1. YAZARLAR

  2. Maruf BEÇENE

  3. Alan Dışı Rehber Öğretmenlik Hakkında ki Düşüncelerim
Maruf BEÇENE

Maruf BEÇENE

Yazarın Tüm Yazıları >

Alan Dışı Rehber Öğretmenlik Hakkında ki Düşüncelerim

A+A-

Sosyoloji ve Felsefe mezunlarının Rehber Öğretmen olarak atanmasına karşı değilim.

Gerekçem de şu: Rehber öğretmenlik bir kadrodur. Psikolojik Danışman, Psikolog yada Sosyolog olmak bir unvandır.

Özel sektörde özellikle dershaneler yasal açıdan rehber öğretmen bulundurmak zorunda oldukları halde PDR mezunlarının yüzde 90'nı devlete atandığı için ilgili branştan öğretmen bulamıyorlar.

Ayrıca Dershane rehberliği ile PDR formasyonu arasında çok da paralel bir bağ yok. ÖSYS yada SBS sistemini bilen bir kişi çok iyi rehberlik hizmeti verebilir. Bu konuda PDR yada psikoloji mezunlarından daha gayretli ve istekli olduklarına bizzat şahit olmuşluğum vardır. Bununla beraber şunu da söylemeliyim:

14 yıllık rehber öğretmenim. PDR ünvanı ile atandım. Açık söyleyeyim PDR ve Psikoloji mezunlarının şişkin egoları çoğu zaman mesleki faaliyetlerinde bir handikap olarak öne çıkıyor. Amacım sosyoloji yada felsefe mezunlarını övmek değil.  Benim gözlemlediğim gerçek bu.

Bu açıdan MEB’in Rehber Öğretmenlerin Ataması başlıklı yazısında Sosyoloji ve Felsefe mezunlarına Rehber Öğretmenlik olanağının sunulması hem pedagojik hem bilimsel hem de işlevsel bir sakınca barındırmamaktadır.

190 puanla özel üniversitelerde psikoloji ya da PDR bölümünü okuyanların rehber öğretmenlik yapması; Sosyoloji yada Felsefe mezunu birinin rehber öğretmenlik yapmasından daha sakıncalı ve daha tartışmaya değer bir konudur.

Ben tartışmaların mesleki etik bağlamdan ziyade mesleki fetişizm hissiyle yapıldığını düşünüyorum. Özellikle PDR mezunu kişilerin bu tartışmalara girmek yerine aldıkları eğitimin psikolojiyle ilgisine bakmalarının ve buna itiraz etmelerinin daha elzem olduğuna inanıyorum.  (Merak edenler İstanbul Üniversitesi PDR Bölümünde okutulan derslere bakabilirler.)

Ayrıca bir mesleği lisansa haps etmek uluslararası eğitim ahlakıyla bağdaşan bir durum değildir. Unutmayalım ki; Freud bir fizyoloji hekimi ve nörolog, Piaget bir zoolog, Jung bir antropolog ve psikiyatri hekimiydi. Örnekler arttırılabilir)

Türkiye’deki mevcut sistem ruh sağlığı yasası ile sağlıklı bir zemine kavuşturulmadan bu tür tartışmalar abesle iştigaldir.

Özellikle Psikologlar Derneğinin başlattığı imza kampanyası tam bir paradoks örneğidir. Düne kadar PDR mesleğini psikoloji biliminden saymayacak kadar pervasız tutum içinde olan bu dernek aynı zamanda PDR psikolog tartışmasının ana provokatörüdür. Yıllarca Wisc-R eğitimlerinden PDR mezunlarını dışlamak suretiyle Wisc-R eğitimlerinin merdiven altı alanlarda yapılmasına neden olan Türk Psikologlar Derneği’nin  rehber öğretmenliği kursuna yönelik MEB'in son etkinliğine karşı imza kampanyası başlatması en hafif deyimle tükürdüğünü yalamaktır. Bu imza kampanyasıyla Rehabilitasyon merkezlerinde istihdam edilen psikologların istihdam alanlarının daralmasına karşı güya mesleki savunuculuk görevi ifa ediyor. Bunu yapacağına Psikologların Rehabilitasyon merkezlerinde özel eğitim öğretmeni gibi çalıştırılmasına karşı bir tutum takınması daha elzemdir.  Rehabilitasyon merkezlerinde çalıştırılan psikologların mesleki tükenmişlik sendromu yaşadıkları bilinen bir gerçek olarak ortada dururken, olaya bu kadar sığ yaklaşmak ayrı bir trajedidir.

 Mesleki gasp konusunda birkaç şey daha söyleyerek yazımı bitireceğim:

Ortada mutlaka bir gasp durumu varsa bunu hangimiz yapmıyoruz ki:

Psikiyatrist gibi ilaç öneren psikologlarımız yada psikolojik danışmanlarımız yok mu?

Psikoterapi eğitimi almadan psikoterapistim diye piyasaya kendini tanıtan psikiyatri hekimleri yok mu?

Okullarda istihdam edilmek üzere açılan PDR bölümü mezunları psikologların tüm çalışma alanlarına göz dikmiyor mu?

Rehabilitasyon merkezlerine psikolog olarak atanan psikologlar özel eğitim uzmanlarının işini yapmak suretiyle bir başka meslek grubunun işini gasp etmiş olmuyor mu?

Çocuk gelişimi mezunu olup kendisini Aile ve Çocuk Terapisti olarak tanıtan çocuk gelişimcileri yok mu?

Cinsel terapist unvanını kendi kendisine uydurma bir şekilde veren ve Vajinismus tedavisi yapıyorum diyen psikolog, pratisyen hekim, kadın doğum uzmanları ve nörolog yok mu?

Otizmde en etkili tedavinin özel eğitim olduğu ortadayken, Otistik bir çocuğu haftada 3 defa psikiyatrik tedavi amacıyla ofisine çağırıp ailesinden tonlarca para alan psikiyatri hekimleri yok mu?

Var hem de sayıları sayılamayacak kadar çok.

Bir iki sertifikayla koç moç ve kişisel gerilim mi gelişim uzmanı mı belli olmayan güruhu da saymıyorum…

Liste uzayıp gider… Ruh sağlığı yasası olmadığı sürece bu tür tartışmalar sadece vaktinizi alır.

Ben olsam bol kitap okur iyi bir psikoloji uzmanı olmaya çalışırdım. Çünkü asıl tehdit okumayan niteliksiz uzman sayısında ki nicel bir artıştır…

Sosyoloji veya Felsefe mezunlarının rehber öğretmen olması bu sorunların yanında denizde çakıl hükmündedir…

Ayrıca MEB’in son yazısı sadece özel sektörün yaşadığı ciddi ve aşılamayan bir soruna çözüm üreten işlevsel bir uygulamadır.

En azından ben böyle düşünüyorum…

 

Bu yazı toplam 7365 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
38 Yorum