• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 5 °C

BÜYÜK KARDEŞ OLMANIN ZORLUKLARI

Aile Terapisti Nazlı ÖZBURUN

Eğer bir kardeşiniz olduysa yaşınız kaç olursa olsun bir gecede büyürsünüz. Bir anda sorumluluklarınız ikiye katlanır ve bir daha da azalmaz. Bir ömür boyu kardeşlerinizin türlü türlü dertleriyle ilgilenmek ve çözmek sorumluluğu altına girersiniz.

Siz iki yaşındasınızdır, kardeşiniz iki günlük ama abi veya abla olmuşsunuzdur bir kere… Sizin yaşıtlarınızın her türlü naz yapma hakları vardır ama siz nazlanmadan kendi ayaklarınız üzerinde yürümek yemeğinizi kendiniz yemek zorundasınızdır.

Derken bir süre sonra pabucunuzun dama atıldığını çok sevdiğiniz annenizin artık bir başkasını kucağından indirmediğini görürsünüz. Üstelik kardeşinize her yaklaşma denemenizde uzaklaştırıldığınızı fark edersiniz. Yeni kardeş gelmiştir ve de gitmeye niyeti yoktur.
Kardeşimiz olduğunda üç aşağı beş yukarı bunları hissettik hepimiz. Çocuk için normal şartlar altında ilk travmatik deneyim kardeşinin doğmasıyla yaşanır.

Bu konuda yapılan araştırmalara göre, kardeşler arasındaki yaş farkları, sonrasında oluşabilecek problemlerin çeşidini de ortaya koyuyor. Kardeşi 1-3 yaşları arasında doğan çocukların 'kuşkucu' , 3-5 yaş arasında doğanların 'içine kapanık', 6 yaşından sonra doğanların ise büyüyünce 'kendini ortaya koyamayan, silik' karakterde olma riski çok yüksektir. Bu kişilik bozukluklarının derecesi ise anne baba tutumlarına ve benlikteki yaralanmanın büyüklüğüne göre değişiyor. Kardeşinin doğduğunu hatırlamayacak kadar küçük olan çocuk kardeşinin varlığını kabul etmede daha az zorlanabiliyor. Yani diyebiliriz ki diğer değişkenler sabitlenebilirse, yaş farkının az olması bir avantajdır.

Büyük çocuk olmanın ilk sıkıntılı durumu olan kıskançlık duygusunu atlatabilenler, arkası bitmeyen bir dizi sorumlulukla daha baş etmek zorunda kalıyorlar. Mesela kardeşlerine oyun oynatmak, ağlıyorsa susturmak, anne mutfaktaysa bebeği oyalamak, kardeşin zarar görmesini önlemek, biraz daha büyümüşse ders çalışmasına yardım etmek… Daha bir sürü şey… Karşılığında ise anne babadan sadece eleştiri işiten, hiç takdir edilmeyen çocuk ne yapar biliyor musunuz? Kardeşinden nefret etmeye başlar…

Bunları söylüyorum çünkü o kadar çok insanla karşılaşıyorum ki kardeşinden nefret eden. Küçük yaşlarda kıskançlıkla başlayan, hep büyük kardeşin alttan almasıyla durumu geçiştirmeye çalışan aile tutumlarından dolayı sorumluluk altında ezilen büyük kardeşler ve sorumsuzca serpilen küçük kardeşler.

Söz konusu insan olduğunda tabi ki bunlar asla genellenebilecek bilgiler değildir. Özel ve istisna durumlar her zaman için vardır. İnsan davranışları hiçbir zaman tek nedenle elbet açıklanamaz. Bazı durumlarda küçük kardeşler, büyük kardeşleri bir ömür taşımak zorunda kalabilir. Ama bu yazıda vurgulamak istediğim şey, büyüklerin üstüne fazlaca giden ve merhameti adaletin önüne geçiren ebeveynlerin davranışlarını yeniden gözden geçirmelerine katkıda bulunmak.

Merhamet ve fedakarlık elbette yüksek duygulardır ama adalette öyle. Adaletsiz, merhamet eksik kalır. Ve hep büyük olandan merhametli olmasını istemek, omuzlarına gereğinden fazla yük koymak anlamına gelir ki bir yerde taşıyamaz altında ezilir.

Yaşları 7 yaş,3 yaş ve dört aylık üç çocuğu olan bir ailede annenin davranışlarına baktığımda gördüğüm şuydu ne zaman çocuklar kavga etse anne dönüp büyük olanı azarlıyordu. Önce dinlemeden haklı mı haksız mı anlamadan otomatik kısayolu tuşlayarak büyük olan azarlanıyordu. Küçüğe gösterilen merhamet, büyüğe adaletsizlik yapılmasını doğuruyordu. Büyük olanla konuşmayı denediğimde ‘’annem benden nefret ediyor, kardeşimi benden çok seviyor, benim ölmemi istiyor ,keşke kardeşim ölse de kurtulsak’’ dediğini üzülerek gördüm… pek çok evde benzer şeyler yaşandığını da biliyorum.

Büyük bir olasılıkla annenin her geçen dün azalan tahammülü büyüğü daha da sıkıntılı bir çocuğa çevirecek, bir süre sonrada üçüncü kardeş onlara katılacak…

Aslında yapılması gereken şey önce sakin olmak ve çok iyi gözlem yapmak. Durumu anlamadan bağırmamak. Küçük zarar görmesin, büyük olan nasıl olsa kendini kurtardı diye düşünüp büyük çocuğu psikopatlaştırmamak önemli.

Her çocuğun yaşı kaç olursa olsun ilgi ve sevgiye ihtiyacı vardır. İlk olarak doğdu diye bütün ilgi hemen ikinciye dönmemelidir. Yüz voltluk on ampulün aydınlattığı bir odada, bir anda altı ampul patlarsa ne olur? Ortam kararır. Aynen onun gibi ikinci kardeş geldiğinde eğer öncesinde psikolojik olarak hazırlanmamışsa, büyük kardeşin dünyası da aynen öyle kararır.

Anne ve babanın bunu fark etmesi ve patlayan ampulleri özenle ve sabırla değiştirmesi gerekir. Yok öyle sen artık büyüdün, demekle kimse bir anda büyümüş olmuyor… Tüm çocukları arasında kalan anne, babalara kolaylıklar dilerim.

Ayrıca tek çocuk idealdir diye düşündüğüm sanılmasın onunda ayrı dertleri var zira… Küçük çocuk olmak da büyük çocuk olmak kadar ayrı risk ve sorunları taşıyor…Birde ortanca çocuk sendromu var ki her biri ayrı bir yazı konusu…

Aman dikkat tatildeyiz büyük çocukları fazlaca üzmeyelim…

Bu yazı toplam 9079 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
seval turan
2010-11-25 23:39:06
yardım edin ne olur
nazlı hanımcım bana pskj destek verirseniz çok sevinirim 6 .5 yaşında bir kızım var ve 3.5 yaşında bir oğlum var ikisi birbirlerini çok dövüyor durmaksızın boğuşma içindeler ne yapacağımızı bilmiyorum dur sus demekten bıktım kızım benim sözümü hiç dinlemiyor bir kez olsun söylediğimi duymamazlıkdan geliyor nedeni biraz açık babanne ve dede ile oturuyoruz ben kızıma bir şey söylesem babannesi hemen müdahale ediyor bir sefer iki sefer değil yani her söylediğimde .kızımla ikimiz hiç konuşamadık hep 3üncü kişi var hep müdahale var bu yüzden beni dinlemediği için 6,5 yaşındaki kızımla her gün kavga ediyoruz, sana ne var umrumda değilsin gibi sözler söylüyor ve bana vuruyor .çok akıllı öğretmeni çok memnun onun için çok mükemmel çocuk diyor.ne olur bana yardımcı olun mesajıma cevap verin ,esmaberay@hotmail.com dangörüşelim
orcinusorca
2010-09-24 15:43:47
Çocukluğumuzda yaşadıklarımız ne kadar da önemli öyle değil mi, tüm hayatımız neredeyse o çağlada toplayabildiklerimiz üzerine kurulu gibi... Benim ablam da hep fedakarlık yapmak zorunda kalan oldu ne yazık ki, ben de evin küçük şımarık prensesi olarak büyüdüm. Ve şimdi bakıyorum, onla dengelemeye çalıştığım ilişki içerisinde ondan beklediğim yolu acaba ben ne kadar alabiliyorum, beni artık büyümüş ve kendi ile denk görmesini beklerken acaba onla kurmuş olduğum ilişkide ben büyümüş ve onla denk olabiliyor muyum? Hayatımızda yarattığımız herşeyi , en derinlerdeki yaralarımıza ya da alışkanlıklarımıza çözümler sunacak şekilde yaratıyoruz. Hayatımızda sorun yaşadığımız insanları aslında bizler, bizim algılarımız yaratıyor. Onlar bizim aynalarımız ve bizim onlarla yaşadığımız problemlerin ayna da gözüken yüzü bizim yaratılarımız. Elbette ki tek sorumlu bizler değiliz, ancak söz sahibi olan tek kişi kendimiziz. Sen değiş dünya değişsin sözünün bu kadar ifadeli olduğu bir farkındalık yaşamıştım hiç. Kendine bak, değiş, karşındaki de değişsin, değiştiremediklerini de kabullen. Ne kadar basit değil mi yazarken. Yaşamımıza da umarım bu kadar kolay aktarabiliriz farkındalıklarımızı. Anne ve babalar da umarım daha farkında yetiştirebilirler çocuklarını, herkes anne baba oluyor, bilinçlenmek yersiz demeden, onlarla bilikte evrilerek, evrimleşerek ve bilinçlenerek eğitirler çocuklarını. Umarım ... Allah herkesin yolunu açık etsin. Sevgiyle..
orcinusorca
2010-09-24 15:43:38
Çocukluğumuzda yaşadıklarımız ne kadar da önemli öyle değil mi, tüm hayatımız neredeyse o çağlada toplayabildiklerimiz üzerine kurulu gibi... Benim ablam da hep fedakarlık yapmak zorunda kalan oldu ne yazık ki, ben de evin küçük şımarık prensesi olarak büyüdüm. Ve şimdi bakıyorum, onla dengelemeye çalıştığım ilişki içerisinde ondan beklediğim yolu acaba ben ne kadar alabiliyorum, beni artık büyümüş ve kendi ile denk görmesini beklerken acaba onla kurmuş olduğum ilişkide ben büyümüş ve onla denk olabiliyor muyum? Hayatımızda yarattığımız herşeyi , en derinlerdeki yaralarımıza ya da alışkanlıklarımıza çözümler sunacak şekilde yaratıyoruz. Hayatımızda sorun yaşadığımız insanları aslında bizler, bizim algılarımız yaratıyor. Onlar bizim aynalarımız ve bizim onlarla yaşadığımız problemlerin ayna da gözüken yüzü bizim yaratılarımız. Elbette ki tek sorumlu bizler değiliz, ancak söz sahibi olan tek kişi kendimiziz. Sen değiş dünya değişsin sözünün bu kadar ifadeli olduğu bir farkındalık yaşamıştım hiç. Kendine bak, değiş, karşındaki de değişsin, değiştiremediklerini de kabullen. Ne kadar basit değil mi yazarken. Yaşamımıza da umarım bu kadar kolay aktarabiliriz farkındalıklarımızı. Anne ve babalar da umarım daha farkında yetiştirebilirler çocuklarını, herkes anne baba oluyor, bilinçlenmek yersiz demeden, onlarla bilikte evrilerek, evrimleşerek ve bilinçlenerek eğitirler çocuklarını. Umarım ... Allah herkesin yolunu açık etsin. Sevgiyle..
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim