• BIST 108.827
  • Altın 154,122
  • Dolar 3,8359
  • Euro 4,5239
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 7 °C

21. YÜZYIL VE YALNIZLAŞ(TIRIL)AN İNSAN

Tarık Muzaffer

 

Tabiaat ve insan doğal formunu ve niteliğini değiştirdikçe ilerleme gibi görünen bir çok gelişme yada değişim alanları telafisiz hasarlara neden olmaktadır. Bunlardan biri de bireydeki yalnızlık ve bireyselleşen yaşamlardır.

21. yüzyılda, mekanik yaşamların öncelendiği ve özendirildiği bir dünya kurgusu, kent yaşamında ki organik iş ilişkileri, iletişimin her alanında çıkar ilişkilerinin davranış düzeyinde ki şiddetli vurgusu, insanı asıl formundan uzaklaştırmaktadır.

Kentleşmedeki hızlı ilerleme “güvensiz ve şüpheyle yaklaşılması gereken birey ilişkileri” sorununu da beraberinde getirmiştir. Artık bir çok aile çocuklarının birebir yada grup ilişkilerine oldukça ihtiyatlı yaklaşmaktadır. “Evin içinde ki birey güvende olan bireydir” yaklaşımı bir çok ailenin zihindeki güvenlik anlayışını ifade etmektedir. Çocuklarının bireysel yada sosyal ilişkilerindeki davranış yada tercihlerine kıstlama getiren ailelerde en çok dillendirilen düşüncelerin başında “Ben çocuğuma değil çevreye güvenmiyorum” anlayışı gelmektedir.

Hasarlı ve marazi olan bu müdahaleci yaklaşımda belki de daha korkutucu olan “Ailelerin bu noktada haklı gerekçelere sahip” olmalarıdır.

21. Yüz yıl tüm kalkan ve taarruz argümanlarıyla bireyde ki sosyal yaşamı kuşatma altına almış ve bir çoğumuz istemeden bu kuşatmanın etkisini formel yada informel dünyamızda yaş(at)ıyoruz.

Bireysel destek ile bireyselleşme kavramları birbirine girmiş ayrıştırmak için genel geçer yada işe yarar ölçüt bulmakta bir çoğumuz zorlanıyoruz.

21. yüzyılda insanı bireyselleştiren temel etkenler konusunda aşağıdaki tespitleri ifade etmekte yarar varıdır.

- Kentleşmeye bağlı sorunlar

- Kitle iletişim araçlarının bireyin zamanını gereğinden fazla işgal etmesi.

- Bireysel yaşam alanlarının özendirilmesi

- Sun-i ilişkilerin yada sanal dünyaların artması

- Suç ve ilegal yaşam alanlarında ki artış ve buna bağlı olarak aile ve kişilerde sosyal ortamlara karşı tedbirli tutumlar.

- Büyük kentlerde ki ulaşım süresinin artmasına bağlı olarak bireylerde yalnız kalma ve dinlenme ihtiyacının artması

…vb

Bireyselleştirilmenin olası sonuçları:

Yalnızlığa bağlı psikolojik sorunların artması. Özellikle ergenlik döneminde ve yaşlılıkta insanlar sosyal desteğe daha çok ihtiyaç duyar.

Somut ve donuk insan tiplerinin artmasına neden olur.

Organik ve çıkar ilişkilerini beraberinde getirir.

Kişiyi resmi bir yaşam tarzına zorlar. Söz değerini yitirir.

Boşanma vb… aile parçalanması sorunlarına sebep olur.

Bencil ve eli tutuk (cimri) kişilerin artmasına sebep olur, cömertlik ve paylaşımı olumsuz etkiler.

Sosyal duyarlılık azalır. Bireyin kendisi zarar görmedikçe yada zarar bireye dokunmadıkça o davranışa karşı bireysel duruş sergilenmez.

Ailelerde dış dünyaya karşı aşırı olumsuz tutumlara sebep olur.

Kurumsal örgütlenmelerin artmasını sağlar.

Bireyin yerini STK lar alır.

…..vb

Özetle bireyselleşmeyle İnsan kendisini “İnsan” yapan türe özgü bir çok özellikten uzaklaşmış olur. Olgunun korkunç olan boyutu ise tabii bir şekilde ilerliyor olmasıdır. Önemsenmesi gerek diğer bir nokta ise “bireysel destek ile bireyselleştirme”yi ayırmanın gerekliliğidir.  

 

 

Bu yazı toplam 4425 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Oğuzhan Özdemir
2007-12-08 22:08:39
görünürde tekil,kişilikte çoğul(ortalama birey,herkeste bulunan,şeyleşti
Jean-Jacques Rousseau'nun "Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev"inde belirttiği gibi ilk zamanlardan son zamanlara kadar gelmiş geçmiş insan toplulukları arasında en ilkel olanı en medenî olarak nitelenen,en gelişmiş olarak nitelenen son dönem insanlarıdır(kendi dönemi için ve biz bunu bugün için daha kolay söyleyebiliriz). Bilimler ve sanatlar insan olmaklığı köreltmiştir, kadınlar hayasızlaşmış, erkekler kadınsılaşmış ve kadınların kölesi olmaya başlamış, görünümde ve yaşam şartları dolayısı ile kaba -ilkel olarak adlandırılan insanlara nazaran medenî insan oldukça ilkel ve vahşidir.Büyük savaşlar,kan dökmeler, bayağı hazlar, anlamsız uğraşlar,fikirler peşinden koşmaktadır.Görünümün altında iğrenç bir pislik yatmaktadır. Carl Gustav Jung'un kendi medeniyeti-her ne kadar medeniyet denilebilir tartışılır- için belirttiği gibi, her yere devasa binalar diken,uzaya giden,atom çekirdeği ile oynayan ve nükleer enerji çıkaran, teknik ve bilim alanında büyük gelişmeler kaybeden Batı dünyası sıfırı tüketmiştir, ruhî olarak çöküntüdedir, tutunacak tek bir hakikati kalmamıştır. Uzakdoğu düşüncelerine, dinlerine Batı tarafından duyulan ilgi bunlarla eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir.Hatta Hıristiyanlığın, "Tanrının Ölümü" ile birlikte( Nietzsche, Tanrı öldü) Hıristiyanlığın sekülerizm büyüsü ile ortalıktan sosyal hayatın belli bir kurumu olarak kenara itilmesi, kişinin gönül bağının pazar ayinlerine kilitlenmesi (-çarpık da olsa- ) sonucu, "bari tanrı varmış gibi yaşanmıyor", denilerek yoga,ayur veda gibi büyük sistemlerin -ki Batı'nın tecrübesi ile alakasız bir çeşmeden akmalarına rağmen- belli unsurlarına, avını yakalamayı henüz bünyesinde yaşanmışlıkla oturtamamış yavru hayvanlar gibi zavallı bir çaresizlikle saldırılmıştır,saldırılmaktadır.Fakat tüm bunlar nafile...Batı tükenmiştir, Rene Guenon'un Modern Dünyanın Bunalımı'nda, doğu entelektüelitesini benimsemişler olarak yardım edebiliriz; ama bunun sonu var mıdır,Batı kurtulur mu?, olumlu olarak karşılık alınamayacağı için cevaplanamayacak bir sorudur, dediği gibi aşikârdır. "Birey" olmaklığa sıkıştırılmış ve her türlü iktidar kurma ile kendisine abuk bir tarihsellik- toplumsallık yüklenmiş modern hatta ne idiği belirsiz ve cılkı çıkmış postmodern insansılar için kurtuluş diye bir şeyden söz etmeden önce, artık yan yana gelmiş nicelikten ibaret olan ve birlikte kitle olarak karşımıza çıkan toplumsal dışının (toplumsallığını kaybetmiş) ele avuca sığmayacak şekilde lümpenliği,incelenmezliği, kontrol edilemezliği,anlam yüklenemezliği mevcuttur. Dünyanın en ilkel eğitim-öğretim sistemleri çağında bedenlerimize doğru ,insanlığımıza karşı ilerlerken şahsiyetten söz etmek bayağıdır.Burada ahlâktan bahsetmek aptallıktır, yeterince ahlâk vaazı verilmektedir.Her şeyin sırrı yazılmaktadır, başarmanın, ticaretin, insan ilişkilerinin, kadınları, erkekleri tavlamanın, zengin olmanın,etkilemenin...kısacası ahmaklığın daniskasının vesselam.Ahmet İnam'ın(Prof.,Odtü, felsefe bölümü) da belirttiği gibi bunların aksini yaparsanız insan olabilirsiniz. Yaşasın bireycilik-individualism,yani yaşasın kişisel hakların ve keyfiliğin(eşekliğin baki kalmasının) ,toplumun yozlaşmasının(eşşoğlu eşşekleşmesinin) , ne yaparsan yap zaten maymunsun taklit olacakın (maymundan geldik zaten,bilimsel dayanak) şakşaklaşması... Birey olmak yani öznelliğin kutsanması Descartes'tan bu yana akışlanmaktadır, ta ilkçağlarda sofistlerin tutumları bizce de övülebilir, öznenin nesne karşısında merkeze koyularak temellendirilmesi doğru görülebilir; fakat birey-özne profan bir temel üzerinde yüceltilemez,üstelik insanın doğuştan gelen hakları gibi terbiyesizce süslemelerle. İslâm dini toplum için gelmemiştir, bireyin insan olması adınadır; fakat aynı zamanda(paralel olarak) hem birey için hem toplum içindir. Temelde de eşref-i mahlukât olacak insan kokuşmuşluk üzerinden piyasa malı yapılarak -fahişe gibi- pezevenk ideolojilerce pazarlanmaktadır. Nietzsche'nin Deccal'de sürekli üzerinde durduğu insanlıktan düşmüşlük -decadence;şimdinin değerleri, sürü değerleri,psikoloijisi- kendini sevmek,saymak ve değer olarak görmek yerine toplum papazlarınca iktidar üzerinden istavroz çıkarılarak kurumsallaştırılmaktadır. "Ey günümüz insanı, kendi suratınızdan başka maske giymenize ne hacet! Sizleri bu hâlde kim tanıyabilir?" (Böyle Buyurdu Zerdüşt,Nietzsche) Oğuzhan Özdemir Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğrencisi
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2017 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim