• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 14 °C

Aile İçi Şiddet, Çocuklarda İdrar Kaçırma Nedeni

Aile İçi Şiddet, Çocuklarda İdrar Kaçırma Nedeni
”Aile içi şiddet ve boşanma gibi stres kaynakları daidrar kaçırmaya sebep olabilir”

Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOÜ)  Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd.  Doç. Dr. Ufuk Şenel, aile içi şiddet ve boşanma gibi stres kaynaklarının  çocuklarda idrar kaçırmalarına sebep olabildiğini bildirdi.

Şenel,  yaptığı açıklamada, halk arasında "idrar kaçırma"  olarak bilinen "enürezis" hastalığının çocuklarda sık görülen ve genellikle dikkate alınmayan bir rahatsızlık olduğunu belirtti.

Enürezisin yalnız gece, hem gece hem gündüz olmak üzere iki şekilde  görülebildiğini aktaran Şenel, hastalığın gece daha sık görüldüğünü dile getirdi.  Hastalığın erkeklerde kadınlara göre iki kat fazla görüldüğüne dikkati çeken  Şenel, sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyi düşük ailelerde ve özellikle ailenin ilk  çocuğunda görülme sıklığının daha fazla olduğunun bilindiğini anlattı.

Türkiye Enürezis Çalışma Grubu üyeleri tarafından hazırlanan ve 2010  yılında yayımlanan Türkiye Enürezis Klavuzu'nda yer alan araştırma sonuçlarında  idrar kaçırmanın daha çok genetik kaynaklı olduğunun görüldüğüne işaret eden  Şenel, şunları aktardı: "Ailesinin geçmişinde idrar kaçırma hastalığı olanlarda idrar kaçırmanın  görülme olasılığı yüzde 77. Eğer sadece anne veya babasından birinde varsa  görülme olasılığı yüzde 46'ya kadar düşmektedir. Eğer ailesinin idrar kaçırma  geçmişi yoksa yüzde 15 oranında görülmektedir. Uyanma bozuklukları, hormonal  bozukluklar ve idrar torbası ile ilişkili faktörler de enürezise sebep olabilir. Ayrıca aile içi stres de idrar kaçırmayı tetikleyebilir. Örneğin çocuğun  kardeşinin dünyaya gelmesi, aile içi şiddet ve boşanma gibi stres kaynakları da  idrar kaçırmaya sebep olabilir."         

"İdrar kaçırma tedavisi kısırlık yapmaz"

Yrd. Doç. Dr. Ufuk Şenel, hastalığın her beş çocuktan birinde  görülebileceğini vurgulayarak, "Hastalık 5 yaş civarında görülür. Çocuklar  psikolojik olarak çok etkilenir. Misafirliğe gidemezler, arkadaşlarından  kopabilirler. İçine kapanık ruh hali oluşan çocuklarda okul başarıları düşebilir,  sosyal çevresinden uzaklaşabilir. İlerleyen yaşlarda kendine güven sorunu gibi  psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir" diye konuştu.

İdrar kaçırma hastalığının tedavisinin kısırlığa yol açacağının  düşünüldüğünü ve bu yüzden ailelerin tedaviye sıcak bakmadıklarını anlatan Şenel,  bu nedenle bazı ailelerin bilinçli olarak tedaviden kaçtığını söyledi.

Şenel, idrar kaçırmaya yönelik tedavilerin hiçbirinin kısırlığa yol  açmadığını, Avrupa ve ABD dahil bütün dünyada kullanılan tedavi yöntemlerinin  Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olduğunu aktardı.

Alarm tedavisi

Tedaviye beş yaşından önce başlanmamasını öneren Şenel, tedaviye başlama  yaşının 5-6 yaş olduğunu vurguladı. Şenel, enürezis tedavisinde ailelerin uyması  gereken basit destekleyici öneriler olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti:

"Bunlar, çocuğun beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek ve aldığı  günlük sıvı miktarını düzenlenmektir. Akşamları yatmadan 2 saat önce sıvı alımı  mümkün olduğunca kısıtlanmalıdır. Çocuğun fiziksel aktiviteleri düzenlenmeli,  uzun süreli televizyon izlemesi, bilgisayar oyunları oynaması ve uzun süreli  oturur pozisyonda kalmasını gerektiren aktiviteler engellenmelidir. Evde ve  okulda 2-3 saatte bir düzenli tuvalete gitmesi ve idrar yapması sağlanmalıdır.  Çocuğa bez bağlamaktan kaçınılmalıdır. İdrar kaçırma sonrası çocuğun ve giysilerinin temizlenmesinde, çarşafının değiştirilmesinde çocuğun yardım etmesi  sağlanmalıdır ve aileler çocuğa ceza uygulamamalıdır."

Destekleyici tedavilerin tek başına yeterli olmayacağını da belirten  Şenel, "İki çeşit tedavi vardır. Birincisi alarm, ikincisi ise ilaç tedavisidir.  Alarm tedavisi özellikle uyanma sorunu olan çocuklarda en etkili yöntemdir.  Çocuğun idrar yaptığı anda alarm çalarak çocuğun uyanması sağlanır. Başarı şansı  yüzde 65-75 oranındadır. Tedavi, en az 6-8 hafta uygulanmalıdır. Eğer sonuç  alınırsa 3-5 ay tedaviye devam edilmelidir" şeklinde konuştu.

 
Bu haber toplam 1322 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim