• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 13 °C

BOŞANMAK SERBEST OLMALI!

Uzm. Psk. Dr. Hüseyin ŞAHİN

Evlilik hayatı bir şehvet ticareti değil,bir can ortaklığıdırBu olmayınca evlilik yoktur”  

                                                                                   John MILTON


Bir birlerinden tamamen ayrı özelliklere sahip,farklı aile ortamı ile farklı çevrelerde yetişmiş olan iki insanın “karı-koca” olmak amacıyla bir araya gelmeleri “evlenme”, bu amaçla kurulan ilişki sistemine “evlilik” ve sonrasında  oluşan yeni sosyal yapıya da “aile” adını veriyoruz.Kadın ile erkeğin birlikteliği ile gerçekleşen evlilik,aslında insana özgü bir “kültür”dür.Bu özelliği ile de sosyal,kültürel,ekonomik ve fiziksel koşulların değişmesine bağlı olarak zamanla değişebilen  sosyal bir yapıdır.

Lübnan asıllı ünlü şair ve düşünür Halil Cibran’a“evlilik nedir?”diye sorulunca şöyle cevap vermiş:

”- Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. Allah'ın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız. Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dans edebilsin...

Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin... Bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun...

Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın...Birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin.Sazın telleri de yalnızdır ama, armoni içinde aynı melodiyi seslendirir...
Birbirinize kalbinizi verin, ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! Sadece hayatın eli o kalbi saklar!Birlikte durun, ama yapışmayın; tapınakların sütunları da bitişik değildir!
Ve unutmayın;

Meşe ile Çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler.”

Evlilik nedir? diye kendisine sorulduğunda Melih Cevdet  şöyle cevap vermiştir:

Eskiden kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna 'evlenmek' denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik “katlanmaktır”.

Sağlıklı bir toplumun temeli olan aile,iki ayrı kişiliğe sahip,iki karşıt cinsin birlikteliğinden oluşan “yeni bir dünya”dır.

Bir birinden farklı olmanın ötesinde,bir çok özellikleri bakımından bir birinin karşıtı ve hatta zıddı olan  iki insanın bir birlerine duydukları “derin bir arzu” ile başlayan bir ilişki sürecidir.Bu ilişki belirli bir dengede olduğu müddetçe yürüyebilmektedir.Saygı,ilgi,sevgi, anlayış,paylaşım ve görev dağılımında  belli bir dengenin  olması, sağlıklı bir evlilik için önemlidir.Ancak,insanlar arasındaki her bir ilişkide olduğu gibi evlilik ilişkisinin de zamanla  aksayan,düzeltilmesi gereken yönleri olabilmektedir.

Eşler,birbirlerine karşı duydukları sevgi,saygı,sadakat ve ilgi ihtiyaçlarının zamanla eksildiğini fark ederler.İlişkileri sıradanlaşarak sabit bir alışkanlık haline gelebilir.Böyle bir durumda dahi her biri kendisini diğeri için vazgeçilmez görebilir.Aralarındaki konuşmaların içeriği değişir,davranışları içtenliğini yitirir.Evlilik, zorunlu bir beraberlik,zorlama bir birlikteliğe dönüşebilir.Eşler çocuk sahibi olmuşlarsa,çocukları ilişkilerine daha başka bir boyut kazandırır,aralarındaki hemen her şeyi çocukları için yaşamaya,tüm planlarını onların gelecekleri üzerine  kurmaya  başlarlar.Eşlerin her biri evlilik ilişkilerine yönelik bazı  köklü kararlarını çocuklar nedeniyle  erteleyebilmektedir.Ancak,eşlerin beraberliklerinde zorlanma, sıkıntı,bezginlik duyguları;huzurlu,keyifli,sıcak ve samimi anlardan daha çok yoğunlukta olmaya başlamışsa eşlerin evlilik ilişkilerinin sorunlu hale gelmeye başladığı söylenebilir.İşte, bu sorunlar derinleştikçe devamında “boşanma” aşamasına gelinebilmektedir.Bu aşamaya gelen eşlerin “boşanma kararlarını” vermeleri öyle kolay olmamaktadır. Çünkü,böyle bir karar verilmesini zorlaştıran ve hatta engelleyen hukuki, dini, ahlaki, toplumsal,kültürel,ekonomik ve ailevi bir çok faktör bulunmaktadır.

“Özellikle suçun yasak,günahın ise serbest olduğu(!)” bir toplumsal yapı içerisinde eşleri, birbirlerine karşı besledikleri olumlu duygulardan uzaklaştıran etkenleri kontrol etmek zorlu bir süreçtir.Güdülerini,özellikle de cinsel dürtülerini islah ve terbiye edememiş eşlerin, bu dürtülerini kontrol edemeyerek serbest olan(!) ve toplumda günah olarak değerlendiren bazı fiilleri işlediklerine sıkça şahit olunmaktadır.Yasak olduğu için suç sayılan  bir eylem ve söylemden, “suçlanmamak” ve “suçlu olmamak” için uzak duran bir eşin;toplumda “günah” olarak nitelendirilen eylemlerden uzak kalamaması sorgulanması gereken bir husustur.

Bazı evli insanlar,suç olduğu için yasak sayılan davranışlardan uzak kalırken;modern hukuk sistemine göre yasak sayılmayan ancak,toplumun ahlak sistemi ile birlikte çoğu zaman  kendi benliğinde de yasak olarak yer alan günah olan davranışlara yönelebilmektedir.Bazı eşlerin çoğunlukla gözlerden ırak zaman ve mekanlarda işledikleri günah içerikli fiilleri nedeniyle  aile yapılarında ciddi travmalar yaşanabilmektedir.Evlilik mutabakatına tamamen ters düşen fiiller işleyen ve eşlerini gizli ya da aleni şekilde aldatan kişilerin büyük bir maharete sahipmiş gibi ve “çok çapkın!” şeklinde  nitelendirilerek,model insanlar olarak sunulduğu bir toplumda boşanmanın serbest olmasının önerilmesinin sakıncası nedir?...

Eğer,bir insan cezasının olmadığını düşündüğü  ve her hangi bir hesap da vermeyeceğine inandığı bazı fiilleri kendisi için meşru görüyorsa ve onun meşrulaştırma çabası gösterdiği bu fiiller, gerçekte toplumun lügatında günah olarak tanımlanıyorsa; böyle bir kişiye günahın da  yasak olduğunu söylemek anlamlı gelmeyecektir.Bu nedenledir ki,her hangi evli bir insan eğer “evlilik dışı ilişkiler”e yöneliyor ise,bu kişi sanatçı(!) olarak sunulsa bile,böyle bir kişi bu tercihinin toplumsal, dini, ekonomik, kültürel, ahlaki, hukuki ve diğer tüm müeyyidelerine katlanmayı da  hak ediyor demektir.Bütün bu sistemlerin ön gördüğü müeyyideleri kaldıracağına kanaat getiriyor ve kaldırabilecek kadar kendisini “güçlü ve egemen(!)” görüyor ise;tam bir serbestlik içinde“özgürlüğünün(!)” bir gereği olarak, medenileştirmeyi başaramadığı ve ıslah edemediği “ilkel dürtülerini” doyurmayı ve tatmin etmeyi var oluşunun temel gayesi olarak görüyor demektir.Önceliği dürtülerini tatmin etmek olan  bir kişi için,”toplumun temeli olan aile”yi yok sayarak,“boşanmak serbest olmalıdır!..denebilir mi?...

Bu yazı toplam 6164 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ilker ünal
2013-04-18 17:53:37
evli boşanmışlar
hüseyin beyr teşekkür ediyorum, cesurca bir yazı... evli iken boşanmış bir şekilde hareket etmek bekarken evli gibi hareket etmekten daha kötüdür.... diye düşünüyorum ve toplumun felahı için ya sağlıklı aileler olacak ya da sağlıklı boşanmalar olacak. ama önce kaliteli insan, insanı yaşat ki devlet yaşasın demiş Şeyh Edebali
sidal yücedağ
2011-01-04 13:09:32
yazısında gerçekleri bize en olumlu yönde vurguluyor.
Tülin Güneri
2010-11-17 21:06:24
toplumun temeli AİLE
Mutlu bir hayat ,kendi doğasıyla uyum içinde olan bir hayattır. L:A:Seneca Aile,sosyolojik açıdan bir iletişim ve etkileşim grubudur.Aile bireyleri arasındaki sağlıklı iletişim ve etkileşim,hem bireylerin birbirlerine uyumunu hemde ailenin topluma uyumunu sağlar. Aile içinde dengenin, düzenin ve uyumun sağlanması için her aileye özgü olan ortak amaçlar,inançlar,değerler, duygular,kurallar oluşur.Birbirlerine sadakat ile yükümlü olan eşlerin aile içindeki rollerine uygun davranmamaları,ailenin devamını zorlaştırır.Eşlerden birinin evlilik dışı cinsel bir beraberlik yaşaması ,aile bireylerinin ruh sağlığını olumsuz biçimde etkiler.Eşler arasındaki çatışma ve tarışmalardan en fazla gelişme çağında bulunan çocuklar etkilenir.Sevgi, saygı ve güven duygusundan yoksun bir ortamda geçirilen çocukluk , ruhsal bozukluklar içinde yaşayan yetişkinleri oluşturur.Oysa en bilinen gerçek, sağlılklı toplumların , sağlıklı bireylerden oluştuğudur. Bu şekildeki evlilik görünür de yürüyen bir evlilik olsa bile temelinde ikiyüzlülük yatıyor demektir.O zaman yazarın tartışmaya açtığı bu Konu üzerinde çok iyi düşünmeliyiz
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim