• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 0 °C

Cinsel Kimlik Nasıl Gelişir?

Cinsel Kimlik Nasıl Gelişir?
Cinsel kimlik gelişimini anlatan Uzman Psikolog Beril Papuççuer Öztürk, çocukların üç yıl içinde cinsel kimliklerini benimsediğini belirtti.

Kadın ya da erkek olma gerçekliğini doğru anlayabilmek için belirli kavramların mutlaka açıklığa kavuşması gerekir. Bunların başında, biyolojik cinsellikten anlaşılan, bir insanın kadın ya da erkek olmasıdır. Oysa cinsel rol denince kastedilen, bir kimsenin dişiliğini ya da erkekliğini gösterme biçimi, yani ne kadar dişi ya da erkek olduğudur. Ancak bu kavramsal farklılığı öne çıkarabilmek uğruna kaba bir genellemeye girişildiğini kabul etmek gerekir.

Biyolojik cinsellik ve cinsel rol ayrımı

Cinsellik ve cinsel rolü bu şekilde ayırmak, ezelden beri düşülen bir yanılgıya adeta bir kez daha düşmektir. Yani cinsellik konusunda beden-kafa ayırımı yapma yanılgısı. Oysa cinsellik, leğen kemikleriin arasında bulunduğu kadar beyindedir de. İnsan ilişkisinde bu böyle olduğuna göre, bilimsel araştırmalarda da bu gerçeği gözden kaçırmamak gerekir. Dolayısıyla, “biyolojik cinsellik” kavramı, cinselliği tamamen fizyolojiye indirgemek yerine, aynı anda fizyolojik ve psikolojik olan bir olgunun birinci boyutunu vurgulamak şeklinde anlaşılmalıdır. Biyolojik cinsellik ve cinsel rol kavramlarına getirilen ayırım, ancak böyle anlaşıldığı takdirde yapaylıktan kurtulabilir.

Cinsel rol ve cinsel kimlik

İnsanlar, belirli fiziksel kıstaslara uydukları ölçüde kadın ya da erkektirler. Keza, karakter ve davranışlarının belirli kültürel kalıplara uyması ölçüsünde dişi ya da erkek nitelikli sayılırlar. Ancak cinsel rolün, toplum tarafından algılanışı ile bizzat oyuncu tarafından algılanışı, farklı şeylerdir. Örneğin bir hermafroditi (çift cinsiyetlilik) ele alacak olursak, dış cinsel organlarından dolayı toplumsal çevresi tarafından erkekliğe uygun görülen bu kişi kendini tam ters yönde algılayabilir. Yani kendisine verilen “cinsel rol” ile kendine yakıştırdığı “cinsel kimlik” farklı olabilir. Nitekim uzun vadede bu hermafrodit kişinin cinsel rolüyle değil de cinsel kimliğiyle bütünleşmesi, yani erkek cinsel organlarından dolayı kendisine uygun görülen erkek rolüne göre yetiştirilmesine rağmen kadın kimliğini benimsemesi çok olasıdır. Bu tür durumlar pek sık görülmedikleri halde, insanların gerçek cinsel kimliğinin fiziksel durumları ya da görünüşteki davranışlarıyla değil, yalnız ve yalnızca kendilerinin kadınlık ya da erkeklikle özdeşleştirmeleriyle belirlendiğini kanıtlar.

Erkek ya da kadınlık rolü çakışır

Cinsel kimlik, bir insanın kendini erkeklik ya da kadınlıkla özdeşleştirmesidir. Çoğu insanda cinsel kimlik ve cinsel rol toplumsal olarak erkek ya da kadınlık rolü çakışır. Yani çoğu erkek yalnızca erkeklik rolünü oynamaz, aynı zamanda onu özümler, benimser.

Bir çocuk anne karnındayken artık cinsiyeti tespit edilir ve o andan itibaren kızım ya da oğlum şeklinde hitaplar başlar, takılan adla, giydirilen renkle, alınan oyuncakla ve desteklenen davranış kalıplarıyla öbür cinsle arasında farklar yaratılmaya başlanır. Giderek ilk iki veya üç yıl içinde çocuklar kendilerini erkeklik ya da kadınlıkla özdeşleştirmiş olurlar ve tipik erkek ya da kadın davranışlarını üstlenirler. Böylece çocuk henüz kendi başına karar alacak konuma gelmeden cinsel kimlik ve cinsel rolü, biyolojik cinselliğine uyuşturulmuş ve kalıcı olarak tespit edilmiş olur. Bu kurala uymayan durumlar, tekil sapmalar ya da istisnalar olarak ele alınır.Kadın ya da erkek olma gerçekliğini doğru anlayabilmek için belirli kavramların mutlaka açıklığa kavuşması gerekir. Bunların başında, biyolojik cinsellikten anlaşılan, bir insanın kadın ya da erkek olmasıdır. Oysa cinsel rol denince kastedilen, bir kimsenin dişiliğini ya da erkekliğini gösterme biçimi, yani ne kadar dişi ya da erkek olduğudur. Ancak bu kavramsal farklılığı öne çıkarabilmek uğruna kaba bir genellemeye girişildiğini kabul etmek gerekir.

Biyolojik cinsellik ve cinsel rol ayrımı

Cinsellik ve cinsel rolü bu şekilde ayırmak, ezelden beri düşülen bir yanılgıya adeta bir kez daha düşmektir. Yani cinsellik konusunda beden-kafa ayırımı yapma yanılgısı. Oysa cinsellik, leğen kemikleriin arasında bulunduğu kadar beyindedir de. İnsan ilişkisinde bu böyle olduğuna göre, bilimsel araştırmalarda da bu gerçeği gözden kaçırmamak gerekir. Dolayısıyla, “biyolojik cinsellik” kavramı, cinselliği tamamen fizyolojiye indirgemek yerine, aynı anda fizyolojik ve psikolojik olan bir olgunun birinci boyutunu vurgulamak şeklinde anlaşılmalıdır. Biyolojik cinsellik ve cinsel rol kavramlarına getirilen ayırım, ancak böyle anlaşıldığı takdirde yapaylıktan kurtulabilir.

Cinsel rol ve cinsel kimlik

İnsanlar, belirli fiziksel kıstaslara uydukları ölçüde kadın ya da erkektirler. Keza, karakter ve davranışlarının belirli kültürel kalıplara uyması ölçüsünde dişi ya da erkek nitelikli sayılırlar. Ancak cinsel rolün, toplum tarafından algılanışı ile bizzat oyuncu tarafından algılanışı, farklı şeylerdir. Örneğin bir hermafroditi (çift cinsiyetlilik) ele alacak olursak, dış cinsel organlarından dolayı toplumsal çevresi tarafından erkekliğe uygun görülen bu kişi kendini tam ters yönde algılayabilir. Yani kendisine verilen “cinsel rol” ile kendine yakıştırdığı “cinsel kimlik” farklı olabilir. Nitekim uzun vadede bu hermafrodit kişinin cinsel rolüyle değil de cinsel kimliğiyle bütünleşmesi, yani erkek cinsel organlarından dolayı kendisine uygun görülen erkek rolüne göre yetiştirilmesine rağmen kadın kimliğini benimsemesi çok olasıdır. Bu tür durumlar pek sık görülmedikleri halde, insanların gerçek cinsel kimliğinin fiziksel durumları ya da görünüşteki davranışlarıyla değil, yalnız ve yalnızca kendilerinin kadınlık ya da erkeklikle özdeşleştirmeleriyle belirlendiğini kanıtlar.

Erkek ya da kadınlık rolü çakışır

Cinsel kimlik, bir insanın kendini erkeklik ya da kadınlıkla özdeşleştirmesidir. Çoğu insanda cinsel kimlik ve cinsel rol toplumsal olarak erkek ya da kadınlık rolü çakışır. Yani çoğu erkek yalnızca erkeklik rolünü oynamaz, aynı zamanda onu özümler, benimser.

Bir çocuk anne karnındayken artık cinsiyeti tespit edilir ve o andan itibaren kızım ya da oğlum şeklinde hitaplar başlar, takılan adla, giydirilen renkle, alınan oyuncakla ve desteklenen davranış kalıplarıyla öbür cinsle arasında farklar yaratılmaya başlanır. Giderek ilk iki veya üç yıl içinde çocuklar kendilerini erkeklik ya da kadınlıkla özdeşleştirmiş olurlar ve tipik erkek ya da kadın davranışlarını üstlenirler. Böylece çocuk henüz kendi başına karar alacak konuma gelmeden cinsel kimlik ve cinsel rolü, biyolojik cinselliğine uyuşturulmuş ve kalıcı olarak tespit edilmiş olur. Bu kurala uymayan durumlar, tekil sapmalar ya da istisnalar olarak ele alınır.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 1453 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Giysi ve Psikoloji Arasındaki İlişki11 Temmuz 2017 Salı 00:14
  • Mültecilerle İgili EMDR Projesi'ine Uluslararası Ödül08 Temmuz 2017 Cumartesi 14:59
  • Korsanlara İlgi Duyma ve Şiddet Eğilimi İlişkisi08 Temmuz 2017 Cumartesi 11:02
  • İş Yerinde Mizahın Psikolojisi08 Temmuz 2017 Cumartesi 10:34
  • Psikologların Maaşı Ne Kadar?15 Haziran 2017 Perşembe 14:35
  • Uyku Terapisi Depresyon Tedavisinde Etkili mi?15 Haziran 2017 Perşembe 13:07
  • Anne Duygusunun Bebeğe Yansıması15 Haziran 2017 Perşembe 12:45
  • Selfiye Psikolojisi15 Haziran 2017 Perşembe 01:47
  • Psikiyatrik Rahatsızlıklar Boşanma Delili Olabilir mi?06 Haziran 2017 Salı 00:45
  • Psikolojik Hastalığı Olanlar Oruç Tutabilir mi?01 Haziran 2017 Perşembe 12:30
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim