• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -8 °C

Çağın hastalığı; Fibromiyalji

Çağın hastalığı; Fibromiyalji
Çağın hastalığı; Fibromiyalji! Hareketsiz bir yaşamla gelişip, kas ağrısı ve halsizlik yapıyor


Gelişen teknolojinin eseri hareketsiz yaşamın kronik ağrı ve yorgunluk sendromuna (fibromiyalji sendromu) neden olduğu öğrenildi.
Yapılan araştırmalar, hayatı kolaylaştıran teknolojinin aynı zamanda insan üzerinde sinsi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koydu. İnsan vücudunun hareket etmesi gerektiği, aksi halde bedende kısa veya uzun dönemde değişik problemler belireceği belirtildi. Hareketsizliğin getirdiği problemlerin en başında şişmanlık sayılırken, kondisyonsuz, yorgun, halsiz, isteksiz ve hantal bir kişinin ortaya çıkacağı vurgulandı. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Burcu Sönmez, yaşın ilerlemesinin
durdurulamayacağını ancak zinde, sağlıklı, hareketli ve mutlu yaşlanmanın mümkün olduğunu dile getirerek, bunun da çaresinin hareket ve sağlıklı beslenme olduğunu dile getirdi.

Hareketsiz kalan insanların doktor doktor dolaştığını, basit ağrı kesiciler kullanarak müzminleşen şikayetlerle yaşamlarını sürdürdüklerini söyleyen Uzm. Dr. Burcu Sönmez, "Fibromiyalji sendromu, yaygın vücut ağrıları ve halsizlikle kendini gösteren bir kronik ağrı sendromudur. En belirgin özelliği yaygın kas ağrılarıdır. Hayat kalitesinde belirgin düşüşe neden olur.

Hastaların yaygın vücut ağrılarının yanı sıra halsizlik, yorgunluk, isteksizlik, uyku bozukluğu ve dolayısıyla sabah yorgun uyanma ve tutukluk şikayetleri mevcuttur. Hastalar, yorgunluk nedeniyle işe konsantre olmada güçlük çekerler. 'Sabah yorgun kalkıyorum' diyen hasta, gün boyu da aynı isteksizlik ve yorgunluk hissi ile bir şey yapmak istemez.

Mevsim değişiklikleri ve özellikle soğukla şikayetlerde artış olur. İş gücü kaybı ve hayat kalitesinde düşüşe neden olur. Bu grup hastalar, kaynağı teşhis edilemeyen ağrı şikayetleri nedeniyle çeşitli branşların doktorlarına başvururlar, daha sık operasyon geçirirler. Ancak doğru teşhis edilemediğinde, şikayetler ağrı kesici ilaçlar ile geçiştirildiğinde sorun tam olarak giderilemez. Hastaların şikayetleri kısa bir süre azalmış veya geçmiş gibi gözükse de, bir süre sonra nükseder" dedi.

"EGZERSİZ VE TATİL RAHATLATIYOR"
Fibromiyaljinin görülme sıklığının kadınlarda yüzde 3-4, erkeklerde yüzde 0.5 ve hastaların yüzde 70-80 kadarının kadınlar olduğu kaydedilirken, çocuklar dahil her yaş grubunda görülebildiği, en sık 30-50 yaş grubunda rastlandığı ortaya çıkarıldı. Romatolojik, enfeksiyöz veya psikiyatrik hastalığı olanların fibromiyalji sendromu açısından risk taşıdıkları belirtilirken, Uzm. Dr. Burcu Sönmez, "Fibromiyalji sendromunda, hastaların şikayetleri gel-git şeklindedir. Bazen hiç şikayetleri olmazken, bazı dönemlerde şikayetleri artar. Viral bir enfeksiyon, fiziksel veya duygusal bir travma (stres), soğuk ve nemli hava, mevsim değişiklikleri, yüksek çalışma temposu, gürültü, ilaç değişiklikleri fibromiyalji sendromunun ortaya çıkmasını tetikler" uyarısında bulundu.

Hastaların sıcak uygulama, masaj, hafif egzersizler ve tatil yapmayla rahatladıklarını ifade ettiğini açıklayan Uzm. Dr. Sönmez, şu bilgileri verdi: "Vücudun alt ve/veya üst yarısında ağrılar mevcuttur. Ağrılar, vücudun daha çok kullanılan boyun ve bel bölgelerinde belirgindir. Bu hastalarda tipik olarak, boyun, sırt bölgesindeki ağrılara baş ağrısı da eşlik eder. Mide ağrısı, ağrılı adet dönemleri, nefes almada zorlanma hissi, çarpıntı, zaman zaman ellerde terleme-titreme-uyuşma-karıncalanma ve şişlik hissi, gözlerde ve ağızda kuruluk hissi hastaların şikayetleri arasında yer alır.

Fibromiyalji sendromunda kan tetkikleri ve radyolojik incelemeler normal sonuçlar verir. Ancak altta yatan romatoid artrit, lupus gibi başka hastalıklara da eşlik edebilir. Laboratuar sonuçlarında anormal değerler söz konusu olduğunda mutlaka altta yatan patoloji araştırılmalıdır. Bahsedilen şikayetler ve bulgulara ek olarak, vücudun önceden tanımlanmış 18 hassas noktadan oluşan belli bölgelerine bası uygulandığında ağrı ortaya çıkar ki en az 11 bölgede ağrının tespit edilmesi tanı koydurucudur."

"KASLAR GÜÇLENDİRİLMELİ"
Fibromiyalji sendromunun depresyon, migren, kronik yorgunluk sendromu veya miyofasyal ağrı sendromu gibi hastalıklarla örtüşebileceğine de değinen Uzm. Dr. Burcu Sönmez, bunlardan birinin varlığının fibromiyalji sendromunun yok olduğu anlamına gelmeyeceğini, yani birarada da olabileceğini söyledi. Sönmez, "Örneğin yapılan çalışmalar, fibromiyalji hastalarının yüzde 25'inde depresyon, yüzde 50'sinde de migren gözlendiğini ortaya koymuştur. Bu sendromun tedavisi için multidisipliner bir program  düzenlenmelidir. Bu program içinde ilaç tedavisinin yanı sıra, egzersiz, masaj, fizik tedavi gibi komplementer tedaviler ve dietin düzenlenmesi yer alır. Gerektiğinde psikiyatrik destek verilmelidir. Tedavi, ağrıyı ve yorgunluğu azaltmak, depresif semptomları gidermek ve diğer semptomları en aza indirmek amacıyla düzenlenir. Burada azalmış fiziksel aktivite ve artmış ağrı kısır döngüsünü kırmak amaçlanır. Tek bir standart tedavi yolu yoktur" diye konuştu.

İnsanların fibromiyalji sendromu hakkında bilgilendirilmesinin önemini vurgulayan Uzm. Dr. Sönmez, kişiye özel fiziksel egzersiz programı düzenlenmesi ve uyku probleminin çözülmesinin önemine işaret etti. Ağrı ve katılığın çözülmesinin önemine dikkat çeken Sönmez, kişinin rahatlaması ve gevşemesi için gerektiğinde fiziksel ajanlar ve relaksasyon tekniklerinin kullanılması gerektiği bilgisini verdi.
Stres faktörleriyle başa çıkma veya dayanma gücünü artırmaya yönelik faktörler üzerinde durulmasının önemini de açıklayan Sönmez, şöyle devam etti: "Önerilen ilaç tedavisi, ağrı ve uyku problemine yönelik olmalıdır. Dolayısı ile ağrı kesici ilaçlar, tedavi için yetersizdir. Tedavide, uygun doz ve sürede, doktor kontrolünde antidepresan ilaçlar kullanılmalıdır.

Fibromiyalji sendromu olan kişiler uzun süreli hareketsizlik nedeniyle kondisyonsuz olduklarından, egzersiz programına yoğun şekilde başlamamalıdır. Ancak, zamanla istenen hedefe yavaş yavaş ulaşmalıdırlar. Hedef, haftada en az 3 gün yarım saatten az olmamak kaydıyla yürüme, bisiklete binme veya yüzme gibi sporları devamlı yapabiliyor olmaktır. Egzersiz programından önce ısınma ve sonrasında soğuma egzersizleri yapılmalıdır. Böylece spor yaralanmalarından korunma sağlanır. Yapılan egzersizler hastanın kaslarında güçlenme yaparak, oturma veya ayakta durma sırasındaki duruşu düzeltir. Bu da kasların dengeli çalışması anlamına gelir."
 
 
AA

Bu haber toplam 700 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kronik Hastalıklar Akıl Sağlığını Bozuyor05 Haziran 2016 Pazar 11:01
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • Bilinçaltımız da Bizi Hasta Ediyor!09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
  • Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Sorun?02 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07
  • İnatçı Depresyona Elektroşokla Müdahale20 Nisan 2016 Çarşamba 20:21
  • Çocuklar Neler Yutuyor?19 Nisan 2016 Salı 18:46
  • Erkekler 35 Yaş Sonrasına Dikkat!14 Nisan 2016 Perşembe 19:56
  • Uyku Bozukluğu Parkinson Habercisi Olabilir!11 Nisan 2016 Pazartesi 19:45
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim