• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 29 °C

14 Şubat Yalnızlık Anksiyetesine Kapılmayın

14 Şubat Yalnızlık Anksiyetesine Kapılmayın
14 Şubat’a günler kala sevgilisi olanlar hediye alma ve o günü özel bir şekilde kutlama telaşına girerken; yalnız olanları da bir hüzün duygusu kaplayabiliyor.

Her insanın korkulu rüyası olan yalnızlık duygusuna bakış açısı ve başa çıkma yöntemleri de kişilere göre farklılık gösteriyor. Kimileri bu hissi sosyalleşerek atlatmaya çalışırken kimileri de gittikçe içine kapanabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psikolog Sevda Sevimli Yurtseven, yalnızlık korkusu hakkında bilgi verdi.

YALNIZLIK=TERK EDİLMİŞLİK Mİ?

Yalnızlık, öznel ve nesnel tanımlanabilir. Bu yüzden de karmaşık bir konudur. Bazı varoluşçu felsefeciler insan bilincindeki temel yapının yalnızlık olduğunu belirtirler. Ancak insan, doğası gereği sosyal bir varlıktır ve zaman zaman yalnız kalma isteği görülse de kronik yalnızlık, psikolojik problemler getirebilir. Yalnızlığı olumsuz olarak tanımlamak doğru değildir. Yalnızlık duygusu, bazen kişinin kendini ve dünyayı anlaması, tanıması, başkalarını tanıması için bir zemin oluşturabilir. Yalnızlık, kişilerin yaşantılarına verilen anlama göre olumlu veya olumsuz algılanabilir. Doğu toplumlarında yalnızlık; acı, terkedilmişlik, kimsesizlik ve mutsuzluğu çağrıştırırken; Batılı toplumlarda bireyselliği çağrıştırabilir. Fakat yalnızlık sosyal ilişkilerdeki tecrübesizlik ve başarısızlık sonucu beklentilerin gerçekleşmemesi ve duygusal bir boşluk oluşması şeklinde de hissedilebilir.

YALNIZLIĞA OLUMSUZ ANLAMLAR YÜKLEMEYİN

Doğumdan itibaren çevresi ile ilişki kuran insan, çeşitli yaşlarda farklı kişilerle farklı ilişkiler kurmaya başlar. Bebek ilk olarak anne ve babası ile yakın ilişki içinde olur. Ergenlikle beraber arkadaşlar ve flörtler ön plana çıkar. Yetişkinlikle beraber beklenen,  bir sevgi nesnesi ile derin ve anlamlı bir ilişki kurabilmektir.  Bir antropologun yaptığı araştırmada; yaş, cinsiyet, cinsel yönelim, dini inanç ve etnik grup fark etmeksizin aşık olan insanların partnerleri ile ilgi sorulara benzer cevaplar verdiği belirtilmiştir. Yani yeryüzündeki insanlar aşkla ilgili aynı süreci yaşıyorlar denilebilir. Bu nedenle de aşk şarkıları, şiirleri ve filmleri tüm dünyada evrenseldir. Aşk kimileri için inanılmaz bir mutluluk, kimileri için tam bir acı kaynağıdır. Duygularımızı düşüncelerimiz şekillendirmektedir. Yaşadığımız olaylara, geçmiş deneyimlerimizle, aileden öğrendiğimiz ilişki kalıpları ile bizzat tecrübe etmesek de okuduklarımız, gördüklerimiz, karşılaştıklarımızı hatırlayarak tepki veririz. Aşk bir yaşantıdır ve bu yaşantıya verilen anlam kişiye göre değişir. Eğer aşk için verdiğiniz anlamlar olumsuzsa, sürece değil sonuca dair düşünmeniz ön plandaysa, sevgili ile ilgili her şey size olumsuz duygular çağrıştıracaktır. Yalnızlık acı, aşk acı, her şey acı... Böyle düşünüyorsanız baktığınız gözlüğü değiştirmek gerekir.

TEK GÜN İÇİN DEĞİL BÜTÜN YIL İLİŞKİNİZE ÖZEN GÖSTERİN

14 Şubat olarak belirlenmiş Sevgililer Günü’nde yalnızlar bu günü nasıl geçirsin gibi bir soruya verilecek cevap; doğumdan itibaren “yalnızlığın ömür boyu” olduğunu kabul etmektir. Bu nedenle Sevgililer Günü’nde yalnız olmak önemli değildir. Diğer zamanlarda sevgili ve etrafınızdakilerle kurduğumuz ilişkilerin nasıl olduğu önemlidir. Bu günde ve diğer zamanlarda sevgilisi olmayanlar, anlamlı ve derin ilişkiler kurmak için “Nasıl  davranmalıyım?” sorusunu sorabilirler. Aşk doğuştan hormonlarla olan bir durumdur. İlişkiler yatırım gerektirir, ilişkiler canlıdır, doğar, büyür, gelişir, sizden beslenir ve sizi besler. Bakmadığınız beslemediğiniz, önemsemediğiniz, geliştirmediğiniz bir ilişki canlı kalamaz. Sevgiliniz olsun veya olmasın hayatınızdaki tüm ilişkiler ve bu ilişkilerin kalitesi keyifli yaşamın ana unsurudur.

Bu haber toplam 2981 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kuşaklar Arası Çatışma Ve Gençlik22 Ocak 2017 Pazar 10:15
  • Yaşam Süresi Güneşe Mi Bağlı?11 Ocak 2017 Çarşamba 20:24
  • Ağlamanın Faydaları?25 Kasım 2016 Cuma 18:09
  • Cinsiyetçiliğin Erkeğe Zararı?24 Kasım 2016 Perşembe 16:51
  • Hayatınızı Basitleştirin!17 Kasım 2016 Perşembe 18:25
  • Dopamin Seviyenizi Arttırmanın 10 Yolu14 Kasım 2016 Pazartesi 19:25
  • Uzun süreli ilişkinin sırları14 Kasım 2016 Pazartesi 19:09
  • “Burun Farkıyla” Gelen Tarz!14 Kasım 2016 Pazartesi 18:05
  • Düzenli Egzersiz ile Zihin Sağlığı İlişkisi10 Kasım 2016 Perşembe 10:54
  • Yanlış Kişiyle Beraber Olduğunuzu Gösteren 5 Madde10 Kasım 2016 Perşembe 10:39
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Aktüel Psikoloji | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02124661050 | Faks : 02129093121 | Haber Yazılımı: CM Bilişim