• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 3 °C

Bebeklerin En doğal Besini

Bebeklerin En doğal Besini
Sezaryenli anneler, mutlaka bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmeleri gerekmektedir.

Bebeklerin En doğal Besini 

 Bebeğin ilk gıdası olan anne sütünün içinde hastalıklara karşı koyacak birçok madenini bulunduğunu kaydeden Akçay, "Bebekleri hastalıktan koruyacak en doğal besin maddesi anne sütüdür.


 Doğumdan hemen sonra, hatta henüz doğum masasından kalkmadan bebeğin emzirilmesi anneyle bebek arasındaki ilk temas açısından son derece önemlidir. Uzun süreli ve başarılı bir emzirme için bu şarttır. Bebek en geç bir saat içinde anne memesini algılar. Tekrar tekrar söylüyorum uzun süreli ve başarılı bir emzirme için bu çok önemlidir." dedi. Bebeğin en geç bir saat içinde anne memesine verilerek emmeye teşvik edilmesi gerektiği, bebeğin emmek için en istekli olduğu bu dönem geçirilirse uzun süre isteksizlik yaşanacağı söyleyen Dr. Akçay, "Sezaryenli anneler, mutlaka bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmeleri gerekmektedir." şeklinde konuştu.


 "BEBEK NE KADAR ÇOK EMERSE O KADAR ÇOK SÜT SALGILANIR"


 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Bektaş ise "Anne memesinden süt salgılanmasını prolaktin adındaki hormon sağlıyor. Prolaktin hormonunun uyarılmasıyla süt salgılanmaya başlıyor. Bu hormonu uyaran etki ise bebeğin anne memesini emmesi oluyor. Yani bebek ne kadar çok emerse, o kadar çok süt salgılanıyor. Anne sütünün besinsel ve hücresel içeriği sabit kalmayıp, sütün üretim basamağına, çocuğun erken veya zamanında doğmasına göre, anneden anneye ve günden güne değişiyor.


 Anne sütü, emzirmenin ilk günlerinde koyu sarımsı bir sıvı olarak salgılanıyor ve buna kolostrum adı veriliyor. Kolostrum, yüksek değerli protein, antikor ve mineral içeriyor. Bu süt doğumdan itibaren sadece birkaç gün üretiliyor ve bebeğin ihtiyacı olan tek besin olma özelliğini taşıyor. Sütün bileşiminde, emilmeye başladıktan sonra bir takım değişimler gerçekleşiyor. Protein ve mineral miktarında düşme gözleniyor. Yağ, laktoz ve enerjisi ise artmaya başlıyor. Bu dönemde salgılanan süte ise geçiş sütü deniyor ve yaklaşık iki hafta sürüyor. Daha sonra, daha açık renkte ve daha sıvı olan olgun süt üretilmeye başlanıyor." şeklinde konuştu.


 Atasam Hastanesi'nin uzmanları anne sütü hakkında şu bilgileri verdi; "Bebek için en uygun gıda anne sütüdür. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre, bu doğal gıda steril olduğu için hiçbir canlı bakteri içermiyor. Bebeğinizin bağışıklık sistemini güçlendirecek ve onu hastalıklardan koruyacak maddeler olan antikorları içeren anne sütü, her zaman hijyenik, pratik ve ekonomik olma özelliklerini taşıyor. Bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendiren ve sindirim sistemini düzenleyen prebiyotik lifler içeren anne sütüyle beslenen bebeklerde alerjik reaksiyonlar görülmüyor. Anne sütü, bebeğin sindirebileceği en ideal besin olduğundan, bebeklerde sık sık görülen kabızlık, ishal, gaz gibi problemlerin oluşumunu en aza indiriyor. Anne sütünün protein ve mineral içeriği, bebeğin henüz gelişmemiş böbreklerini zorlamıyor, kolay sindirim sağlıyor. 


 Bebek için gerekli olan tüm vitaminleri ve mineralleri de ideal oranlarda içeriyor. Bebeğin sinir sistemi hücrelerinin, beyin hücrelerinin, gözde görmeyi sağlayan retina tabakası hücrelerinin gelişimi için hayati öneme sahip Omega-3ve Omega-6 yağ asitleri açısından zengin olan anne sütü, bu yağ asitlerini olması gereken oranlarda ve doğru miktarlarda sağlıyor. Yapılan araştırmalarda, anne sütüyle beslenen bebeklerde kalp hastalıkları, kanser, şeker hastalığı, ağız ve diş gelişimi bozuklukları, bağırsak hastalıkları, alerji gibi durumların daha az görüldüğünü saptanmış bulunuyor.


 Hamilelik süresince büyük bir özlem duyarak bebeğini dünyaya getiren annenin, bebeğine verebileceği en güzel armağan anne sütüdür. Anne sütüyle beslenmek, bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlayacak, bebekle anneyi birbirine yakınlaştıracak ve dolayısıyla bebeğin, annesinin göğsünde kendini güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur."

Bu haber toplam 1215 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Stresin En çok Etkilediği alan: CİLT22 Ağustos 2016 Pazartesi 12:35
  • Bütün Gün Oturarak Çalışıyorsanız Dikkat!28 Temmuz 2016 Perşembe 14:18
  • Kronik Hastalıklar Akıl Sağlığını Bozuyor05 Haziran 2016 Pazar 11:01
  • Oruç Tutarken Halsizliği Önlemenin Yolları!30 Mayıs 2016 Pazartesi 20:59
  • Kanserin Psiko-Sosyal Etkileri Var19 Mayıs 2016 Perşembe 13:19
  • Neden Kilo Alırız?18 Mayıs 2016 Çarşamba 18:57
  • Bilinçaltımız da Bizi Hasta Ediyor!09 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
  • Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Sorun?02 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07
  • İnatçı Depresyona Elektroşokla Müdahale20 Nisan 2016 Çarşamba 20:21
  • Çocuklar Neler Yutuyor?19 Nisan 2016 Salı 18:46
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim