• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

C. Gustaft Jung'un Ölüm Yıldönümü

C. Gustaft Jungun Ölüm Yıldönümü
Sigmund Freud'la birlikte psikanalizin kurucularından kabul edilen Carl Gustav Jung 1961'de hayata veda etti.

İsviçreli psikolog ve analitik kompleks psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, 26 temmuz 1875'te İsviçre'nin Kesswil kentinde doğdu, 6 haziran 1961'de Zürih'te hayata veda etti.
 
İsviçreli bir papazın oğludur. 1895'te Basel'de tıp eğitimi almaya başladı ve 1900'de Eugen Bleuler'in asistanı olarak Burghölzli'de psikiyatr olarak hizmet verdi.
 
Doktorasını 1902'de tamamladı. Tez konusu okult (gizli, görünmeyen) fenomenler (etkiler) ve psikoloji ve patolojiyle bağlantılarıydı. Paris'de altı ay kalarak bilgilerini derinleştirdi. 1903'te Emma Rauschenbach ile evlendi.
 
Jung sadece psikoterapi bilim dalını değil, aynı zamanda psikoloji, teoloji, etnografi, edebiyat ve güzel sanatları da etkiledi.
 
Psikoloji alanında kendisi tarfından bulunan ve yapılan kavramlar geniş şekilde kabul gördü. Örneğin kompleks, introversiyon ve ekstraversiyon, gölge, arketipler (enerjikompleksler), kolektif (toplumsal) bilinçaltı, anima, animus...
 
Jung'a göre gölge bilinçaltı bir komplekstir. Şuur ve benliğin karşıtı, tersidir. İstenilmeyen, kabul görülmeyen tüm kişisel özelikler gölge kompleksine dahil olur.
 
Örnek olarak biri kendini nazik ve kibar olarak tanımlıyorsa onun gölgesi kaba ve katıdır. Acımazsız birinin gölgesi çok naziktir. Kendini çirkin olarak tanımlıyan zatların gölgeleri güzel olmaktadır.
 
Jung'tan inciler

Mars gezegenine ulaşmak, kendi kendine ulaşmaktan daha kolaydır.
Diğerinin sevmediğimiz özellikleri, kendi kendimizi bulmaya yardım edebilir.
Duygusuz karanlığı aydınlatamayız ve bitkinliği harekete çeviremeyiz.
Düşünmek zor bir sanattır, onun için çoğunluk tek karar verir.
Çocukken kendimi yalnız hissederdim; hala da öyle hissediyorum çünkü bazı şeyleri biliyorum ve bunları hiç bilmedikleri ya da bilmek istemedikleri anlaşılan insanlara bazı ipuçları vermeye çalışıyorum.

Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendi önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.

Bilinmeyen bir şeyi hissetmek ve bir gize sahip olmak önemlidir. Böyle bir şeyi yaşamamış bir insan, önemli bir şeyi yaşamamış olur.

Tümüyle emin olduğum hiçbir şey yok. Tümüyle inandığım bir şey de gerçekten yok. Tek bildiğim, doğduğum ve var olduğum.

Doğduğumuz dünya çok acımasız, ama aynı zamanda ilahi bir güzelliği var. Anlamlı oluşunun mu, yoksa anlamsızlığının mı ağır bastığına karar vermek, insanın yapısına bağlı.

Günümüzde, bizi tehdit eden tehlikenin doğadan gelmediğini, insan ve kitle ruhundan kaynaklandığını açıkça görüyoruz. Tehlike insanın ruhundan kopmuş olmasında.

Bu haber toplam 1507 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim