, çalışkan, sürekli kendini geliştiren sosyal hayatta tüketen değil üreten bir konumda insan olabilmek esastır. Heidegger in bir sözü var; Lider, “ne zaman geri adım atacağını, ne zaman ileri adım atacağını, ne zamanda duracağını en iyi bilen insandır”.

 Sağlıklı eğitim yaklaşımı kendini bilen, tanıyan karşısındaki kişiyi tanıma ve anlama çabasında olan, kendisini yönetebildiği gibi karşısındaki kişiyle ilişkiyi yönlendirebilen insan yetiştirmek olmalıdır.

Olumsuz iletişim kalıpları çatışmayı derinleştirir. Karşımızdaki kişilerle tutumlarımızda dikleşmemek, küçümsememek, aşağılamamak gerekmektedir. Uyum, işbirliğini ve sorun çözme yeteneklerimizi geliştirebilmeliyiz. Maksat “bağcıyı dövmek değil üzüm yemek” sorunlarımızı birlikte çözüp geleceğe güvenle bakmak olmalıdır. İlişkilerimizde açık, net tutumlar almalı, uygun ve sağlıklı duruşlar belirlemeliyiz. Değerlerimizle, inaç ve ilkelerimizle hayata yön verebilmeliyiz. 

İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. “Biyo” organizmayı; Beynimiz var, gözlerimiz var, kulaklarımız ellerimizi.  “Psiko” ruhsal durumumuzu; Duygularımız, sevinçler, mutluluklar, üzüntüler. Bu özellikler ruhsal yönümüzü gösterir. “Sosyal” bir varlıktır insan; ailesi vardır, arkadaşları vardır, işe gider, okula gider, cemiyet hayatı vardır. İşte biz sağlıklı çözüm politikaları üretirken bu üç özelliği dikkate almalıyız.

Biyolojik anlamda bir sorunu nasıl çözeriz? Doktora gideriz ilaçlar kullanırız. Her türlü sosyal ve psikolojik olay insanın biyolojisini etkiler. Özellikle de en çok etkilenen merkez, beyindir. Dolayısıyla da ilaçsız tedavi olması mümkün değildir. Ama sadece ilaçlı tedavi yeterli değildir. Psiko-sosyal tedavi gerekir aynı zamanda. İnsanları yararlı hobilere, sanatsal ve kültürel faaliyetlere yönlendirmek gerekir. Bir amaca yönelik harekete geçmek, mesela sanatla uğraşmak da iyi gelebilir. İnsanların varoluşsal ihtiyaçları vardır, kendini gerçekleştirmek bir ihtiyaçtır. Örneğin futbolcu Hakan’ı kendini gerçekleştirmek için ona ilgi duyuyor, yöneliyor ve model alıyor. Kişilik ve sosyal gelişiminde “Hedefler, amaçlar, roller” belirleyerek çocuğumuzun eğitimine yön verebilmeliyiz.

Çocuklarımızı sağlıklı hedeflere yönlendirmeliyiz. Gerçekleştirdiği hedeflerden varoluşsal, kendini gerçekleştirme ihtiyacını karşılamalıdır. Çocuk hayatın içersinde inançlar ve değerler ekseninde geliştirdiği amaçları gerçekleştirebilmek için roller ve sorumluluk almalıdır.

Çocuğun gelişiminde sosyal ve çevresel faktörlerin rolü büyüktür. Bu dönemde bütün enerjisini örnek, model objelere yöneltirse kişiliği olumlu yönde etkilenir ve gelişir. Güçlü kişiliği ile ilkeli, bilge ve lider bir insan modelini benimser özdeşleşerek bir bağ kurabilirse Çocukların kendilerine olan güveni de artar, kişilikleri de gelişir.

 Çocuk kendi ilgi, merak ve yetenekleri doğrultusunda aldığı eğitimle gelecekte meslek sahibi olarak önce kendi yaşamına, ailesine ve sosyal çevresine katkı sağlayarak, kendi gerçekleştirme yolunda doğrulukla, dürüstlükle, ilke ve değerleriyle taviz vermeden önce iyi bir insan olmalıdır. Eğitim sadece başarılı değil iyi insan yetiştirmeyi, toplumsal gelişime katkı sağlamayı hedeflemelidir.

Bu yazı toplam 5114 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim