• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

Çalışma Yaşamında Psikolojik Taciz ve İş Kanunu

Çalışma Yaşamında Psikolojik Taciz ve İş Kanunu
Bianet.org sitesinde Çalışma yaşamında mobing ve iş kanunu konusunda Doğan KESKİN imzalı bir değerlendirme çalışmasına yer verildi.

Bianet.org sitesinde Çalışma yaşamında mobing ve iş kanunu konusunda Doğan KESKİN imzalı bir değerlendirme çalışmasına yer verildi. Söz konusu çalışmada yer alan ayrıntılar şöyle:

Psikolojik taciz, öğretide yazılanlardan, yargı kararlarından ve psikolojik taciz konularını paylaşan internet sitelerinden anlaşıldığı kadarıyla, ülkemiz çalışma yaşamında da sıklıkla yaşanmaktadır. Ancak, psikolojik taciz henüz iş yasalarımızda yer almamıştır.

Mobbing kavramı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelmektedir. Psikolojik taciz, insan ilişkilerinin olduğu her yerde karşımıza çıkabilecektir. İşyerleri, psikolojik tacizin sıklıkla uygulandığı alanlardır.

Mobbing karşılığı  psikolojik tacizin belirleyici özellikleri: kasıtlı olarak yapılması, sistematik olarak tekrarlanması ve uzun bir zamandan beri (en azından altı ay) devam ediyor olmasıdır (1).

Bu nedenle kişiler arasında yaşanan anlık darb, hakaret gibi olumsuz davranışlar psikolojik tacizin  konusu değildir.

Kısaca psikolojik taciz olarak ifade edilebilen mobbing uygulamaları, kuşkusuz her zaman olagelmiştir. Ancak, konunun çalışma ilişkilerinde dikkat çekmesi, kavramın üretilmesi, tanımının yapılması öğreti dahil yakın zamanlarda gerçekleşmiştir.

Nitekim, çalışma yaşamında mobbing kavramı ilk kez, 1980'li yılların başında İsveçli endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından kullanılmıştır. Leyman'ın çalışanlar arasında benzer tipte uzun dönemli düşmanca ve saldırgan davranışların varlığına dair yaptığı saptamalar sonucunda, bu kavramı kullandığı görülmektedir.

Leymann, işyerinde mobbing davranışının varlığını belirtmekle kalmamış, davranışın özel niteliklerini, ortaya çıkış şeklini, uygulanan şiddetten en fazla etkilenen kişiler ve doğabilecek psikolojik sonuçları da vurgulamıştır (2).

İşyerlerinde karşılaşılan psikolojik tacizin farklı nedenleri olabilse de, konumuz gereği ele alınacak olan,  yönetim stratejisi olarak uygulanan psikolojik taciz olacaktır.

İşyerlerinde psikolojik taciz, işyerinin küçülme politikası nedeniyle istihdamın daralması; işgücünün gençleştirilmek istenmesi; işyerinde istenmeyen bir kişiden kurtulmanın hedeflenmesi amacıyla kasıtlı olarak psikolojik taciz stratejisi uygulanır.

Hedeflenen amaç doğrultusunda:

•İşyerinden uzaklaştırılması istenen bireyin etrafında gergin bir hava yaratılır;
•Sert davranışlar, azarlamalar ve gözdağı vermeler sık sık tekrarlanır;
•Zaman zaman iş, tepe yönetim tarafından gizlice sabote edilir.
•Bireyin ufak bir hatası dahi, ağır suçlamaların ve hakaretlerin bahanesi olabilir(3).
İşyerinde psikolojik tacize uğrayanların yüzde 43.9 u bu nedenle hastalanmakta, geriye kalanların yarısıda altı haftadan uzun süreli bir hastalığa yakalanmaktadır (4)

Çalışma yaşamında psikolojik taciz(mobbing), mağdurun psikolojisini bozan, sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakan yanıyla fark edildikten sonra, önlenmesi gereken bir suç olarak algılanmıştır. Sağlığı bozan yönüyle, psikolojik taciz genellikle iş sağlığı ve güvenliğinin konusu olarak ele alınmaya başlamıştır.

Nitekim, aşağıda örnekleri verilecek birçok ülkede psikolojik taciz, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgilendirilerek ele alınmıştır (5).

İsveç'te işyerinde taciz, 1994'de yayınlanan İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı yasasıyla bir suç olarak tanımlanmıştır.

Finlandiya'da 2000 yılında yürürlüğe giren İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı  yasasına fiziksel şiddet yanında psikolojik şiddet de dahil edilmiştir.

Danimarka'da 2004 yılında hazırlanan yasa tasarısına, psikolojik taciz sonucunda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıklara ilişkin önlemler eklenmiştir.

Almanya'da mobbing olgusunun yasal düzeyde tanınmasına toplu iş sözleşmeleriyle sendikal çalışmalar etkili olmuştur. Volkswagen kuruluşunda işyerinde mobbing uygulayan kişinin cezasının, işten çıkarılmaya kadar varabileceği, iş sözleşmesinde belirtilmektedir. Almanya'da bir meslek hastalığı olarak kabul edilen mobbing olgusuna maruz kalmanın getireceği tüm masrafları, işveren karşılamak zorundadır. Mobbing (psikolojik taciz),Almanya da erken emeklilik nedeni sayılmaktadır.

İtalya da, psikolojik şiddet dolayısıyla ortaya çıkan rahatsızlıklar iş kazası kapsamına alınmıştır

Fransa'da psikolojik taciz adli bir suçtur ve cezası 1 yıl hapis ve 15000 Euro'dur. Fransa'da 1994 yılında üniversitede psikolojik taciz mağdurlarıyla ilgili olarak "victimologie" kürsüsü  kurulmuştur. İtalya'da bölgesel olarak mobbing karşıtı yasalar yürürlüğe girmiş ve psikolojik şiddet dolayısıyla ortaya çıkan rahatsızlıklar iş kazası kapsamına alınmıştır.

Ülkemizde durum

Psikolojik taciz, öğretide yazılanlardan, yargı kararlarından ve psikolojik taciz konularını paylaşan internet sitelerinden(6) anlaşıldığı kadarıyla, ülkemiz çalışma yaşamında da sıklıkla yaşanmaktadır(7). Ancak, psikolojik taciz henüz iş yasalarımızda yer almamıştır. Cinsel taciz dahi ilk defa 2003 yılında, 4857 sayılı İş Kanununa girmiştir(m.24/II-b).

İş Kanununda henüz psikolojik tacizle ilgili yapılmış doğrudan bir düzenleme olmamakla birlikte, psikolojik tacizin bazı sonuçları dolaylı olarak İş Kanununda karşılık bulabilmektedir.

Yönetsel strateji olarak psikolojik tacizin hedefi olan işçinin işyerinden uzaklaştırılması amaçlanıyorsa,  psikolojik taciz uygulaması olarak, işçinin görev yeri değiştirilebilecek,  hiyerarşik olarak daha alt bir göreve verilebilecek veya bazı haklardan mahrum bırakılabilecek, nihayet işine son verilebilecektir.

İşte tam da burada, işçinin rızası dışında görev yerinin değiştirilmesi, daha alt bir işi görmesinin istenmesi gibi yaklaşımlar, İş Kanununda "çalışma koşullarında esaslı değişiklik";  işyeri uygulamalarından yararlandırmada, terfide, ücrette farklılık yaratılması, "eşit davranma ilkesi"; işten çıkarma uygulaması, "iş güvencesi" bağlamında değerlendirilebilecektir.

4857 sayılı  İş Kanununun, "eşit davranma ilkesi" başlıklı hükmüne göre, iş ilişkisinin her safhasında ve sona ermesinde işçiler arasında ırk, dil,din,mezhep, siyasi düşünce,felsefi inanç, cinsiyet gibi nedenlerle ayırım yapılamayacaktır (m.5). İşçinin rızası alınmadıkça, çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapılamayacaktır (m.22). Belirli büyüklükteki işyerlerinde geçerli olmak koşuluyla, geçerli fesih sebepleri bulunmadıkça işçilerin iş sözleşmeleri feshedilemeyecektir(m.18-21).

Yine işverenin, işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söylemesi, sataşması, gözdağı vermesi veya davranışlarda bulunması veya işçiye cinsel tacizde bulunması veya işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunması halinde, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenlerle feshedilebilmesi  olanaklı kılınmıştır (m.24/II)

Yazının devamı için tıklayınız

Bu haber toplam 4140 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
murat dede
2010-08-07 11:16:02
Üniversiteye psikolojik taciz sorusu
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 21. Dönem 2. Yasama Yılı 1. Birleşim 01/Ekim /1999 Cuma -------------------------------------------------------------------------------- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Aşağıdaki yazılı sorumun Millî Eğitim Bakanınca yazılı cevaplandırılmasını arz ederim. Saygılarımla. Hayrettin Özdemir Ankara Ruhsatsız kullanıma açılan asansörlerde vuku bulan bir kaza sonucu öğrencilerden birinin hayatını kaybettiği ile ilgili soruma verilen cevapta; o tarihte Sayın Dekan Esen Onat'ın raporlu olduğu bildirilmiş ve kazadan çok sonraki bir tarihli (17.6.1999 tarihli) asansör kullanma izin belgesi fotokopisi cevap ekinde gönderilmiştir. Bu cevap; soruya verilen kaçamak bir cevap niteliğinde değil midir? Ve Sayın Dekanı mevzuat gereği sorumluluktan kurtarır mı? Diğer yandan; Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde görevli Doçent Doktor Can Kumbaracıbaşı'nın aynı bölümde görevli Araştırma Görevlisi Okan Dede'yi dövmesi ile ilgili sorularıma ise cevap verilmemiş, daha önce bu konu ile ilgili Erzincan eski Milletvekili Sayın Naci Terzi'ye cevap verildiği bildirilmekle yetinilmiştir. Verilen bu cevap dahi olayın doğruluğunu itiraftır. Oysa sorum Sayın Naci Terzi'ye verilen cevaplarla ilgili olmayıp cevapsız bırakılan hususlarla ilgilidir. Şöyle ki : 1. Olayla ilgili olarak mağdurun savcılığa başvurusu ve bunun üzerine Adlî Tabiplikçe verilen raporu mevcut mudur? Bu raporda olay doğrulanmış mıdır? 2. Mağdurun elinden baskı ile alınan ve birkaç öğretim görevlisi tarafından da imzalanmak suretiyle zabıt vakası niteliği arzeden 8.1.1998 tarihli dilekçenin hemen ertesi günü mağdur tarafından verilen ve bu baskıyı sergileyen 9.1.1998 tarihli dilekçe niçin gizlenmektedir? 3. Mağdurun ağır baskılar altında vermek zorunda kaldığı istifa dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçeler nedir? 4. Olayın vukuundan üzüntü duyan bir Sayın Profesörün Okan Dede'yi evinde ziyaret ederek geçmiş olsun deyip teselli ettiği doğru mudur? 5. Olayın şahitlerine devamlı suretle baskı yapılıp bu konuda bir açıklamada bulunmamaları için tehdit edildikleri doğru mudur? 6. Konunun bir üst kurulca yani YÖK'ce ele alınıp incelenmesi hususundaki talebimizin ne derece haklılık taşıdığı Sayın Bakanımızca anlaşılmış mıdır? 7. Naci Terzi'ye verilen cevabın benden esirgenmesini sayın bakan bir cevapmış gibi imzalayıp göndermiş olmakla soru müessesesini hafife almamış mıdır? 8. Verilen cevabın son derecede basit olmasına rağmen normal süresi içinde ve tekid süresi içinde verilmeyerek bu süreler geçtikten sonra verilmesindeki maksat, konunun meclis zabıtlarında yer almaması düşüncesini taşımamakta mıdır? Arz ederim. T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı 13.9.1999 Sayı : B.08.0.APK.0.03.05.00-03/2409 Konu : Soru önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına İlgi : TBMM Başkanlığının 11.8.1999 tarih ve A.01.0.GNS.0.10.00.02-1518-7/403-1437/3854 sayılı yazısı. Ankara Milletvekili Sayın Hayrettin Özdemir'in "Bir araştırma görevlisinin bir öğretim görevlisi tarafından dövüldüğüne ilişkin" yazılı soru önergesi incelenmiştir. Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde Araştırma Görevlisi iken 12.2.1998 tarihli dilekçesiyle istifa ederek bu görevinden ayrılan Okan Dede, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanlığına verdiği 7.1.1998 tarihli şikayet dilekçesinde Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Can Kumbaracıbaşı tarafından tehdit edilerek boğazının sıkıldığını belirtmiş, ancak 8.1.1998 tarihli dilekçesi ile şikayetini geri almıştır. Daha sonra dekanlığa verdiği, 9.1.1998 tarihli dilekçesinde; 8.1.1998 tarihli dilekçesi ile şikâyet hakkından vazgeçtiğini ancak, 7.1.1998 tarihli dilekçesinde yer alan iddiaların geçerli ve dava hakkının saklı olduğunu, dilekçesinin bir örneğini rektörlüğe verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Fakülte Dekanı Prof. Dr. Esen Onat'a yazdığı 16.1.1998 tarihli dilekçede de Doç. Dr. Can Kumbaracıbaşı tarafından fiziksel bir saldırıya uğradığının doğru olmadığını belirtmiştir. Dekanlığa verilmiş başka bir dilekçesi bulunmamaktadır. Sözkonusu kişiyle ilgili olarak yasaların gereği yerine getirilmiştir. Bilgilerinize arz ederim. Metin Bostancıoğlu Millî Eğitim Bakanı 60
Diğer Haberler
  • Delilik ve Veliliğin Yollarının Kesiştiği Kavşak: Manik Depresyon17 Ağustos 2016 Çarşamba 00:02
  • İnsan Neden Kötülere İtaat Eder?03 Ağustos 2016 Çarşamba 20:12
  • Travma Sürecinde Ebeveynlik28 Temmuz 2016 Perşembe 13:07
  • Çocuklarda Cinsel İstismar ve Etkileri09 Mayıs 2016 Pazartesi 19:08
  • John Dewey'in Eğitim Felsefesi09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:35
  • Depresyon ve Antidepresan Tedavi09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:19
  • Bilinç, Dikkat Ve Performans Kapasitesinin Sınırlılığı09 Mayıs 2016 Pazartesi 14:01
  • Çevre Psikolojisinin Alanı Ve İlkeleri09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:49
  • PASTORAL PSİKOLOJİ09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:46
  • Travmaya Psikolojik Tepkiler ve Bunlara Yaklaşım09 Mayıs 2016 Pazartesi 13:39
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim