• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 5 °C

40 yılda 40 bin çocuğu oyunla tedavi etti

Nuran ÇAKMAKÇI

Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan deneyimsel oyun terapisi yaklaşımının yaratıcısı Dr. Byron Norton, 40 yılda 40 bine yakın çocukla oynayarak, onların sorunlarını çözdü.

“Çocuklar duygularını büyükler gibi anlatamadıkları gibi duyguları hakkında büyükler gibi konuşamazlar da” diyen Dr. Norton, çocuklarla yapılan terapilerin büyüklerden farklı olması gerektiğini söylüyor. Psikoloji İstanbul’un davetlisi olarak İstanbul’a geldi, sorularımızı yanıtladı.

Ne zamandan beri çocuklarla oynuyorsunuz?
- Ergen dönemimden beri. Aslında kendimi bildiğimden beri çocuklarla oynamak istedim. Ama herkes bana komik bir şekilde bakıyordu. Ben de psikoloji okudum ve rahat rahat onlarla oynadım. Ancak, benim yöntemim ile eğitim aldığım üniversiteninki farklıydı. Profesörlerim bildiklerini bana öğrettiler, ama fazla bir şey bilmiyorlardı. Doktora yaptığım dönemde de profesörler beni izlediler. Çocuklarla oynarken, kafamda birdenbire ışık çaktı. Aslında çocuklar bize daha fazlasını söylüyorlardı, bizim duyduğumuzdan farklı şeyler anlatmaya çalışıyorlardı. Ben de onlarla oynarken her şeyi yazmaya başladım. Oyuncakların anlamından tutun da, çocukların içinde bulundukları anlamı sorgulamaya kadar her şeyi izledim. Daha sonra hayvanları izledim. Çünkü, çocuklar bir sürü hayvanla oynuyorlardı. Ve bir şeyler görmeye başladım.

Oyuncağı siz mi seçiyorsunuz, çocuk mu?
- Asla ben seçmiyorum, oyuncağı çocuk seçiyor. Oyun terapistleri genelde çocukla konuşur, ben konuşmuyorum. Çünkü, çocuklar oyun oynarken daha derine iniyor. Örneğin, elindeki vahşi hayvanla bana saldırıyorsa ben ağlıyorum, üzülüyorum. Çocuğun yaşadığı duyguları dışavuruyorum. Çocuk, o zaman onu anladığımı anlıyor. Bu oyun sürecinde çocuk yavaş yavaş kendi gücünü kazanmaya başlıyor. Oyunda normal gülücüklere dönülürse çocuk yeniden kendine güvenebilir, yaşına uygun davranabilir.

ÇOCUĞUN İÇİNDEKİ ACIYLA UĞRAŞIYORUZ

Hangi durumlarda oyun terapisine ihtiyaç duyuluyor?

- Önemli birinin ölümü, ebeveynlerin boşanması gibi sebeplerle bana gelebiliyorlar. Bazen de içe kapanıyorlar, davranışlarında sorun yok gibi gözüküyor, ama sorun daha sonra ortaya çıkıyor. Okulda mesela. Ebeveynlerden biriyle bağlanma sürecinde doğru bağlanma olmadığı veya kesinti olduğu zaman, diğer kişilerle ilişki kuramıyorlar. En çok gördüğümüz vakalar, genelde kızgın, bir şeyler fırlatan çocuklar. Aile davranış problemi gördüğü için bize getiriyor. Bazen de korku içinde yaşayan çocuk gelir, karanlıktan korkar vs. Ya da çevresindeki zorlukları kaldıramaz, daha küçük yaşa döner. Üç yaşındayken bir yaşındaymış gibi davranır. Bazen anne babanın şiddetine tanıklık yapar. Biz daha çok uçak kazası, deprem, birini kaybetme ile ilgili olan travmalara bakarız. Biz çocuğun içindeki o acıyla uğraşırız. Çünkü çocuk o acıyla nasıl baş edeceğini bilemez.

Oyun terapisi için yaş sınırı var mı?
- 2 yaş başlangıç olabilir. 9-10-11 de idealdir. Kızlar 1.5 yaşta da başlayabilir. Bazen 13-14’e kadar oynayabilir.

Bir çocuğun sağlıklı olduğunu gösteren en önemli kriter nedir?
- Ebeveyni dışında, çevresindeki herkesle sağlıklı ilişki kurması. Amerika’da ilköğretim 3’üncü sınıflar arasında bir araştırma yapıldı. Şu ortaya çıktı: En iyi iletişim kuran çocuk en başarılı çocuk. Her şey ilişkide gizli. Ne zenginlik, ne geldiği aile önemli.

BABALAR SOSYAL BECERİLERİ ÖĞRETİR

Çocuğun hayatında anne mi baba mı daha önemli?

- Şefkat ve sevgiyle çocuğu büyüten anne. Ona ihtiyacı olan her şeyi veriyor. Aralarında bir sürü dokunma var. Çocuk doğduğu andan itibaren hiçbir şekilde anneden ayrılmıyor. Zamanla anneden ayrılıyor ve dünya ile ilişkisi başlıyor. O zaman baba işin içine giriyor. Dünya ile olan ilişkiyi, sosyalliğin içinde nasıl olacağını gösteren kişi babadır. Ana taşları anne oluşturuyor, baba da modelleme yapıyor. Baba, sosyal becerileri gösterir. Ancak bir şey öğretme gayesinden uzaklaşarak çocukla oynamalılar. Sadece ilişkinin keyfi adına... Yine bir araştırmaya göre baba-çocuk ilişkisi iyi olan ailedeki çocuklar her zaman hayatta daha başarılı oluyor. Bu tür ailelerde baba çocuğu yargılamaz, korkutmaz.

Günümüz gençliğinin en önemli sorunu şiddet eğilimli olması ve bağımlılık. Sizce nedenleri nedir?
- Her yaşın kendine özgü güven duygusu vardır. Bunu kaybeden çocuğun davranışları değişir. Şiddete yönelik, karşı çıkma gibi yönlere döner.

Ya bağımlılık?
- Yine yaşına özgü şeylere sahip olmamakla ilgili. Kendine güven, kontrol etme duygularına sahip olmayınca çocuk kendini iyi hissetmez, bunun yerine başka bir şey bulmak zorunda kalır. O zaman bağımlılık büyük risk.

SORUNSUZ ÇOCUK YETİŞTİRMEK İÇİN

En önemli anahtar çocukla ilişki kurmak.
Ona iyi bir bakım verin. Bu, sadece ihtiyaçlarını gidermek değildir, şevkattir. Aile ile beraber olmaya çocukların çok ihtiyacı var.
Ona güven verin. “Yanımda güvendesin, sakinim, sen de sakinsin” mesajını iletin.
Göz kontağı kurun, dokunun.
Öğretmenler de çocuğun hayatında çok önemli. Öğretmenin çocukla ilgilenmesi, ona sevdiğini göstermesi, zaman zaman “Sen benim için değerlisin” demesi gerek. Onu zorlamamalı, eleştirmemeli, cesaretlendirmeli. En iyi öğrenme stilini bulması için ona yardım etmeli.

BYRON NORTON KİMDİR

Kuzey Colorado Üniversitesi’nin Profesyonel Psikoloji Bölümü, Psikolojik Danışmanlık alanında profesörlük görevinden emekli oldu. 25 yılı aşkın süredir yüksek lisans öğrencilerine ve profesyonellere oyun terapisi eğitimi veriyor. Uluslararası geçerli olan Çocuk Psikoterapisi ve Oyun Terapisi konusunda profesörlük unvanına sahip. Oyun Terapisi ile Çocuklara Ulaşma (Reaching Children Through Play Therapy) ve Cinsel İstismara Uğramış Çocukların Oyun Terapisi ile Tedavisi (Treating Sexually Abused Children Through Play Therapy-yazımı devam ediyor) kitaplarını yazdı.
www.playtherapy.ws
Bu yazı toplam 4032 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim